Stratejik Bakış

Temel Fadime’ye “Bu yaz seninle evleneceğiz” diye söz vermiş. Yaz geçmiş, güz gelmiş. Fadime “Hani delikanlıydın söz vermiştin seninle evleneceğiz” diye Temel’e sitem etmiş. Temel de Fadime’ye dönmüş “Deme Fadime! Sen geçtiğimiz yaza yoksa yaz mı diysun” demiş.

Trabzon’dan arayan okurum bu fıkrayı anlattıktan sonra bana “Amiralim sen yoksa bu Ordu’ya Ordu mu diysun da onun evine giremiysun” dedi. Sonra ilave etti “Benim evim senin Orduevindir” diye. Bana getirilen orduevi yasağına karşı hala çok yoğun destek mesajları alıyorum. Buna görevdeki askerler de dahil. Görevdekiler “Hangi suçu işlediyseniz biz de aynı suçu işlemek istiyoruz” diyorlar. Sanırım bunun bir anlamı var! Ama Anlayana!

Zekasına şaşarım

Ülkemiz dörtnala bölünmeye, parçalanmaya ve Ortaçağ karanlığına doğru giderken ansızın bir şey oldu ve onu bu sürece sokan iki işbirlikçi birbirlerine girdiler. Görünürdeki neden pastanın (Devlet gücünün) paylaşılması sorunuydu. Ama gerçek neden bunun daha ötesindeydi.

Hırsızlıklarla ve yolsuzluklarla suçlanan bakan çocukları, bakanlara kadar uzanan rüşvet iddiaları, ayakkabı kutuları içinde çıkan milyon dolarlar, soruşturmayı engelleyebilmek için emniyet müdürlerinin görevden alınması ve savcı operasyonları. Anlayacağınız tam bir kepazelik.

Eğer bu olanlara şaşıran varsa bende onun zekasına şaşırırım. Erdoğan ve AKP hükümetinin gırtlağına kadar suç ve ihanet içinde olduğu çok aşikardı. Halk bunları duymasın diye medya operasyonları yapıldı ve sansür uygulandı. Eski Bakan ve AKP kurucusu Abdüllatif Şener’in “Tüm Cumhuriyet tarihi AKP dönemindeki kadar büyük bir hırsızlığa ve soyguna tanık olmadı” sözleri hala kulağımda.

Ahlaksızlıklar kutsiyet içinde

Cemaat ve AKP savaşa tutuşmasaydı geniş halk kitleleri bu ahlaksızlıkları hiç duymayacaktı. Eskisi gibi Allah, kitap ve türban söylemleri ile halka din ve iman satacaklar ama kendileri han ve hamamları götürmeye devam edeceklerdi. Ahlaksızlıklar daima kutsiyet içine daha iyi gizlenirler.

“Birbirlerine düştüler. Daha beter olsunlar. Az ağlatmadılar bu milleti. Şimdi ağlama sırası onlarda. Yesinler birbirlerini. Bu dünyada hak mutlaka yerini bulacaktır” gibi basında ve sosyal medyada bazı değerlendirmeler okuyorum. Bu değerlendirmeleri iyi niyetli fakat çapsız ve sığ bulurum. Hak ancak ve ancak o hakkı savunanların akıllı ve güçlü olmasıyla yerini bulabilir. Aksi, iyi niyetli ve saf bir arzunun ötesine geçemez.

Bugün AKP ve CKaemaat arasında izlediğiniz bu savaş dört dörtlük bir emperyal operasyondur. Cemaat Pirus zaferine (Kazananın başkaca bir zafer kazanamayacağı) zorlanmıştır. Bu savaşta kazanan, savaşın tarafı olanlar değil, savaşı planlayanlar ve tetikleyenler olacaktır.

İnisiyatif dış dinamiklerde

Eğer siz iç dinamiklerinizle ülkenizdeki kötüye gidişe dur diyemez, aydın olduğunuzu iddia ettiğiniz halde uzlaşma kültürünü geliştiremez ve birleşemezseniz dış dinamikler inisiyatifi ele alır. Ne yazık ki Millici kesim bu savaşı sadece izliyor, tam olarak değerlendiremediği içinde buradan kendisine fırsat doğabileceğini sanıyor.

Bu savaşta her iki tarafta yaşamsal olarak yara alacaktır. Savaşı planlayanlar geçmişteki tetikçilerini ve işbirlikçilerini birbirlerine kırdırmaktadır. Şurası kesindir Erdoğan’ın ipi çekilmiştir. İtibarsızlaştırma ve hukuk operasyonları ile askere ne yapıldıysa Erdoğan ve arkadaşlarına onlar yapılmaktadır ve yapılacaktır. Dün askere, bugün ise Erdoğan’a karşı yapılan operasyonların stratejik direktifi, planlaması ve zamanlaması emperyalizme aittir.

Bu savaş Türkiye’nin yeniden dizaynında önemli bir hamledir. Artık daha az otoriter ve daha laik bir düzen istenmektedir. Eski politikaların hem Türkiye’de hem bölgede İslami radikalleşmeyi getirdiği yaşanarak görülmüştür.

Aldatma operasyonu

Bu savaş dış dinamiklerin sahneye koyduğu bir aldatma operasyonudur. Erdoğan kuvvetli direnç gösterir ve çözülmez ise ekonomik yıkım ile operasyonu destekleyeceklerdir. Bu savaşın tetiklenmesinin nedeni Türkiye’de ve bölgede düşünülen tasarım ve getirilmek istenen düzendir. Bu savaş, Suriye’de, Kuzey Irak’ta, İran’da, tüm Ortadoğu’da, Kafkasya’da ve Asya Pasifik bölgesinde kurgulanan geleceğe Türkiye’nin uyumlu hale getirilmesi çalışmasıdır.

Slogan atarak, emperyalizm yenildi bölgeyi terk ediyor diyerek, birbirini suçlayarak, birbirinin önünü keserek, birleşmenin bolca lafını edip onun arkasını doldurmayarak bu gelişmeler engellenemez. Olsa olsa bu gelişmeler locadan izlenir ama asla gelişmeleri ülkemiz lehine değiştirebilecek oyuncu konumuna gelinemez.

Bugün Kanlı Noel’in 50’inci Yıldönümü. Bu katliam Türklüğü Kıbrıs’ta yok etmenin başlangıcı sayılabilecek önemli kilometre taşıydı. Son taş ise günümüzde Erdoğan ve AKP aracılığı ile Kıbrıs Türküne baskı yaparak konmak üzeredir.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com