Şantaj

Şantaj Fransızca (chantage) kökenli bir kelime olup, çıkar sağlamak amacıyla bir kimseye kendisi ile ilgili gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidi ile korkutma olarak tarif ediyor sözlükler. Korkutma ile her şey yaptırılabilir şantaja uğrayan insana. Eğer şantaj ile korkutulan siyasetçi, devlet adamı veya bürokrat ise verilecek ödünler kişisel değil ülkenin genel menfaatleri ile ilgilidir.

Bugün için ülkemizin yönetim piramidinin önemli koltuklarında oturan insanların bir kısmı ağır şantaj altında. Türkiye’ye karşı sürdürülen savaşta, şantaj sıkça kullanılan önemli bir silah! Savaşın hedefi ise, emperyalizmin biçtiği elbiseyi Türkiye’ye giydirmek. Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki operasyonlar da ülkemize biçilen elbiseye itirazları engellemek için yapıldı.

Geçenlerde Sabahattin Önkibar, E. General Naci Beştepe’yi referans yaparak; “Rehin alınan pantolon hırsızı” başlıklı bir yazı yazdı. Esasında bu yazıyı atlamış okuyamamıştım. Ama yazıda konun Londra’da geçiyor olması benim de İngiltere’de görev yapmış olmam nedeniyle bir arkadaşım yazıyı elektronik posta yoluyla bana gönderdi ve değerlendirme yapmamı istedi.

Hikaye 1980’li yılların sonunda İngiltere’de geçer. Londra yakınlarında Beaconsfield’de yabancılara dil eğitimi veren okulun Türk öğrencisi meşhur Harrods mağazasında beğendiği bir pantolonu pantolonunun altına giyerek dışarı çıkmak isterken yakalanır. Görevliler tarafından polis çağırılır ve rapor tutulur.

Sivil değil asker

İngiliz yasalarına göre bazı suçların belirlenen miktarda ödeme yapılması halinde mahkemeye intikal etmeden kapatılması olanağı vardır. Bu imkan kullanılır, yüklü para cezası verilir ama İngiliz polisi tutanağı Türk Büyükelçiliği’ne gönderir. Ankara’ya rapor edilirse meslekten ihraç kaçınılmazdır. Kursiyer ağlar, sızlar ve Büyükelçilikte görevli meslektaşlarına yakarır “dönünce istifa edeceğim, bildirmeyin” der.

Kursiyer dönünce sözünü unutur, aradan 30 yıl geçer, Allah “yürü ya kulum” der, basamakları sırayla tırmanarak bugün çooook üst düzey bir kamu görevlisi olur ve halen görevdedir diyor Önkibar.

2000-2003 arasında Londra’da Silahlı Kuvvetler ve Deniz Askeri Ataşeliği görevini yaptım. Bölgeyi, olayın geçtiği yerleri ve böyle bir suç işlenmesi durumunda ne yapılması gerektiğini iyi biliyorum. Beconsfield’de bulunan dil okuluna Türk Silahlı Kuvvetleri’nden her sene yaklaşık 10 kursiyer (Kara, Deniz, Hava ve Jandarma) İngilizce öğrensin diye gönderilirdi.

Yani hırsızlık yaptığı için hakkında işlem yapılan ve bugün çoooook yüksek bir ve mevkide olduğu söylenen şahıs her şeyden önce sivil değil asker. İşaret edilen yer ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en tepesi.

Görevden alınmalı

İnanmak istemiyorum çünkü şerefli bir Türk Subayının böyle bir suça tevessül edebileceğine ihtimal vermem. Ama Genelkurmay Başkanlığı bu konunun asılsız olduğunu açıklamalıydı ve sessiz kalmamalıydı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin terör mücadele etmemesinin, kışlalarına çekilmesinin, askerlere sahip çıkılmamasının, bayrağımızın çaput haline getirilmesine ve Atatürk heykellerinin tahrip edilmesine ses çıkarmamasının, AKP iktidarının gücünü anayasadan ve yasalardan olmayan suç unsuru içeren emirlerine boyun eğilmesinin nedeni acaba şantaj mıdır?

25.Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın susup oturmasının nedeninin de şantaj olduğu konusunda toplumda yaygın bir kanaat var. Sadece askerler mi? Bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, Başbakan Davutoğlu’na yolsuzluklar, İsviçre’deki hesaplar ve teröre verilen destek konusunda şantaj yapıyorlar. Belgeleri ellerinde!

Yapılması gereken şantaja uğrayanların erdemli davranarak istifa etmesidir. Ülkemizin menfaatlerini yok sayarak istifa etmiyor, afişe olmamak için toplumsal çıkarlarımızdan ödün vermeye devam ediyorlarsa Türk Halkı bir şekilde onları görevden almalıdır.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com