12 03, 2018

“TÜRKİYE’YE KARŞI HİBRİT SAVAŞ”

By |2018-03-12T19:56:55+00:0012/ 3/ 2018|Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , |

Hibrit Savaş’ın (Karma Savaş) asıl amacı; harp ilan etmeden hedef ülke hükümetini devirmek, rejim değişikliği yaptırmak, hedef ülkenin istemediği ve itiraz ettiği durumlara ve planlara yönelik olarak mücadele gücünü ve direncini kırmak ve istenen harekât tarzına zorlamaktır. Hibrit Savaş; konvansiyonel (geleneksel) ve konvansiyonel olmayan savaş vasıtalarının, aynı hedefe yönelik olarak kullanılmasıyla yapılır. Hibrit Savaş, esasında 1990’lı yılların başında Amerikalılar tarafından ortaya atılan Dördüncü Nesil Savaş (Fourth Generation Warfare) olarak adlandırılan savaş türünden

20 02, 2018

“PİNPON TOPU OLMAK”

By |2018-02-20T19:44:56+00:0020/ 2/ 2018|Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , |

ABD; 2001’den beri küresel liderliğini ve askeri üstünlüğünü sürdürmeye çalışarak, tek kutuplu dünya düzenini sonsuza kadar devam ettirebilmek için küresel ve hegemonyal bir savaş sürdürüyor. Bu kapsamda Türkiye de dahil, bölgemizin siyasal haritasını yeniden çizmeye çalışıyor. Bugüne kadar bu hedefinden vazgeçtiğine dair en ufacık bir emare bile yoktur. İşte bu büyük plan gereğince; Suriye’de de rejim değişikliği ve sonrasında ülkenin parçalanması planlandı. Ama Suriye, Libya gibi olmadı! Olmamasının en büyük nedeni ise

6 12, 2013

Dördüncü Nesil Savaş

By |2013-12-06T21:28:20+00:006/ 12/ 2013|Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , |

Savaş, devletlerarası ilişkilerde tüm diplomatik yollar tüketildiğinde nihai sorun çözme yöntemi olarak görülür. Yani savaş, siyasal süreçten farklı ve bağımsız bir olgu değildir. Devletlerin uluslararası ortamda belirlediği hedeflerine ulaşmak için elinde tuttuğu ve en son olarak kullanacağı politik bir araçtır. Kısaca söylemek gerekirse, savaş politikanın devamıdır. Prusyalı general ve entelektüel Carl von Clausewitz (1780-1831) "Savaş Üzerine" adlı eserinde; "Savaş siyasetin başka araçlarla (şiddet)" devamıdır derken bu gerçekliğin altını daha 18. Yüzyılda çizmektedir.