Nobel’e Aday Gösteriyorum

Türkiye Suriye’ye karşı gayri ahlaki ve gayri milli bir politika izlemektedir. Bu böyle olmasına rağmen “ NATO müttefikimiz ABD “ bu politikamızı çok beğenmekte ve takdir etmektedir. ABD Savunma Bakanı Panetta “ Türkiye ile görüşüyoruz. Türkiye Suriye konusunda çok sorumlu bir liderlik gösterdi “ diyor.

Silivri’de, Hasdal’da, Hadımköy’de, Maltepe’de topluca ifade edersek Bastil’de zülüm ve esaret altında bulunan yurtseverler olmasaydı, bu sivil/asker kahramanlara Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlar yapılmamış/yapılamamış olsaydı bugün biz farklı bir Suriye politikası izliyor olacaktık.

ABD’nin AKP yönetiminde Türkiye’nin Suriye politikasını beğeniyor olması tehlikeli sularda felakete doğru viya ettiğimizin çok açık kanıtıdır.

ABD adım adım Büyük Ortadoğu Projesi’ni gerçekleştirmeye çalışmaktadır. ABD, bölgedeki hegemonyasına direnen İran, Maliki liderliğinde Irak, Lübnan-Hizbullah ve Filistin-Hamas direnç aksını kırmak istemektedir. ABD özellikle Saddam rejiminin yıkmasından ve Şiilerin Irak’ta hakim güç konumuna gelmesinden sonra İran’ın Afganistan’dan Akdeniz’e güneyde Körfez ülkelerine kadar uzanan yükselen etkinliğini ve bölgesel gücünü yok etmek istemektedir. ABD Büyük Ortadoğu Projesi’nin olmaz ise olmazı olarak kabul ettiği kukla Kürdistan’ı kurmak istemektedir.

ABD çekilsin yaşayamaz, ham yaparlar!

ABD Irak’ta fiili ( de facto ) Kürt Devleti kurdurmuştur. Fakat bu devlet bu hali ile yaşayamaz. ABD buralardan çekilir çekilmez Türkiye-İran ve Araplar bu devleti ham yaparlar. Daha şimdiden Irak’ın birliğini ve bütünlüğünü sağlamaya çalışan Maliki’nin dişinin kovuğuna yetmez. O zaman ABD için yapılaması gereken Kuzey Irak’taki bu Kürt oluşumunu denize çıkışı olacak şekilde büyüterek Suriye’den koparılacak, Türkiye’den ikna edilerek ( eğer ikna olmaz ise ABD’nin B ve C planları mevcuttur ) alınacak parçalar ile bir araya getirmek ve federasyon veya konfederasyon olarak Türkiye ile birleştirmektir.

Türkiye, Irak ve Suriye’den koparılacak veya ikna edilerek alınacak parçalarla oluşturulacak Kürt Devleti’nin federasyon veya konfederasyon yapısı ile Türkiye’ye bağlanmak istenmesinin amaçları ise;

*İçinde değişik karakter ve yapıda ( heterojen ) Kürtleri bulunduracak Kürt Devleti’nin belli bir uluslaşma sürecine ihtiyaç duyması ve bu süre içinde güvenliğinin ve finansmanının Türkiye’ye yaptırılacak olması,

*Türkiye’ye büyüyormuş, bölgesel güç oluyormuş ve Osmanlı hinterlandını yakalıyormuş izlenimi vererek bölünme dolayısıyla olacak tepkiyi azaltmak ve Türk Halkını kandırarak işbirlikçi iktidarla yola devam edilebilmenin önünü açmaktır.

Yeni anayasa bu plan için gerekli olup bu nedenle acele edilmektedir. Esad’ın devrilmesini istemek, Suriye’de iç savaş çıkarmak maksadıyla terör ihraç etmek ve bu ülkeye müdahaleyi arzu etmek, Maliki’ye ve Irak’ın bütünlüğüne karşı olmak, PKK terörünün kaynağı olan Kuzey Irak’a müdahale etmemek/edememek, Ergenekon, Balyoz, YCHP, İran’ı Türkiye’ye tehdit görmek ve yeni anayasa hep aynı planın birbirini tamamlayan parçalarıdır.

Dokuz oturak karaya oturdu

Sayın Erdoğan geçtiğimiz Çarşamba günü Suriye’deki gelişmeler üzerine toplanan güvenlik zirvesinde alınan kararların ardından katıldığı bir televizyon programında Suriye’nin kuzeyini kuşatan yapılanmaya asla müsaade etmeyeceklerini, müdahale hakkımız olduğunu, Suriye’nin bölünmesinin arzu edilmediğini, Türk ve Kürt Halklarının kardeşliği gibi belirsiz ve birbiri içinde çelişkiler içeren ifadelerle bazı açıklamalar yapmıştır. Bu açıklamaları sırasında Erdoğan’ın yüzünde gizlemeyi başaramadığı ifade ise korku, endişe, ne yapacağını bilememe ve aldatılmışlık duygusudur.

Sevgili okurlar bugün için geldiğimiz noktada artık çok açıktır ki Davutoğlu’nun akıl hocalığını yaptığı AKP’nin Suriye, Ortadoğu, komşular ve kısaca Türkiye’nin dış politikası bir denizci deyimiyle dokuz oturak karaya oturmuş ve bunun sonucu olarak Türkiye su almaktadır.

Türkiye’nin Suriye’deki ve Ortadoğu’daki çıkarları ile ABD’nin bu bölgedeki çıkarları örtüşmemekte hatta çelişmektedir. Türkiye’nin bölgedeki çıkarları Rusya, Çin ve İran ile birlikteliği gerektirmektedir. Bu aklın ve gerçekçi olmanın bir sonucudur. Siz bir ortaklık kurarken sizin üzerinizde hesapları olan birisi ile ortak olmak ister misiniz?

Geçtiğimiz günlerde Rusya ve Çin, Suriye’ye askeri müdahalenin önünü açacak ve yüzbinlerce insanın yaşamına mal olacak, bölgeyi kaosa, kan, kin ve gözyaşına sokacak karar tasarısına Birleşmiş Milletler ( BM ) Güvenlik Konseyi’nde üçüncü defa veto etti.

İşte sadece bu nedenle Rusya Devlet Başkanı Putin ve Çin Devlet Başkanı Jintao’yu Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteriyorum. Yüzbinlerce insanın hemen, milyonlarca insanın zaman içinde yaşamını kaybetmesini hiç değilse şimdilik engelledikleri için. Afganistan, Irak ve Libya’ya bakın sanırım ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Hele 2009’da ABD Başkanı Obama’nın nükleer silahların azaltılması ve dünya barışına katkılarından dolayı Nobel Barış Ödülü’nü aldığını düşündüğünüzde! Bilmem bana katılır mısınız?

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com