Markajcı

14 Kasım’da başlayan Gazze’ye yönelik bombardımanda İsrail 1500’ü aşkın hedefi vurdu. Geçtiğimiz Çarşamba günü yürürlüğe giren ateşkese kadar geçen 8 günlük zaman içinde 163 Filistinli ve 5 İsrailli yaşamını kaybetti, 1100 civarında Filistinli yaralandı. Ölen ve yaralanan Filistinlilerin çok büyük bir çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuktu.

İsrail’in işgali altında olan, dış dünya ile irtibatları kontrol altında bulunan ve adeta kendi topraklarında açık hava hapishanesinde yaşamakta bulunan Filistinlilere yapılan en son saldırıyı katliam kelimesi bile açıklamak için yeterli olmayabilir. Bu bir insanlık dramıdır ve soykırım seviyesinde insanlık suçudur. İşin ilginç tarafı bu suçu işleyenler daha önce işlenen böyle bir suçun mağduru olmuştur.

Halen devam eden bu şiddet dalgası Hamas’ın askeri kanadı olan İzzettin El Kasım Tugaylarının komutanı olan Ahmet El Cebari’nin İsrail tarafından suikast sonucunda öldürülmesi ile tetiklenmiştir. Hamas bu suikasta yanıt olarak İsrail’e karşı füze saldırısı ile misilleme yapmış ve malum gelişmeler başlamıştır.

El Cebari’nin öldürülmesi İsrail tarafından planlanmış bir kışkırtmadır. Amaç Hamas’ı füzelerle misillemeye zorlamak ve bunu bahane göstererek Gazze’ye yönelik askeri operasyon yapmaktır.

Operasyonun amacı ve askeri hedefleri

Netanyahu açısından operasyonun amacı İsrail’de 22 Ocak 2013’de yapılacak erken seçimde avantaj kazanmak ve ABD Başkanı olarak yeniden seçilen Obama’nın gerek Filistin gerekse İran konusunda yapmayı planladığı iyi niyetli girişimlerin önünü bölgede tansiyonu yükselterek kesmektir. ABD başkanlık seçimlerinde İsrail ve Yahudi lobisi Obama’nın rakibi Romney’i desteklemiştir.

İsrail’in Gazze’ye karşı yaptığı operasyonun askeri hedefleri ise;

*Hamas’ın askeri imkan ve kabiliyetini ezmek,

*Filistin sorununu kendi tasarladığı çözüme götürecek yolda merhale kaydetmek,

*İsrail’e direnmenin faydasızlığını ve Hamas’ı desteklemenin daima felaket getireceği düşüncesini Filistinlilerin aklına iyice sokmak,

*4 yıldır kapsamlı operasyon yapılmayan Gazze’de Hamas’ın askeri olarak hangi seviyede olduğunu tespit etmek, eriştiği füze kabiliyetini test etmek ve yok etmek,

*Iron Dome ( Demir Kubbe ) adıyla yeni geliştirdiği kısa mesafe hava savunma sistemini gerçek ortamda denemektir.

Ateşkes görüşmeleri sırasında İsrail Başbakanı Netanyahu “ Diplomatik çözümü tercih ederim “ demiş ama ateşkesin şartları oluşmazsa operasyonun genişleyeceğini ve kara harekatının başlayabileceği ipuçlarını da vermiştir. Netanyahu bu söylediklerinin arkasını 75 bin yedek askeri silahaltına çağırarak ve Gazze sınırına yığınak yaparak doldurmuştur. Şu anda ateşkesin yürürlüğe girmiş olması Gazze’ye yapılabilecek bir istila tehlikesinin geçtiği anlamına gelmez. İlan edilen ateşkes kırılgandır ve şartlar eğer olgunlaşırsa Netanyahu yönetiminde İsrail gözünü kırpmadan bunu yapacaktır.

Hamas’ın misillemeye yönelik olarak attığı füze ve roketlerin Tel Aviv ve Kudüs’e ulaştığı görülmüştür. Bu önemli bir tespittir. Daha önce Hamas’ın böyle bir imkanı yoktu.

İsrail’in devlet firması olan Rafael’in geliştirdiği ve tam olarak 2011’de envantere girerek konuşlandırılmaya başlanan kısa mesafe hava savunma sistemi olan Iron Dome bu çatışmalarda başarı ile sınav verdi. Gazze’den 1000’in geçen sayıda roket ve füzenin İsrail’in güneyi ile Tel Aviv ve Kudüs’e hedef alacak şekilde ateşlenmesine rağmen verdiği kayıp ve hasar çok düşük kaldı.

İsrail hep böyle yapıyor

İsrail Gazze’ye yönelik olarak en son 27 Aralık 2008-18 Ocak 2009 tarihleri arsında “ Dökme kurşun “ adlı operasyonu yapmıştı. O zamanda operasyon İsrail’in İslami Cihat komutanını öldürmesi ve karşılık olarak Gazze’den roket ve havan atışı yapılması üzerine başlamıştı. İsrail bu işi hep böyle yapıyor!

İsrail’in Gazze’ye yönelik olarak yaptığı bu 8 günlük operasyon sırasında Arap aleminin durumu yürekler acısıydı. İsrail küçücük bir devlet olarak Ortadoğu’da Arap denizi içinde yaşarken Filistin’de istediği gibi vahşet yapıyor ama Araplar ortak bir tepki veremiyor? Sizce niçin? Arapların birleşmesini ne engelliyor?

En trajikomik görüntüyü ise AKP yönetiminde Türkiye verdi ve vermeye devam ediyor. Erdoğan’ın İsrail’e kızmasının, bağırmasının ve düşmanca söylem geliştirmesinin pratikte bir anlamı var mı? Hele Davutoğlu’nun ağlamasına ne dersiniz?

Uyguladığınız politikalarla İsrail’e sınırsız destek vereceksiniz, İsrail’in bölge gücü olmasının önünü açan ve bölgede ikinci bir İsrail olacak kukla Kurt Devleti’nin oluşumu peşinde koşan Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım diyeceksiniz, İsrail’i Müslümana karşı koruyacak radarı Kürecik’e konuşlandıracaksınız, arkasından da İsrail’e söveceksiniz, buna kimse inanmaz.

Siz İsrail’in bölgedeki Siyonist projelerine en büyük engel Suriye’ye terör ihraç edeceksiniz, Suriye’yi bölmeye çalışacaksınız, Suriye’deki istikrarsızlığın en büyük kaynağı olacaksınız, Suriye’ye düşmanlıkta İsrail ile eşgüdüm içinde çalışacaksınız, sonrada ben İsrail’in Müslüman öldürmesine ve vahşetine karşıyım deyip ağlayacaksınız. Bu davranışa dense dense ikiyüzlülük denir!

AKP yönetiminde Türkiye, İsrail Gazze’de kolayca Müslüman öldürsün diye kuzeyde onun en büyük rakibi olan Suriye’yi marke etmektedir. Yani AKP yönetiminde Türkiye emperyalist ve Siyonistlerin markajcısıdır.

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com