Yaşasın AB

Geçtiğimiz Salı Kılıçdaroğlu yaptığı grup konuşmasında iki önemli mesaj verdi. Bunlardan birincisi CHP Milletvekili Birgül Ayman Güler’e Meclis’te “ Ana dilde savunma “ görüşmeleri sırasında yaptığı konuşma ile ilgili yaptığı uyarı, ikincisi ise Erdoğan’a gönderme yaptığı Şangay eleştirisi.

Esasında her iki mesajın gönderilmek istendiği yer ABD ve AB idi. Anlamı şudur; AKP’nin önüne koyduğunuz yol haritasını aynen uygularız. Bunu AKP gibi kırmadan dökmeden yaparız. NATO ve AB’ye bağlıyız.

Birgül Ayman Güler üzerinden gönderilen mesajı müteakip yazımızda irdeleyeceğiz. Bugünkü konumuz Başbakan üzerinden gönderdiği mesaj olacak.

Kılıçdaroğlu Erdoğan’a “ Eğer siz ‘ AB’den çıkacağım ‘ diyorsanız o zaman millete çıkıp hesap vermek zorundasınız. Siz o çağdaş dünyadan kendinizi koparmak istiyorsunuz. Kiminle konuştunuz, kime danıştınız. Eğer Şangay İşbirliği Örgütü’ne girecekseniz, NATO’yu ne yapacaksınız? “ diyor.

Biz de merak ediyoruz Kılıçdaroğlu hangi AB’ye girmek istiyor? İflas eden AB’ye mi? Ülkemizin bölünmesi ve kimliğimizin çatlatılması projelerine ve operasyonlarına destek veren AB’ye mi? Türkiye’nin AB kapısında itilip kakılmasına ve horlanmasına razı mı? İkinci sınıf bir üyeliğe evet mi? Müştemilatta kapıcı olarak yaşamamızı mı istiyor? Kamuoyu yoklaması yaptırdı da halkın AB’ye katılmak istediğini mi söylüyor?

Genetik olarak geri zekalı

AB’nin lider ülkesi olan Almanya’da 2002-2009 arasında Berlin Eyaleti Maliye Bakanlığı görevini yapan Thilo Sarazzin “ Türklerin ve Arapların genetik olarak geri zekalı olduklarını “ iddia ediyor. “ Almanya kendini yok ediyor “ ( Deutscland schafft sich ab ) adlı kitabı 2010’da çıkmış ve bugüne kadar 2 milyon satmış. Demokrat kesimlerin tepkilerine rağmen Sarazzin mensubu olduğu Sosyal Demokrat Parti ( SPD ) tarafından ihraç edilmemiş. Anlaşılan Hüseyin Aygün’e benzer görevi ( Söylemek istenenleri ama söylenemeyenleri söyleme ) var.

2011‘de emekli olan ve 35 yıl Almanya’nın çeşitli kentlerinde ilkokul öğretmenliği yapan Ursula Sarazzin’de 2012’de çıkardığı “ Cadı avı “ ( Hexenjagd ) isimli kitabında eşi Thilo Sarazzin’in kışkırtıcı tezlerini destekliyor.

Berlin’in Neukölln ilçesinin Sosyal Demokrat ( SPD ) Belediye Başkanı Heinz Buschkowsky kendi bölgesinde yaşayan Türklere karşı ön yargı ile yaklaşan “ Neukölln her yerde “ ( Neukölln ist überall ) adında kitap yazıyor.

2005’de zamanın Berlin Hür Üniversitesi Rektörü Prof. Dieter Lenzen, Niedersachsen Eyaleti’nde yapılan sözde bilimsel araştırmaya dayanarak Türk öğrencilerin geri zekalı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Lenzen şimdide Hamburg Üniversitesi Rektörü.

Asıl bomba geçen yılın son ayı Alman Federal Meclisi’nde Müslüman ve Musevileri yakından ilgilendiren sünnete izin verilip verilmemesinin oylanmasıdır. Gerekçe sünnet olanların 18 yaşından küçük oldukları için kendi istekleri ile değil ailelerinin isteği ile oldukları yönündedir. Fakat aynı şey vaftiz için niye düşünülmemiştir. Hıristiyan kültürüne özel bir ayrıcalık mı vardır?

Bugün Türkler Almanya’da 50 yılı aşkın süredir yaşıyorlar. Artık dördüncü nesil var! Ama yabancı karşıtlığı özellikle Türk ve Müslüman düşmanlığı her geçen gün Almanya’da ve Avrupa’da yaygınlaşmaktadır.

Almanya’da işsizlik oranı yüzde 10’u geçiyor. Türklerin işsizlik oranı yüzde 30’un üstünde, bu oran Berlin’de yüzde 50’yi aşmıştır.

Yabancılar günah keçisi

Bugün Almanya ve Avrupa’da büyük bir ekonomik kriz mevcuttur. Bu kriz yapısaldır ve kolay geçeceğe benzememektedir. Dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin doğuya doğru kaydığı düşünülürse yapısal ve sistemsel değişiklikler yapmadan veya savaş çıkmadan bu durumun düzelmesi mümkün değildir.

Almanya’nın 82 milyon nüfusunun 7 milyonu yabancıdır. Bu yabancı nüfusun 3 milyonu Türk, 1 milyonu da Arap’tır. Bu nüfus Almanya’nın günah keçisidir!

Günah keçisine gerçek sorunları perdelemek için ihtiyaç vardır. Almanya’nın en büyük sorunu gelir bölüşümündeki adaletsizliktir. Münih-Magdeburg arasındaki ekonomik uçurum gibi.

Büyük ekonomik kriz yaşayan Avrupa ve Almanya göçmenlerin uyum sorunlarını, sünnet, töre cinayetleri, zorunlu evlilik ve eğitim problemlerini işleyerek kendi kapitalist düzeninin sistemsel krizini gölgelemeye ve gündem değiştirmeye çalışmaktadır.

Almanya’da Türkler ve Araplar, Avusturya’da Türkler ne ise İspanya, İtalya ve Fransa’da Kuzey Afrikalılar, İngiltere’de Pakistanlılar ve Hindistanlılar, İskandinav ülkelerinde Ortadoğulular aynı şeydir.

Yani Avrupa ve onun en zengini Almanya üretiminden yeterince pay vermediği ve daralan ekonomisi içinde pay vermek istemediği asli unsuruna yabancıları hedef göstererek kendini korumaya çalışmaktadır. Ayrıca yaratılan düşman ve ötekileştirilen yabancılar sayesinde ortak Avrupa kimlik bilincini oluşturulmaktadırlar.

Türkiye’nin AB’ye eşit statüde girmesinin imkan ve ihtimali yoktur. Türkiye için münasip görülen kapıcılık veya uşaklıktır. Bunu anlamamak için ya dangalak olmak ya da işbirlikçi olmak gerekir.

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com