Provokasyon

Herhangi bir kişiyi, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişime provokasyon denir. Türkçemizdeki tam karşılığı kışkırtmadır. Mademki yabancı kökenli provokasyon kelimesinin dilimizde tam karşılığı vardır, yazımızın bundan sonraki bölümüne Türkçesi ile devam edeceğiz.

Esasında kışkırtma bir etkidir. Hedef kişi, grup veya devlet bu etkiye ne kadar sert tepki verirse kışkırtma o kadar çok başarıya ulaşmış demektir. Bu yazımızın konusunu kışkırtma olarak seçmemizin nedeni ise ülkemizin yaşamsal çıkarlarını çok yakından ilgilendiren Suriye ve İran’da emperyalizmin yapmak istediklerine yönelik olarak uyguladığı çok yoğun kışkırtma eylemlerine dikkatinizi çekmektir.

Öncelikle bildiğiniz fakat tekrar etmekte fayda gördüğümüz bir bilimsel tespiti ifade etmek isteriz. ABD ve İsrail demokratikleşme bahanesi ile Suriye’de, terör ihraç ettiği ve nükleer silah geliştirdiği bahanesi ile İran’da askeri müdahale yapmak, bu ülkelerin rejimlerini değiştirerek yandaş yönetimleri iş başına getirmek istemektedir. ABD ve İsrail bu amaç için Türkiye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini ( Kuveyt, Bahreyn, Katar ) işbirlikçi ve maşa olarak kullanmaktadır.

Geçen hafta Fransız gazeteci Gilles Jacquir Humus’ta düzenlenen bir saldırıda öldürüldü. Aynı saldırıda iki Batılı gazeteci daha yaralandı ve toplam 8 kişi yaşamını kaybetti. Öldürülen gazeteci Suriye’nin izni ile orada bulunuyordu ve kısa bir süre önce hükümet yanlısı gösterileri izlemiş ve buradan katılımcılarla mülakat yaparak bunları Fransız basınına haber olarak geçmişti. Sizce Suriye bu gazeteciyi öldürmüş olabilir mi? Bu açık bir kışkırtma eylemi olup hedef Fransız ve Avrupa kamuoyudur. Çünkü Suriye’ye askeri müdahale için açık destek veren Fransa’nın ve bazı Avrupa ülkelerinin bu müdahalenin haklılığı konusunda kendi halklarından desteği yoktur.

Anımsarsınız geçen yıl kasım ayı içersin de ‘’ Türk Hacı kafilesini taşıyan otobüslerin Suriye’de silahlı saldırıya uğradığı ve 2 kişini yaralandığı ve 3 otobüsün hasar gördüğü, ‘’ haberini televizyonlardan ve gazetelerden öğrenmiştik. Böyle bir saldırının arkasında Suriye hükümeti olabilir mi? Tabi ki hayır. AKP hükümeti en yandaşlarına bile Suriye ile yapılacak bir savaşın haklılığına inandıramamaktadır. Bu kışkırtma da hedef Türkiye’de ki mütedeyyin kesimdir.

Kışkırtmada her hedef kitle için ayrı bir eylem türü planlanır. Yine geçen yıl bu sefer Türkiye’deki ulusalcı kesimi hedef olan ‘’ Suriye’de Atatürk resimleri ve Türk Bayrağı yakıldı ‘’ haberi ile irkildik. Niye Atatürk’ün resimlerini yaksınlar ki, Suriye halkına ve yöneticilerine, sizce kim ihanete uğramışlık duygusunu yaşattı? İşte onunkini yakarlardı.

İsrail, ABD’nin de yardımıyla İran içinde kışkırtma amaçlı sabotajlar ve suikastlar icra etmektedir. Geçen hafta çarşamba günü nükleer araştırma merkezinde çalışan İranlı bir bilim insanı öldürüldü. Biri general olmak üzere bu 16’ıncı öldürülme olayı. Amaç askeri müdahalenin gerekçesi olabilecek yanlış bir girişimi İran’a yaptırmaktır. İran’ın ham petrol satışını engelleyerek ekonomik olarak boğazını sıkmak ve onu Hürmüz’ü kapattırmaya kışkırtmanın amacı da İran’a müdahalenin haklı gerekçesini yaratmak içindir.

Hatırlayın 1941’de ki Pearl Harbor saldırısını. Japonlar Hawaii adalarının Oahu adasında bulunan ABD’nin Pasifik Donanmasına saldırmasalardı ya da diğer bir ifade ile saldırması için kışkırtılmasaydı, ABD’nin Japonları ezerek Pasifik’te hegemonya kurmaları mümkün olamazdı.

2 Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgali de bir ABD kışkırtmasıdır. Bu sadece bana ait bir değerlendirme de değildir. Batı’da da yaygın kanaat bu şekildedir. Kuveyt işgali olmasaydı ABD Ortadoğu’ya böyle kolayca girebilir ve şimdiki gibi böyle at oynatabilir miydi?

Emperyalist kışkırtıcılığa sahne olması açısından ülkemizin deneyimleri hiç de azımsanacak gibi değildir. Bugün biliyoruz ki, sağdan ve soldan karşılıklı öldürme olayları, Eminönü adlı arabalı vapurun batırılması, kültür sarayı yangını, kanlı 1 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’ü hazırlayan kışkırtmalardan sadece bazılarıdır.

Kışkırtma; dinsel, mezhepsel, etnik, ahlaki, etik, ortak değerler gibi daha bir sürü hassasiyeti hedef alarak amacına ulaşmaya çalışır.

‘’ Camileri bombalayacaklar, çocukları denizaltıya doldurup havaya uçuracaklar, kendi uçağımızı düşürecekler, fuhuş-casusluk-şantaj çetesi ’’

Sorgulayıcı aklınızı çalıştırın, değerlendirin ve karar verin. Takdir sizlerin.

Bugün defnedilecek olan ve yakından tanıma onuruna eriştiğim KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın aziz ruhu önünde saygı ile eğiliyorum, ruhu şad olsun.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com