Phoenix’den AOÇ’ye

İrlanda; coğrafi olarak Avrupa’nın Kuzeybatısında bulunan, yaklaşık olarak Türkiye’nin on birde biri büyüklüğünde bir ada devleti. Ama adanın tamamına egemen değil. Adanın kuzeydoğusunda bulunan Kuzey İrlanda; doğuda, Britanya adasında bulunan Birleşik Krallığın (İngiltere, İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda) bir parçası.

Anayasası olan ve parlamenter demokrasi ile yönetilen ülkenin resmi adı; İrlanda Cumhuriyeti. Kuruluş tarihi itibarıyla İrlanda, aşağı yukarı Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt. 6 Aralık 1922’de tam bağımsızlığına kavuşan İrlanda; mücadelesini, farklı bir tarihi geçmişten ve dinamiklerden geliyor da olsa, bizim gibi ‘İngiliz Emperyalizmine karşı vererek kazanmıştır.

Başkenti Dublin olan İrlanda’nın 5 milyon nüfusu olmasına rağmen, yalnız ABD’de yaklaşık 40 milyon İrlanda kökenli insan yaşıyor. Bu, aynı zamanda İrlanda’nın gücü! Günümüzde İrlanda ABD tarafından, ekonomi de dahil her konuda korunuyor ve kollanıyor dersek, yanlış olmaz. ABD Başkanı John Fitzgerald Kennedy Katolik’ti ve İrlanda kökenliydi. Bill Clinton’ın ataları da İrlanda’dan göç etmişlerdi. IRA (İrlanda Kurtuluş Ordusu) sorununun çözümünde, Bill Clinton’un önemli rol oynamasının bir nedeni de, İrlanda kökenli oluşuydu.

İrlanda; havasıyla, suyuyla, doğasıyla ve şehirleri ile gerçekten cennetten bir köşe. Bu ülkenin her yerinde, yeşilin her tonunu bulabilir, bizim Karadeniz’in ütülenmiş ve düzleştirilmiş hali olarak gözünüzün önüne getirebilirsiniz. Tek fark; Karadeniz her geçen gün tahrip ediliyor ve çirkinleştiriliyor ama İrlanda’nın doğası aynen korunuyor.

Dublin

2000-2003 yılları arasında Londra’da görev yaparken, İrlanda da benim sorumluluğumdaydı. Bu nedenle İrlanda’ya gitme ve bu güzellikleri yerinde görme fırsatını yakaladım.

İrlanda’da en çok gittiğim yer, başkent Dublin’di. Çok güzel bir şehir. Ülkenin doğu kıyısında Liffey Nehri’nin ağzında bulunan şehir, Ortaçağ’dan beri İrlanda’nın başkenti. Dublin’in en güzel yeri ise; şehrin ortasında bulunan ve Avrupa’nın en büyüğü olan Phoenix Park. Şehrin ortasında bir park ama içinde doğal yaşam var, sağda solda gezinen geyikler, ağaçlara tırmanan ve becerebilirseniz, ellerinizle besleyebileceğiniz sincaplar var. İrlanda Hükümeti, Phoenix Park’ın UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne dahil edilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.

Konu Phoenix Park’a gelmişken, burada yaşadığım bir anekdotu size anlatmak isterim. 2001’in baharında, diplomatik bir heyet ile parkı otobüsle geziyoruz. Mihmandarlığımızı, İrlanda Savunma Bakanlığı’ndan bir subay yapıyordu. Gezerken, parkın içinde İrlanda Cumhurbaşkanı’nın konutunu gördük. Daha sonra, malikane şeklinde başka bir konutun önünden geçerken sordum; “Burası kimin?” diye. Mihmandar Subay; “Amerikan Büyükelçisi’nin” diye yanıt verdi. “Başka büyükelçilik konutları da var mı?” diye karşılık verdim. “Bu parkta sadece İrlanda Cumhurbaşkanı’nın ve ABD Büyükelçisi’nin konutları var” dedi ama benim biraz da şaşırmış bakışlarımı görünce, kulağıma doğru eğilip; “Cumhurbaşkanımız ABD Büyükelçisi’nin direktiflerini böyle daha kolay alabiliyor” dedi mihmandarımız. İrlandalı Subay şaka yapmıştı ama bu şakanın arkasında bulunan gerçeği de vurgulamaktan kaçınmamıştı.

Ankara

Bu yazıyı yazmamın nedeni; Ankara’da Atatürk Orman Çiftliğine (AOÇ) ait 40 dönümlük bir alanın, büyükelçilik yapılmak üzere, ABD’ye tahsis edildiği haberleri ve gelişmeleri üzerinedir. Biliyorsunuz AOÇ; 1925’de Atatürk’ün talimatıyla kurulmuş, modern tarıma öncülük etmiş, 1937’de Atatürk tarafından hazineye bağışlanmış ve 1992’de 1. Derece Tarihi Doğal SİT alanı olarak tescil edilmişti.
Aynı zamanda bir şehir parkı kimliği olan AOÇ; özellikle AKP döneminde adeta tahrip edildi ve edilmeye devam ediliyor. Saray gibi bir görmemişlik abidesinin oraya dikilmesi yetmiyormuş gibi, şimdi de yanına ABD Büyükelçiliği. Ne diyorsunuz, bizimki de ABD Büyükelçisi’nden kolay emir alsın diye yapıyor olmasınlar!

İletişimin en üst düzeye çıktığı yüzyılımızda; anında direktif alabilmek için, konutların aynı park içinde ve yakın olmasının gerçekte bir önemi yok. ABD Büyükelçiliği’nin diğer büyükelçiliklerden farklı ve ayrıcalıklı olarak, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın da olduğu AOÇ içine alınmasının; hem uluslararası, hem de iç kamuoyuna verilen bir mesaj olarak önemi büyük. İrlanda açısından, böyle bir mesajın anlamı ve arka planı var. Ama Türkiye açısından; bilmeyerek de olsa böyle bir mesajın içinde olmak, sanırım kendi tarihine düşmanlığın ve cehaletin tezahürüdür. Umarım, böyle bir şey gerçekleşmez!

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com