Müdahale Geliyor!

Kuzey komşumuz Ukrayna’da halen devam eden kriz nedeniyle Parlamento, Başkan Yanukoviç’i görevden aldı, geçici olarak yerine Aleksandır Turniçov’u atadı ve 25 Mayıs’ta erken seçim olacağını ilan etti.

Türkiye’de kriz daha büyük boyutlarda! Ülkemiz bölünme ve parçalanma rotasında ilerliyor ve iç savaş tehlikesi çok yakın! Siyasi iktidarın kokuşmuşluğu, yolsuzluk ve rüşvete ailece iliklerine kadar batmış olduğu su götürmez bir gerçek haline gelmiş ama TBMM’de hala tık yok! Ana muhalefet partisi halkı sokaklara dökmesi lazım fakat bu yönde bir hareket yok. Niçin?

Cevabı esasında çok basit! Her iki ülkede de küresel ve bölgesel planlara yönelik emperyal operasyonlar var ama arkasındaki irade Ukrayna’da sert bir iktidar değişikliğini, Türkiye’de ise yumuşak bir geçişi çıkarına uygun görüyor. Ülkemizde amaçları Erdoğan’ı son raddeye kadar kullanmak, sonrasında deliğe süpürmek ve arkasındaki zihniyeti aynen muhafaza etmektir. Bu nedenle radikal değişim Türkiye’de emperyalizmin işine gelmez.

Yerel seçimlere yaklaşık bir ay kaldı ama halk hala seçimin havasına girmemiş durumda. Devamlı dolaşıyorum ve halk ile yakın iletişim halindeyim. Geçtiğimiz cumartesi günü ADD’nin davetlisi olarak Sakarya’da, Pazar günü Milli Merkez Kurultayı için Aydın’daydım. Yarın denizcilik konusunda bir panele katılmak için Pendik’te, cumartesi günü “Ermeni Meselesi, AİHM Kararı ve Gerçekler”, pazar günü “Kabul Edilişinin 90. Yılında Devrim Yasalarımızı Kim Çaldı?” konulu paneller için Akatlar Kültür Merkezi’nde olacağım.

Yüzde 90 kerhen!

Her gittiğim yerde insanların fikrini alıyorum ve seçimler için ne düşündüklerini soruyorum. Halk yerel seçimlerde sonuçlar ne olursa olsun ülkenin kötü gidişine derman olmayacağının farkında. Konuşma yaparken soruyorum “Elinizi vicdanınıza koyun, hangi partiye oy vereceğinize gönül rahatlığı ile karar verdiniz mi?” diye. Abartısız söylüyorum yüzde 90 kerhen oy verecek.

Geçen hafta Caddebostan Kültür Merkezi’nde yaptığım bir konuşmada aynı soruyu sordum. Salonda yalnızca bir kişi oy vereceği partiden emin olduğunu söyledi. İşte bu durum bile bir operasyondur, amaç halkı seçeneksiz bırakmak ve emperyalist projelere mahkum etmektir.

Bugünlerde Ukrayna’da arkasında ABD ve AB’nin bulunduğu çok tehlikeli senaryolar sahneye konmuştur. Batı Ukrayna’yı önce AB’ye arkasından NATO’ya alarak kamp değiştirmesini istemektedir. Bu durum Rusya için asla kabul edilemez ve ne pahasına olursa olsun müdahale edilmesini gerektirmektedir.

Eğer Ukrayna düşerse 17 milyon km² yüzölçümü ve azalma eğilimi içindeki bulunan 141 milyon nüfusu ile Rusya Federasyonu kaşınabilecek hassasiyetlerinin epeyce fazla olması nedeniyle çözülme süreci içine girer. Rusya Federasyonu çözülürse bugün Asya-Pasifik’te bölgesel güç olan ve küresel güç olma yolunda ilerleyen Çin’in bu hülyalarının son bulması demektir. Demek ki, Batı’nın Ukrayna girişimi yalnızca bölgesel değil aynı zamanda küresel hedeflere yönelik bir hamledir.

ABD’nin Rusya’nın Soçi kentinde yapılan 22. Kış Olimpiyatları’nda (7-23 Şubat) terör saldırı olabileceği bahanesi ile savaş gemilerini Karadeniz’e konuşlandırmasının Ukrayna operasyonuna yönelik olduğunu anlamamak için dangalak olmak lazım.

Taviz mi yoksa müdahale mi?

ABD Ukrayna krizi nedeniyle Avrupa’da bulunan kuvvetlerini yüksek hazırlık duruma getirdi. Rusya krizi çözmek için tüm diplomatik yöntemleri kullanıyor olmasına rağmen silahlı kuvvetlerini alarm durumuna aldı ve askeri birliklerine konuş değişiklikleri yaptırıyor.

Daha açık söylemek gerekirse bugün dünya 1962’de Sovyet füzelerinin Küba’ya yerleştirilmesi sonunda gerginleşen ve nükleer çatışmanın eşiğine geldiği döneme çok benziyor. Ruslar köşeye sıkıştı, Ukrayna’yı kaybetmeyi göze alamazlar, burada yaşamsal çıkarları var. Batı eğer geri çekilmez ise bu gerginlik tırmanarak nükleer savaşı bile tetikleyebilir.

O zaman, dönemin SSCB lideri Nikita Kruşçev, ABD’den aldığı ödünler karşılığında Küba füzeleri hamlesini geri çekmişti. Bugün Batı, Ukrayna hamlesini ancak alacağı ödünlerle geri çeker. Ukrayna’nın bölünmesine göz yummak, Suriye’de rejim değişikliğine evet demek, Türkiye’nin doğusunda kurgulanan yeni projeye destek vermek veya İran tavizlerden biri olabilir.

Tam olarak 52 yıl önce Küba krizini çözmek için ABD’nin verdiği tavizin adı Türkiye idi. Bugün ise Ukrayna krizinde ABD’nin istediği tavizin adı Türkiye olabilir mi? Ukrayna krizi bir şekilde çözülemezse hiç şüpheniz olmasın Rus müdahalesi geliyor.

22 yıl önce bugün Hocalı’da Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından soydaşlarımıza karşı yapılan katliamı ve halen Azerbaycan’da devam eden Ermeni işgalini şiddetle kınıyorum. Yarın (27 Şubat 2014) ise tam 100 yıl önce Şam’dan Kudüs’e uçarken düşen ve yaşamlarını yitiren ilk hava şehitlerimizi (Deniz Yzb. Fethi ve Kara Yzb. Sadık) rahmetle, minnetle ve saygı anacağız. Ruhları şad olsun.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com