Ne Referandumu?

AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik Başbakan Erdoğan’ın Gezi Parkı Temsilcileri ile yaptığı görüşme sonrasında yaptığı açıklamada “ Toplantıdan çıkan sonuç şudur; biz bunu ( Topçu Kışlası ) İstanbul halkına referanduma götürebiliriz “ dedi.

Hala mesele anlaşılmamış veya anlamamakta diretiliyor. Bu arada Taksim Dayanışması yetkilileri “ Erdoğan ile Gezi Parkı direnişiyle ilgili görüşen heyetin kendilerini temsil etmediğini “ beyan ediyor. Heyete şöyle bir göz gezdiriyoruz “ Yetmez ama evet “çiler, AKP’ye yakın isimler hemen dikkati çekiyor.

Erdoğan liderliğinde AKP iktidarı adeta toplumun zekası ile dalga geçiyor. Hem ne referandumu? Atatürk Orman Çiftliği, Göztepe Parkı gibi yerler için referandum yapacak mısınız? Sanattan nasibinizi alamadığınız ve “ Ucube “ dediğiniz eseri yıkmadan ve Emek Sineması’nı yok etmeden önce yaptınız mı?

Taksim’de başlayan ve dalga dalga tüm ülkeye yayılan bu tepkinin kaynağı bizatihi Erdoğan ve AKP’dir. Hedef saptırmak, halkı bugüne kadar olduğu gibi aldatmak, olayları ağaç ve Topçu Kışlası bağlamına indirgemek boşuna bir gayretkeşliktir.

Halk hareketleri veya devrimler bazı tesadüfü nedenlerle patlak vermeden önce uzun süre görünmeden yol alır. Şu anda yaşadığımız halk hareketi çevreye gösterilen duyarlılık hareketine yapılan faşist bir müdahale nedeniyle çıkmıştır ama sadece ona bağlamak yanlış olur. Oradan olmaz ise başka taraftan mutlaka patlak verecekti.

Polisin yaptığı Taksim baskını toplumun kolektif bilincini tetiklemiştir. Bugün devam eden halk hareketini bir şekilde yatıştırsanız bile artık cin şişeden çıkmıştır. Başka bir yerde, başka biz zamanda, iklimi bir kere yaratmış olduğunuz ve halk hareketinin nedenselliğini ortadan kaldıramadığınız için tekrar meydana gelecektir.

Yaşam tarzlarımıza karışılsın istemiyoruz!

Eylemlerin en başından itibaren Taksim Gezi Parkı’nda olayları bire bir yaşayan bir genç kızımız ile Çarşamba günü mülakat yaptım. Özetle şunları söylüyor : “ Eylemimiz çevremize ve özgürlüklerimize sahip çıkmak amacıyla başladı ama gelişmeler bize Atatürk’ün önderliğinde yapılan Türk Devrimlerinin kazanımlarına sahip çıkılmadan bunun olmayacağını gösterdi.

16 gün içinde 2 kere eve gittim şahsi temizlik yapmaya. Yaptığımız eylem ağaçlara, çevreye sahip çıkmak ve Cumhuriyetimize düşmanlığı canlandırmak amacıyla yapılmak istenen Topçu Kışlası’nın ötesine geçmiştir. Yaşam tarzlarımıza ve özgürlüklerimize karışılsın istemiyoruz.

İstanbul Valisi’ne güvenmiyoruz, bizi kandırdı. Bizde polis varsa orada güvenlik yoktur algısı oluştu. Gezi Parkı’na müdahale etmeyeceğiz dediler ama müdahale etmiyormuş gibi yapıp müdahale ettiler. Olayları birebir yaşadım. Eylemleri halkın gözünden düşürmek ve itibarsızlaştırmak için yasadışı örgüt görüntüsü altında devletin adamları eylemci kılığında içimize girdi.

Televizyonlarda gördüğünüz yüzleri bağlı olan taş ve molotof atan göstericilerin polis olduğunu, bellerinde silah bulunduğunu, resmi polislerle ‘ abi şuraya at ‘ diye konuşarak koordine kurduklarını gözlerimle gördüm. Bazılarının mizansen gereğince dövüştüklerini bile tespit ettim.

Eylemin içinde bulunan PKK’da, Apo posterleri ve yasadışı örgüt flamaları da direnişimizi halkın gözünden düşürme operasyonunun bir parçasıdır.

Başbakan’a da güvenmiyorum, yalan söylüyor. Cami’de içki içtiğimizi söyledi ama gerçek anlaşılınca müezzini zorunlu izine gönderdiler. Amacı belli, bizi toplumun gözünden düşürmek ve halkı birbirine düşman etmek!
Ülkemizde basın özgürlüğü AKP iktidarı yüzünden kalmadı. Bazı medya kuruluşlarına tepkilerimizi koyduk daha da koyacağız. Allahtan sosyal medya var! Sansürü onun sayesinde aşıyoruz. ‘ Allah’ın belası twitter ‘ sayesinde koordinasyon kuruyoruz.

Sadece Erdoğan’ın gitmesi yetmez!

Aramızda başörtülüler, türbanlılar ve geçmişte AKP’ye oy verenler var. Beraberce direniyoruz ve özgürlüklerimize sahip çıkacağız. Bazı firmalar ve şirketler bize başlangıçta düşmanca yaklaştı. Tepkimizi koyduk ve sosyal medya aracılığı ile protestolarımızı geliştiriyoruz.

İki gün önce türbanlı bir arkadaşımız “ Diktatör Tayyip halka hesap verecek “ diyen bir dövizi taşıyordu. Başbakan hangi yüzde 50’den bahsediyor anlamadım!

Vali ‘ Can güvenliği yok gelin çocuklarınızı alın ‘ diyor. Ben 28 yaşındayım, üniversite mezunuyum, çalışıyor ve hayatımı kazanıyorum. Eylül’de İnsan hakları konusunda yüksek lisansa başlayacağım. Ben çocuk muyum?

Sadece Erdoğan’ın gitmesi yetmez. Onun temsil ettiği yaşamımıza dini referans yaparak karışan, Cumhuriyetimize düşmanlık eden ve toplumu devamlı olarak geren ve kamplaştıran zihniyet gidene kadar direneceğiz.

Hep bizi yani gençleri apolitik ( Politik olmayan ) olmakla ve ülkemiz sorunlarına duyarsız olmakla suçladılar. Ne diyorsun Türker abi biz öyle bir sınıflandırmaya tabi olacak gençler miyiz? Bu direnişle yaşamımın daha değerli olduğunu ve anlam kazandığını hissediyorum “

Yaklaşık 2,5 saat konuştuk. Gerçekten kabına sığamayan, çok iyi eğitim ve öğretim almış harika bir gençti konuştuğum. Allah ailesine ve ülkemize bağışlasın. Sanırım Cumhuriyetimizin yaratmak istediği “ Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür “ neslin iyi bir temsilcisiydi bu genç!

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com