Kahveci

Atatürk önderliğinde yapılan Türk Devrimlerinin esas amacı; akılcı ve bilimsel düşünce dönemine geçememiş, bunun tabii sonucu olarak Sanayi Devrimini ıskalamış ve geri kalmış bir toplumu, muasır medeniyet seviyesine ulaştırmaktı.

İnsanlığın; 5 milyon yıllık tarihi içinde yaptığı düşünme evrimleri sayesinde ulaştığı aklın, çağımızı her alanda yoğuran ve şekillendiren üç büyük devrimi olmuştur. Bunlar; düşünmede Aydınlanma, sosyal ve siyasal alanda Fransız Devrimi, ekonomide ise Sanayi Devrimidir. Osmanlının da dahil olduğu İslam Dünyası; bu gelişimin bir şekilde dışında kaldığı için, geriye düşmüştür.

Osmanlı; geri kaldığının ve çağın çok gerisine düştüğünün bilincindeydi ama bunun gerçek nedenini çözemiyordu. Batı’nın ürettiklerini alarak, bu durumdan kurtulacağını sanıyordu. Halbuki esas alınması gereken; üretim gücünü ve ürünleri yaratan, akılcı ve bilimsel düşünce sistemiydi.

Trabzon’da Doğdu

“Ulus Devlet ve Ulusal Kimlik”; bu çağın akılcı ve bilimsel düşünce sisteminin getirdikleriydi. Laiklik ya da diğer bir deyişle, dünyevi yaşamda dini referans almamak, akılcı ve bilimsel düşünce sistemin gereğiydi. Bugün Batı’yı Batı yapan ve güçlü kılan; Hristiyan olması değil, Hristiyanlığı dünyevi yaşamın referansı olmaktan çıkarmış olmasıdır.

İlahiyatçı ve sosyal bilimci olan Prof. Dr. Niyazi Kahveci; “İslam dünyasının en az iki asırdır her alanda bir kriz içerisinde bulunduğu, herkes tarafından sürekli dile getirilir. Fakat krize çözüm bulunamaması, ileri sürülen nedenlerin gerçekçi olmadıklarının kanıtıdır. Kriz, bir çağdaş ‘düşünme’ ve onunla üretilen ‘bilim’ sorunudur. Bu eksikliği en gerçekçi tespit eden kişi; Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Bu nedenle, her konuda çağdaş düşünmeyi ve bilimi referans vermiştir” diyor.

Trabzon’da doğan ve İstanbul – Beşiktaş’ta büyüyen Niyazi Kahveci; Fatih İmam Hatip Lisesi’ni takiben, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladı. Daha sonra; İngiltere’de Manchester Üniversitesi’nde sosyal bilimler eğitimi aldı, yüksek lisansını ve doktorasını da aynı fakültede yaptı.

Adnan Kahveci’nin Kuzeni

Merhum eski Devlet ve Maliye Bakanı Adnan Kahveci’nin kuzeni olan Niyazi Kahveci, halen İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü öğretim üyesidir. Çok sayıda Türkçe ve İngilizce makaleleri ve kitapları olan Kahveci’nin bazı kitapları şunlardır: Mutezile ile Şia Arasındaki Siyasal Tartışma, Tevrat’ta Sosyal Düşünce, Tevrat’ta Siyasal Düşünce, İslam Siyaset Düşüncesi, İniş Sırası ve Sebepleri ile Kur’an-ı Kerim Tercümesi, The Basic of Islam, English Translation of al-Qur’an al-Karim in Chronological Order.

“Aydınlanma, düşünürlerin ürünüdür. Bu düşünürler; katı dogmatik din öğretisinin karşısında, akılcı ve bilimsel düşünmenin gücünü ve değerini vurguladılar. Güçlü Kilise örgütünün, dinsel bir toplumun ve krallığın engellemelerine rağmen beyninden başka gücü bulunmayan bu düşünürler, insanlık için canları pahasına mücadele vererek, aydınlanmayı getirmişlerdir” diyor, Kahveci.

Niyazı Kahveci ile dostluğumuz, 2000 yılında Londra’da başladı. Londra Büyükelçiliği’nde üç yıl birlikte çalıştık. Dostluğumuz güçlenerek devam etti. Onunla sohbet etmek, bilim ve felsefe konuşmak, dinler ve İslam tarihini tartışmak, gerçekten keyif verici ve öğretici.

Çağımızda Türkiye, Düşün ve Bilim Alanları

“Çağımızın ürünü kavram, kurum, kuram, sistem ve değerler, kutsal kitaplar dahil, daha önce yazılmış eserlerde bulunmazlar. Mesela; demokrasi, eşitlik, insan hakları gibi kavramlar, çağımızdan önce mevcut değildi. Bu nedenle; bu gibi kavramları çağımız öncesi yazılmış eserlerde ve kitaplarda aramak gereksizdir” diyor Kahveci, geçtiğimiz günlerde basılan ve piyasaya çıkan kitabında.

Kitabın adı; “Çağımızda Türkiye, Düşün ve Bilim Alanları”. Mutlaka okumalısınız! Sadece okumak da yetmez. Bir başvuru kitabı olarak, kütüphanenizde de bulunmalı.

Kahveci, insanlığın geçirdiği düşünce evrelerini; biyolojik, sihirsel, mitolojik, Tanrısal, felsefi, teolojik, dinsel, bilimsel ve akılcı düşünce olarak tasnif ediyor. “Doğu İslam dünyasında Sünnilik; Mutezile hariç tutulursa, Gazali’nin felsefe ve akıl düşmanlığını kafa yapısına uygun bularak, nakilciliği benimsemiş ve 11’inci asırdan itibaren düşünmeyi durdurmuş ve teolog üretememiştir. Sünniler, felsefi düşünme ve akıl yürütme işlemi gibi kafa yormak gerektirmeyen ve davranışçılıkla meşgul olan Kelam ve Fıkıh gibi alanlar ile mutlu idiler. Halen de öyledir!” diyor, Kahveci kitabında.

Filozofluk Mertebesinde

Babası da din görevlisi olan Niyazi Kahveci küçük yaştan itibaren din eğitimi almış; din adamı, din alimi, teolog aşamalarından sonra, bugün artık filozofluk mertebesine ulaşmıştır.

“Osmanlı; Antik Yunan’daki felsefenin dinsiz karakterinden ötürü, felsefeyi ihmal etmiştir. Batı’da felsefe almış başını giderken, Osmanlı felsefi düşünmeyi güvenli bulmamış, din dışı ve tehlikeli görmüştür” diye yazıyor ve “Dinsel düşünüş döneminde olmak, bütün olaylara kutsal kitap ve din gözüyle bakmak demektir. Problemler dinle çözülmeye çalışılıyorsa, ne konuşulursa konuşulsun konu mutlaka dine geliyorsa, yaygın din istismarı yapılabiliyorsa, dinsel konuların reytingi fazla ise, o toplum dinsel düşünme dönemindedir” şeklinde devam ediyor, Niyazi Kahveci.

“Devamlı olarak mabet yapmak dinsel düşünüş döneminden hala çıkılamadığını gösterir.” diyen Kahveci’nin iyisi mi siz kitabını okuyun.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com