Teröriste Evet, Halka Hayır!

Geçtiğimiz Pazar Kadıköy’de yapılan Gazdanadam Festivali’ne katıldım. Kalabalığın bir ucu Altıyol’da, bir ucu Moda’da, bir ucu da Haydarpaşa’ya dayanmıştı.

Yaklaşık bir milyon insan; Erdoğan ve AKP diktatörlüğüne direnmek, ülkesine ve demokratik haklarına sahip çıkmak için ayaktaydı. Gece 23:30’da Kadıköy’den ayrıldığımda kalabalık ve konser hala devam ediyordu. Eve dönerken bile insanlar; “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atıyorlardı.

Konseri izlemekten çok Kadıköy’de toplanan kalabalığı analiz etmeye çalıştım. Gençler ve kadınlar çoğunluktaydı. Katılanların ezici çoğunluğunun orta sınıf, eğitimli ve öğretimli insanlar olduğu belliydi. Gerçekte bu kalabalık ve temsil ettiği kesim Türkiye’nin aydınlık yüzüydü.

Çağdaş yüzünüzü gördüm

Gezi Parkı eyleminin ne olduğunu anlamak için olaylar sırasında Taksim’e giden yabancı bir arkadaşım “Türker, orada sizin çağdaş yüzünüzü, Avrupa Birliği’ne girmeyi çoktan hak etmiş kesiminizi gördüm” dedi.

Erdoğan “Bu şehrin geleceğinde vandallar, barbarlar ve yağmacılar söz sahibi değildir” diyor ama elin tarafsız gözlemcisi bile ülkesine ve özgürlüklerine sahip çıkmaya çalışan ve otoriter yaklaşımlara başkaldıran bu insanlarımızın toplumumuzun çağdaş yüzü olduğunu hemen fark ediyor. Yoksa Başbakan elinde palaları olan ve ağızından salyalar akarak etrafa dehşet salan yandaş yaratıklarımı kastetti barbarlar derken!

Başbakan hala olayların nedenini anlamamış veya anlamamakta ısrar ediyor. Sorunun kaynağı kendisinin emperyalist işbirlikçi politikaları, 11 yıllık iktidarının düşmanca icraatları ve “Dediğim dedik, çaldığım düdük” yaklaşımlarıdır.

Kadıköy’ün ortak paydaları

Kadıköy’de toplanan insanların eylemlerinde bazı ortak paydalar vardı. Bunlardan ilk üçünün Türk Bayrağı ve Atatürk vurgusu ile Erdoğan’a karşı tepki duygusuydu. Artık sorun çevreye sahip çıkılması ve ağaçların kesilmesinin engellenmesi meselesini çoktan aşmıştı.

Yer gök “Erdoğan istifa!” sloganları ile inledi. Artık bu durumu geriye çevirmek asla mümkün değil. Ama bu durumu Erdoğan’ın anlaması da imkansız! İster istemez ruhi yapısı itibarıyla daha sertleşecek ve ülkemiz bir çatışma ortamına hızla sürüklenecektir. AKP Grubu’nun bu durumdan hızla bir vazife üretmesi gerekir.

“Dolmabahçe Cami işgal altındaydı. Ne istediniz camilerimizden. Yolda 6 aylık bebeği ile 9 yaşında kızıyla gezen başörtülü kardeşlerimizden ne istediniz ya?” bu ve daha kötüleri Erdoğan’a ait! Bunlar doğru değil ama bunları bile bile yapıyor. Toplumumuzu kamplaştırmak, dini hassasiyetleri olan insanlarımızı kışkırtmak ve desteğini alarak iktidarda kalmak için yapıyor bunları! Mursi’de yaptı ama bu kadarını becerememişti.

Su da sıkar biber gazı da!

“Bizim polisimiz su da sıkar biber gazı da sıkar” diyor. Bu söylemler boşuna değil bir amaca yönelik. Ethem Sarısülük’ü vuran polisin ancak 8 gün sonra bulunmasının, yargıcın “İleride telafi edilmeyecek zararlara yol açacağı gerekçesi” ile serbest bırakmasının fakat tanıkların tutuklanmasının, polise methiyeler düzülmesinin “Siz destan yarattınız” denilmesinin, halka hunharca davranan ve kurşunlayan polise para ödülü verilmesinin sebebi var.

Erdoğan, kendisine karşı isyan eden halka karşı polisi kullanabilmek, kimyasal silahla saldırtabilmek, kurşunlatabilmek ve daha uygun bir ifade ile söylemek gerekirse savaştırabilmek için onu koruması ve teşvik etmesi gerekir. İşte Erdoğan bunları yapmaktadır. Çünkü o da bilmektedir ki, halk hareketi işin başındadır ve mücadele şiddetlenerek devam edecektir.

Erdoğan polise sahip çıkarken askere terörle mücadele sürmesin diye sahip çıkmamış hatta onlara karşı yapılan operasyonların içinde bulunmuştur.

Polis de bu ülkenin evladıdır

Bölücü anayasanın halka kabul ettirilebilmesi için terörün azdırılması ve halkın “Allah kahretsin verelim de kurtulalım” noktasına getirilmesi lazımdı! Bunu yapmak için askerin arkadan hançerlenmesi, terörle yaptığı mücadelede ellerinin ve kollarının bağlanması, iyi mücadele edenlerin de zindanlara atılması gerekliydi. Bugüne kadar bunu becerdiler!

Sonuç olarak Erdoğan, PKK ile mücadele edilmesin diye askere dur demiş ama kendisine karşı isyan eden halkla mücadele edebilmek için polise evet demiş ve suçluların bile arkasında durmuştur.

Fakat bilmelidir ki, Polis de bu ülkenin evladıdır ve son tahlilde yer alacağı saf halkın yanı olacaktır.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com