Satranç

Satranç dünyanın en eski zeka ve strateji oyunlarından biridir. Zamanımızdan en az 4000 yıl önce Mısır’da oynandığına dair bazı bilgiler mevcuttur. Bu oyunun bugünkü adını alması MS 3.Yüzyılda Hindistan’da ‘’ Çatarunga ‘’ denmesi ile başladığı sanılır. Satranç oyununun MS 6.Yüzyıldan itibaren İran’da oynandığı 7.Yüzyıldan itibaren İslam’ın yayılması ile birlikte önce Ortadoğu’ya daha sonra Endülüs ve Bizans yolu ile Avrupa’ya geçtiği bilinmektedir.

Bu oyun üzerinde yarısı siyah ve yarısı beyaz renkte olan toplam 64 kare bulunan bir alan üzerinde iki kişi tarafından oynanır. Oyunun başında her iki tarafın 16’şar taşı bulunur. Bunlar: bir şah, bir vezir, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir. Bunun anlamı ise şahın bulunduğu karenin tehdit altında bulunması ve tehdit altında olmayan bir kareye kaçış ya da tehdidi engelleyecek başka bir hamlenin olmamasıdır.

Bir ülkenin dış siyasetinin yönetilmesi de aynı satranç oyunu gibidir. Ülkesi adına bu oyunu oynayacak olanların bilgili, birikimli, yetenekli, deneyimli, öngörü ve vizyon sahibi olması gereklidir. Dış siyaset, satranç oyununa benzemesine rağmen ondan daha zordur. Çünkü satranç oyununda oyuncuların yetenekleri hariç her iki taraf arasında tam bir eşitlik söz konusudur. Satranç oyununda her iki tarafın başlangıçta 16’şar taşı mevcut olup hamleler sıra ile yapılır. Halbuki dış siyaset oyununda eşitlik asla yoktur. Ne tarafların güçleri eşittir, ne de hamleler sıra ile yapılır. Hatta bir taraf birbiri peşi sıra belki on hamle yaparken, diğer taraf ise sadece bir hamle yapma şansı bulabilir. Dış siyasetin satrançtan daha zor olmasının bir nedeni de oyuncu sayısının çokluğudur. Eğer adınıza bu oyunu oynayanlar yeterli değil ise hamle bile yapamaz ve sonunuz hüsran olur.

Bilmem katılır mısınız, Türkiye adına dış siyaset oyunu oynayanların başarılı olamadığını, ülkemizi bir felakete doğru hızla sürüklediklerini düşünmekteyim. Kısıtlı yetenekleri, tarihi derinlikten yoksun bakış açıları, Cumhuriyetimize karşı öç alma duygusu içinde olmaları nedeniyle sağlıklı düşünme yetisine sahip olmamaları ve emperyalizm tarafından ağır şantaj altında bulunmaları bu başarısızlığın başlıca sebepleridir.

Dış siyaset oyununda devletin devamlılığını, hafızasını ve derinliğini temsil eden kurumlara, onların görüşlerine ve oyuna katkılarına şiddetle ihtiyaç duyulur. Görülen o ki bu kurumlar ve katkı sağlayacak liyakatli insanlar, küstürülmüş, sindirilmiş, hor görülmüş, tasfiye edilmiş veya zindana atılmıştır.

Hamaset yaparak, ona buna bağırarak, fırça atarak ve hayal dünyasında yaşayarak dış siyaset yürütülemez. Dış siyasetimizin temeli ülkemizin çıkarları, Atatürk’ün gösterdiği ‘’ Yurtta barış dünyada barış ‘’ ilkesi, antiemperyalist yaklaşım ve iyi komşuluk ilişkileri olmalıdır.

İşbirlikçilik, fırsatçı yaklaşımlar, zikzaklar, dostluğuna güven duyulmayacak tavırlar, emperyalizmin şantajına boyun eğme, kendi halkına dayanmama ve ülkenin çıkarlarını hiçe sayma AKP hükümetlerinin 2002’den bugüne kadar izlediği dış siyasetin en belirgin özellikleri olarak göze çarpmaktadır.

Sıfır sorun politikası iflas eden, Libya’da NATO’nun ne işi var diyen daha sonra taşeronluğunu yapan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne önce dayılanan sonra sus pus olan, Mavi Marmara faciasının yaşanmasına neden olan, İran’ı düşman gören ve İsrail’i koruyan radarı Kürecik’te konuşlandıran, sözde Ermeni soykırımı ile ülkemize yönelik emperyalist saldırıya sessiz kalan, Haçlılarla kol kola Müslümanlara karşı duran, komşularımızın hepsi ile bizi kavgalı hale getiren ve İsrail ile ilişkileri çıkarlarımız hilafına en üst düzeye çıkaran AKP başarısızdır.

AKP halen emperyalizmin baskısı altında Suriye’ye karşı yapılmak istenen müdahale için terör ihraç etmeye çalışmaktadır. Emperyalizmin amacı Türkiye’nin yardımı ve başat rolü ile Suriye müdahale etmek, rejim değişikliği yapmak ve ülkeyi bölmektir. Arkasından İran gelecektir. Bu müdahalenin bölgemizi bir ateş topuna ve kaosa sürükleme ihtimali çok yüksektir. Bu savaş ülkemizin çıkarına değildir.

AKP yönetiminde Türkiye, Suriye’ye yönelik siyaset oyununda yine mat olmuştur. Bunun anlamı Suriye’ye insani yardım aldatmacası ile girmektir. Bunun manası evlatlarımızın tabutları önünde cenaze namazı kılmaktır.

Sizce bu oyuncuların değiştirilmesi zamanı geldi de geçmedi mi? Daha hangi felaketi bekliyorsunuz başımıza gelmesi için?

Afganistan’da bir hiç uğruna yaşamlarını yitiren askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com