Muhalefet ve Muhalif

Muhalefet Arapça bir kelime olup bir tutuma, görüşe ve davranışa karşı olma halidir. Muhalif ise bir tutuma, görüşe ve davranışa karşı olan kimse demektir.

Bir ülkede demokrasinin olup olmadığını anlayabilmemiz için, o ülkede demokrasinin olmaz ise olmazı olarak kabul edilen hür seçim, bağımsız yargı, laiklik, özgür sendikalar, özgür üniversiteler, özgür medya ve siyasi partilere eşit koşulların sağlanması gibi bazı kıstasların varlığının ve hangi ölçüde gerçekleşebildiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kıstaslar arasında muhalefet demokrasinin gerek şartıdır. Çünkü her rejimde iktidar mevcuttur ama muhalefet yalnız demokrasilerde vardır.

Yukarıda saymaya çalıştığımız, uygar ve çağdaş dünya tarafından demokrasinin olmaz ise olmazı olarak kabul edilen bu kıstaslar açısından değerlendirildiğinde ülkemiz ne yazık ki 10 yıl öncesine göre çok ama çok gerilerdedir. AKP iktidarının demokrasi bağlamında bugüne kadar yaptıklarını bundan sonrada yapacaklarının kanıtı olarak kabul edecek olursak gittiğimiz yol faşizm rotasıdır.

Ben iki yıl önce AKP iktidarının bu rota üzerinde seyrettiğini ve emperyalizmin taşeronu olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin dönüştürülmesine yönelik operasyonların bir parçası olduğunu görmem nedeniyle istifa ettim ve mücadele edebilmek için siyasete girdim, yazmaya ve konuşmaya başladım.

Bugün sade bir yurttaş olarak siyaseten nerede durduğumu ifade etmek gerekirse, açık yüreklilikle söyleyebilirim ki ben Erdoğan ve yönetimindeki AKP’ye muhalifim. Çünkü tereddütsüz olarak biliyorum ki bunlar emperyalizmin işbirlikçisidir, taşeronudur ve ülkemizi karanlığa, çatışmaya, ayrışmaya, iç savaşa, bölünmeye ve felakete doğru sürüklemektedirler.

Silah taşımam ben silahım

Geçen ay 29 Eylül’de Mersin’de Türkiye Gençlik Birliği’nin düzenlediği panele katılmak için konferans salonuna girerken bir polis kardeşimiz bana “ silahınız var mı? “ diye sordu. Ben de kendisine olmadığını, yaşamım boyunca taşımadığımı çünkü benim silah olduğumu söyledim. Gerçekten de silah taşımak hakkım olmasına rağmen aklın bir karış havada olduğu söylenen 20’li yaşlarda bile silah taşımadım.

Biliyorsunuz Suriye’de eli kanlı teröristler emperyalizm ve onun işbirlikçisi olan Erdoğan ve Davutoğlu tarafından Suriye muhalefeti olarak tanıtılmakta, Suriye Ulusal Konseyi ve Özgür Suriye Ordusu gibi terörist organizasyonlarda Suriye’nin muhalif kuruluşları olarak anlatılmaya çalışılmaktadır.

Çeçenistan, Türkiye, Yemen, Libya, Somali, Afganistan, Pakistan ve Umman gibi ülkelerden gelen Cihatçılar, El kaide ve Müslüman Kardeşler militanları Halep sokaklarında çatışırken evlerinde oturan Haleplilere “ evlerinizde oturmayın, sizin için savaşıyoruz, gelin bize katılın “ diye bağırıyorlar. Alman basını “ Alman istihbaratına göre Suriye’de muhalif olarak savaşanların yüzde 95’i yabancı “ diyor.

Erdoğan ve Davutoğlu, operasyona uğratılarak tek sesli bir hale getirilmiş ulusal medyamızda her gün boy göstererek ve farklı seslere yer verdirmeyerek Suriye’deki bu muhalefetten bahsediyorlar.

Suriyeli muhaliflerin elinde kaleşnikof, suikast silahı kanas, el bombası, top, havan, mayın, patlayıcı madde, füze ve tank. Ne diyorsunuz bunlar normal mi? Elinde silah olana ve adam öldürene muhalif denebilir mi? Esasında muhalif olarak adlandırılan bu çapulcuların terörist olduğu çok açık değil mi?

İşin üzücü tarafı bu teröristlerin karargahı ülkemizde, silahları ve lojistik desteği Türkiye üzerinden sağlanmaktadır. Bu bir insanlık suçudur. İşte Erdoğan ve Davutoğlu muhalif adı altındaki bu teröristlere kol kanat germektedir.

Kalem benim silahımdır

Evet, ben ülkemizi hızla karanlığa ve iç savaşa doğru sürüklediği çok açık olan AKP’ye muhalifim ama elimde silah var mı? Tek silahım kalemim ve konuşmalarım. Bu silaha cephane yükleyen güç ise eğitimim, öğretimim, birikimim, Atatürk önderliğinde yapılan Türk Devrimlerine olan inancım ve yurtseverliğimdir.

Bu muhalefet mücadelesini sürdürürken yanımda olan ve yanında olduğum insanlar yabancı terörist organizasyonların militanları olamazlar. Bu mücadelede vatanseverlerle yan yana ve omuz omuza olurum ama Taliban liderlerinden Afganlı terörist Gülbettin Hikmetyar’ın dizinin dibinde asla ve kata oturmadım ve oturmam.

Erdoğan liderliğinde AKP hükümeti emperyalizm öyle istedi diye Suriye’deki eli silahlı yabancı destekli teröristleri muhalefet olarak nitelemekte, desteklemekte ve bunu demokrasinin gereği olarak kabul etmektedir. Akçakale’ye Türkiye Suriye’ye girsin diye kışkırtma amaçlı ateş açanlarda, bundan sonra ateş açacaklarda bunlardır.

Aynı Erdoğan elinde silah olmayan ve sadece demokratik haklarını kullanan ülkemizdeki muhalefete karşı ise düşmanca yaklaşmakta ve her platformdaki muhaliflerini devletin gücünü kullanarak ezmeye ve yok etmeye çalışmaktadır.

AKP iktidarı artık meşruiyetini yitirmiştir.

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com