İki Cami Arasında Beynamaz!

 

İki Cami Arasında Beynamaz

Geçtiğimiz Salı (17 Ekim 2017), The Washington Times’da Daniel Pipes imzasıyla “NATO’yu Türkiye’den Korumak” başlıklı bir yazı çıktı.

Yazar özetle;

  1. NATO’nun yaşamsal bir problemle karşı karşıya olduğunu ve sorunun “Türkiye’nin İslamcı Diktatör Recep Tayip Erdoğan’dan kaynaklandığını”,
  2. 1949’da kurulan ve yaklaşık 70 yıldır faaliyette olan ve halen 29 üyesi bulunan NATO’nun; demokrasi, hukukun üstünlüğü ve bireysel özgürlüklerin korunması prensipleri üzerine kurulduğunu,
  3. Günümüzde NATO’ya yönelik tehdidin artık İslamizm ve Rusya’dan kaynaklandığını, cihatçı terörizmin küresel bir tehdit oluşturduğunu söylüyor,
  4. Erdoğan’ın özel ordusu olarak SADAT’tan, İncirlik konusunda yaşanan problemlerden, Ankara’nın İran’ın nükleer programına yardımından, Moskova-Pekin kontrolünde bulunan Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) katılım görüşmeleri yapmaktan, Rus malı S-400 füze savunma sistemi alımından bahsediyor ve NATO’nun bir seçim yapmak durumunda olduğunu, Türkiye’nin bir müttefik gibi davranmamaya devam etmesi durumunda NATO üyeliğinin dondurulması gerektiğini ifade ettikten sonra, nükleer silahların İncirlik’ten alınmasını, İncirlik’in NATO operasyonlarına kapatılmasını, silah ambargosu konmasını, istihbarat paylaşımından Türkiye’nin çıkarılmasını, NATO görevlerinde bulunan Türk Subaylarının geri gönderilmesini öneriyor.

Haydut Devlet

Bu yazılanların ve değerlendirmelerin hepsinin doğru olup olmaması önemli değil, bu konunun yazılabilir ve tartışılabilir olması çok ama çok önemli. Ayrıca; bu yazılan sadece Daniel Pipes’a ait uçuk kaçık fikirler olsa, boş verin de denebilir. Ama özellikle son yıllarda Batı’da bu tür, hatta daha radikalleri bile çok yaygın olarak yazılıyor ve ekranlarda anlatılıyor.

Daha önceki yazılarımızda da anlatmaya çalıştık; Türkiye her geçen gün bir önceki güne göre ötekileşiyor, bölgemiz ve dünya barışı için tehdit hale geldiği algısı oluşuyor. Bu gidiş, iyi gidiş değil! Kural ve hukuk tanımayan, küresel barışı tehdit eden, belirli bir düzen içinde hareket etmeyen, terörizme destek veren ve ne yapacağı önceden tahmin edilemeyen devletleri tanımlamak için kullanılan “Haydut Devlet” ilan edilme rotasında ilerliyoruz.

Tapeler Sahte Değil

Reza Zarrab davasında; 17-25 Aralık tapelerinin sahte olmadığı ve delil olarak kabul edildiği yolunda gelişmeler var. Artık Cumhurbaşkanı Erdoğan, direkt olarak hedef alınıyor ve suçlanıyor. İran’a yönelik Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararı ile uygulanan yaptırımların devlet bankası olan Halk Bankası aracılığı ile ve en tepeden verilen emirlerle delindiğine yönelik iddialar, Zarrab davasının dosyasında. Bunlar; “Canları cehenneme!” denebilecek gelişmeler değil.

Türkiye’yi yöneten iktidar iradesi ise “iki cami arasında beynamaz” durumda. Bu tabir; iki yoldan hangisini tutacağını, şöyle mi, böyle mi yapacağını bilememek, şaşırıp bir şey yapamaz olmak demektir. ABD liderliğinde Batı sıkıştırınca; iktidar gönlü Batı’da da olsa soluğu Doğu’da alıyor, Rusya’ya ve İran’a yaklaşarak durumu dengelemek istiyor.

Kırıştırma Girişimi

İşte sorun burada! Çünkü Rusya, Türkiye’deki iktidara Siyasal İslamcı ideolojisi, geçmişte yaşadığı zikzakları, halen sürdürdüğü ikircikli yaklaşımı nedeniyle güvenmiyor. Rusya, kendisine doğru yaklaşan Türkiye’deki iktidarın tavrını “eski sevgiliyi (ABD) kıskandırmak için yapılan bir kırıştırma girişimi” olarak değerlendiriyor. Rusya, sadece zor durumda kaldığı için kendisine yaklaşan Türkiye’deki iktidarı kullanmaya çalışıyor.

İran da zor durumda kaldığı için yanına gelen ama Suriye’de hala kafası net olmayan Türkiye’deki iktidara güvenmiyor, sadece kendi çıkarları için kullanmaya çalışıyor.

Şantaj İçin Kozları Var

ABD’nin de Rusya’nın da Türkiye’deki iktidara şantaj yapabilmek ve tepe tepe kullanabilmek için ellerinde yeterince kozları var. Bunlardan en önemli ikisi;

  1. ABD için İran’a yönelik ambargonun delinmesi, üst düzeyde dağıtılan 8,5 milyar doları bulan rüşvetleri ihtiva eden Zarrab davası,
  2. Rusya için; Suriye’de IŞİD dahil, radikal İslami örgütlere yapılan yardım ve destek, IŞİD’in petrolünü taşımak ve satmak, IŞİD’le tarihi eser kaçakçılığı iddialarını içeren ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan dört klasörlük bilgi ve belge.

Sonuç olarak söylemek gerekirse; Türkiye’yi yöneten iktidar iradesi için buradan çıkış yok. Bu iktidarla beraber, ne yazık ki ülkemize de! Türkiye’yi esenliğe çıkarabilmek, iç barışımızı tekrar tesis ve idame edebilmek, din devletine doğru gidişi durdurabilmek, Cumhuriyetimizi fabrika ayarlarına döndürebilmek ve çağdaş uygarlık yolunda tekrar yelken açabilmek için halen bizi antidemokratik, gayri anayasal ve gayri hukuki olarak yöneten iktidar iradesinden kurtarabilecek demokratik girişimlerin ve birlikteliklerin içinde ve arkasında olmalıyız.

Yarın (21 Ekim 2017), saat 10:00’da Cumhuriyetçi Birlik Platformu tarafından düzenlenen kahvaltıda Kadıköy’de bulunan Aden Oteli’nde olacağım ve gündemdeki gelişmeleri sizlerle birlikte tartışacağım.

Türker Ertürk

Beğendim(11)Beğenmedim(0)
  • 82
  • 5
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    87
    Shares
  •  
    87
    Shares
  • 82
  • 5
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com