Kan Değişikliği Gerekli

Sandık demokrasinin olmaz ise olmazlarından biridir ama sandığın var olması ve halkın önüne konuyor olması demokrasi demek değildir. Faşist yönetimler de halkın önüne sandık koyarlar ve her seferinde daha da yüksek oy alarak bunu meşruiyetlerinin kaynağı sayarlar.

Durum böyle olmasına rağmen bunu bilmeyen, anlamayan ve içselleştirmeyen bir Başbakan’ın yönetiminde geçtiğimiz Pazar günü yerel seçimleri yaşadık. Seçimlerden sonra kendisi açısından gelenek haline getirdiği şekli ile geniş ailesiyle birlikte balkon konuşması yaptı.

Bu tür balkon konuşmaları demokratik ülkelerde seçimle gelen ve giden liderler tarafından asla yapılmaz ve yapılamaz. Bu sahneleri ancak ve ancak faşist yönetimlerde, diktatörlük altında bulunan ülkelerde ve monarşi ile idare edilen topraklarda görebilirsiniz.

Erdoğan bu konuşmasında “Suriye ile savaş halindeyiz” dedi. Türkiye’nin Suriye ile herhangi bir alıp veremediği yoktur. Suriye’nin bölünmesinin, bu ülkede istikrarın bozuk olmasının ve yönetimin devrilmesinin ülkemize yönelik herhangi bir faydası olmadığı gibi Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarına zarar vermektedir. Savaş halindeyiz ama Suriye ile değil. Gerçek savaş Aydınlanma Devrimlerini içselleştirmiş Türkiye ile Erdoğan’ın temsil ettiği Ortaçağ karanlığı arasındadır.

Yerel seçimler adeta genel seçim havasında yapıldı. Erdoğan 17 Aralık’ta başlayan ve daha sonra kepazeliklerin ortaya döküldüğü “Rüşvet ve Yolsuzluk” iddialarına karşı bu seçimi bir aklanma yeri olarak gördü. Erdoğan değil yüzde 43,23, yüzde 70 bile alsa temize çıkamaz. Aklanabileceği tek yer mahkemedir ama devletin gücünü kullanarak buradan kaçmıştır. Çünkü verebileceği bir hesabı yoktur.

Erdoğan siyaseten bitmiştir!

Erdoğan seçimlerden kendisinin bile beklemediği kadar sayısal olarak başarı ile çıktı. Bu başarının en önemli nedeni halkın özgür iradesinin tecelli etmesinin bir şekilde önüne geçilmesiydi. Baskı, korkutma, sosyal medyayı da kapsayacak şekilde çok ağır sansür, seçimler öncesi çıkar ve avanta dağıtarak şike yapmak ve seçimler sırasında hileye başvurmak yöntemlerden yalnızca bazılarıydı!

Seçimlerden çıkan diğer önemli bir netice de Türkiye genelinde eğitim ve öğretim seviyesi arttıkça AKP’ye oy verenlerin oranında radikal bir şekilde düşme olduğuydu. Diğer bir ifade ile AKP’nin oy oranını arttırmak için cehaleti daha fazla attırmak gerekmektedir.

Seçim sonucu ne olursa olsun, artık Erdoğan siyaseten bitmiştir. Bu sonuçlar onun siyasi yaşamını bir süre daha öteler ama nihai sonucu asla değiştiremez. Direndikçe sadece kendisinin ve ülkemizin başına gelecek felaketin şiddetini arttırır o kadar!

Erdoğan’ın elde ettiği bu başarıda diğer önemli bir etken halkın önüne umut olarak kuvvetli bir alternatifin konamamasıdır. Çoktan seçmeli sınavlarda da böyledir. Size sunulan seçeneklerden emin olamaz iseniz yukarıda en fazla işaret ettiklerinizden birini yani istikrarı seçersiniz.

Erdoğan’a bu başarıyı yaşatan diğer bir olgu da YCHP’dir. Yani CHP’yi dönüştürme ve başkalaştırma projesinin iflasıdır. Seçimler öncesinde verdiğim konferanslarda sorardım “Seçimlerde kime oy vereceğinize emin misiniz?” diye. Beni dinlemeye gelenlerin yüzde 75’i CHP seçmeni olmasına rağmen sadece bir veya iki parmak kaldırıldığını görürdüm. Bunun anlamı CHP seçmeni bile partilerinin politikaları ile hal ve gidişinden memnun değildi.

Irkçılığa dayalı Atatürk milliyetçiliği!

“Statükocu ve ırkçılığa dayalı Atatürk milliyetçiliğine son vermek ve kardeş halkların özgürce yaşadığı bir Türkiye için CHP” bu sözler hakkında CIA ajanı iddiaları da bulunan Sezgin Tanrıkulu’na ait. Sıradan birisi değil CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı. CHP Milletvekillerinden öğrendiğime göre eşbaşkan muamelesi görüyor.

YCHP için yaşadığımız bu bir seçim bir hezimettir. Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir’de AKP kazanmasın diye CHP adaylarına oy veren MHP seçmenlerini de düşünürseniz oyları bırakın artmayı, düşmüştür. Konjonktür bu kadar avantaj sunmasına rağmen Ana Muhalefet Partisi olduğu halde oylarını düşüren sanırım dünyada ilk örnektir.

Atatürk düşmanlarının, bölücülerin, etnik milliyetçilerin, kurucu ideolojimize düşmanlık edenlerin, liboşların, II. Cumhuriyetçilerin, altı okun modasının geçtiğini söyleyenlerin, Cemaatçilerin, hırsız ve uğursuz takımının partiye monte edilmesinin sonuçlarıdır bunlar. Ne yazık ki seçimler öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve onun üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’ne kumpas kuran çetenin bir numaralı tetikçisi olan F Tipi Örgüt ile işbirliğine girilmiş ama beklenen netice alınamamıştır. Bunun bir faturası olmalıdır!

Kemal Kılıçdaroğlu temiz bir siyasetçidir ve dürüsttür ama kitleleri ikna edebilecek, peşinde sürükleyebilecek, umut verebilecek ve çok zor bir dönemden geçen ülkemizi esenliğe çıkarabilecek bir lider görüntüsü vermemiştir, verememiştir.

CHP’de ivedi olarak kan değişikliğine ihtiyaç vardır. Hem CHP için hem de ülkemiz için bu farzdır. Aksi yolda direnmek ve mücadele vermek hainliktir.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com