Ne Yapmalı?

Geçen Cuma günü, ülkemizin hızla iç savaşa ve bölünmeye doğru gittiğini, bu kötü gidişi durdurmak için mutlaka bir şey yapılması gerektiğini yazdık ve yazımıza efsanevi müzik topluluğumuzun çok sevilen şarkısı “Bi’şey yapmalı” başlığını atarak anlamlandırmaya çalıştık.

Daha sonra çeşitli yollarla bana ulaşan okurlarımın çok büyük bir bölümü “Bir şey yapılması gerektiğini bizde biliyor ve anlıyoruz. Bize esas ne yapılmalı onu anlat” dediler.

Gerçekten bana ulaşan okurlarım haklıydılar. Böyle olmuyor, bir şey yapmalı demek kolaydı, önemli olan; hayal dünyasında olmadan “Ne yapmalı?” ve “Nasıl yapmalı” sorularının cevabını verebilmekti. İşte bu nedenle bugünkü yazımda bu sorulara cevap aramaya çalışacağım.

Hiç tereddüt etmeden söylemek isterim ki, bu ülkede yapılaması gereken ilk ve öncelikli iş Erdoğan ve AKP’yi iktidardan uzaklaştırmaktır. Bu, gerek şarttır ve ülkemiz için yaşamsaldır. Bunu yapmadan ve yapabilmenin önünü açmadan ülkemizi düzlüğe çıkarabilmenin yeter şartlarını yazmayı şimdilik sonraya bırakıyorum.

Arkalarında emperyalizm var!

Erdoğan’ın değilse bile, AKP zihniyetinin yıkılmasının kolay olmadığını söylemek isterim. AKP’yi sadece AKP olarak görmeyin. Yoksa büyük bir yanılgı içine düşersiniz. AKP, emperyalizm ve Batı tarafından Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyasını yeniden düzenleyebilmek için vizyona sürülmüş bir proje partidir.

AKP’nin 11 yıllık icraatlarının yüzde 75’inin arkasında emperyalizm planları vardır. Geçtiğimiz Haziran’da başlayan halk hareketi nedeniyle Batı’da Erdoğan’a karşı tepki vardır ama projelerinin müteahhidi konumundaki AKP’nin üzeri çizilmemiştir.

Atatürk, İstiklal Savaşı mücadelesinin yalnızca Yunan’a karşı verilmeyeceğini, onların arkasında emperyalizmin gücü olduğunu bildiğinden bir yanına Hacıbektaş Dergahı Postnişini Cemalettin Efendi’yi, diğer yanına Dersimli Diyap Ağa’yı alarak başladı. Mustafa Kemal Anadolu’ya çıktığında fikri yapısı, programı ve mücadele gücüyle dayanacağı İttihat Terakki adında bir örgüt vardı. Ama bu örgüt halkın nazarında yıpranmıştı. Bu nedenle o da, Kuvayı Milliye’yi organize etti ve herkesi yanına almaya çalıştı.

İstanbul’u kaybedecek AKP hızla çözülür

Durum bugün de aynıdır! Çünkü memnun olmadığımız ve ülkemizi felakete sürüklediğinden emin olduğumuz AKP’nin arkasında emperyalizm vardır. Bu nedenle savunma cephesi çok geniş kurulmalı ve tüm renkler kucaklamalıdır. Bu cephede, sağcısı, solcusu, ülkücüsü ve dindarı ile Milli olan herkes yer almalıdır. Gayri millilerden başka kimseyi dışlayacak lüksümüz yoktur.

AKP’yi iktidardan indirmenin ilk adımı Mart 2014 yerel seçimleridir. CHP ve MHP; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya ve Bursa gibi büyük kentlerde işbirliği yapmalıdır. Milli Merkez bu işbirliğine yönelik olarak büyük gayret sarf etmeli ve koordinatör görevi icra etmelidir. Daha net söylemek gerekirse İstanbul’u kaybedecek AKP hızla çözülür.

CHP, İstanbul’da halen örgütte değil, halkta karşılığı olan bir adayı en geç Eylül sonuna kadar belirlemeli ve Milli olan herkes “Üzümün çöpü armudun sapı” demeden bu adayı desteklemelidir. Ankara’da ise mutlaka MHP adayına destek verilmelidir.

Gerek kamuoyu yoklamalarından, gerekse bugüne kadar konferans ve paneller için gittiğim 90’ı aşkın yerde edindiğim izlenimim, halkın yeni bir siyasi oluşum istediğidir. Halk AKP’den memnun değildir ama kendini temsil edeceğine inandığı bir parti görememektedir.

Halkın görmek istediği, soğuk savaş döneminin söylemleri içinde olmayan, daha önceki mücadeleleri ile yıpranmamış, çeşitli siyasi renkleri içinde barındıran ama olaylara bu toprakların gözü ile bakan, Milli olan ve ulusal değerlerimize saygılı bir partidir.

Konjonktür bu kadar elverişli olmadı

Daha öncede partiler kurulmuştu ama hiçbirisi başarılı olamadı diye düşünebilirsiniz. Öncekilerin hepsi statik seçmen kitlesi üzerine oturdu ve tümü iyi niyetli ama entelektüel girişimlerin eseriydi ve arkalarında halk hareketi yoktu. Bugün dinamik bir seçmen kitlesi ile emperyalist projelere ve dini referans yaparak özgürlüklerinin kısıtlanmasına itiraz eden bir halk hareketi var. Türkiye’de 90 yıldır hiçbir bir dönem konjonktür olarak bu kadar yeni bir siyasi oluşumun kurulmasına elverişli olmadı!

Kamuoyu yoklamaları AKP’nin düştüğünü ama muhalefet partilerinin yükselmediğini gösteriyor. Halbuki bu iş biraz da bileşik kaplar gibidir. Bu durum normal değil. Geçtiğimiz günlerde Bursa Milli Merkez Temsilciliği’nin kuruluşu için Bursa’daydım. Salonun yüzde 75’i CHP’li ama partilerinden ümidi kesmişler. Bursalı CHP seçmeni  “Terör örgütünün siyasi kanadının temsilcisi ile el ele, yanak yanağa ve diz dize olan Sena Kaleli bizim vekilimiz olamaz” diyor. Daha başka yenilir ve yutulur olmayan şeyler de anlattılar.

Evet, emperyalizm tarafından CHP’ye AKP’nin yürüttüğü emperyalist projelere yeterli muhalefet yapmasın/yapamasın diye operasyon yapılmış ve parti yeniden dizayn edilmiştir. Fakat bünye tepedeki bu organ naklini reddetmektedir. CHP’de aslına rücu edecek yönetim değişikliğine ivedi ihtiyaç vardır. Delegelerin oyları ile ömür boyu genel başkan olabilirsiniz ama ülkemizin ihtiyacı olan iktidar adayı ve başbakan asla olamazsınız.

Yeni parti ihtiyacı aynı zamanda matematiksel bir gerçekliktir. 2011 Genel seçimlerinde AKP yüzde 49,83 oranında oy aldı. Diyelim ki, yıpranan AKP halk tarafından yüzde 15 oranında oy kaybıyla cezalandırıldı ve oran yüzde 34,83’e düştü, yine iktidar olur, biliyor musunuz? Eğer Meclis’e AKP, CHP, MHP ve BDP dışında başka bir parti asgari seviyeden barajı aşıp girse ve AKP yüzde 37 oy oranına sahip olsa bile, tek başına iktidar olma şansını kaybediyor, hiç düşündünüz mü?

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com