Kahlenberg

Geçen Salı günkü yazımda size Suriye konusunda düzenlenen bir panele katılmak için Viyana’da olduğumdan bahsetmiştim. Bugünkü yazımdan ise size burada bulunuyor olmamı fırsat bilerek Avusturya ve başkenti Viyana hakkında ilginizi çekeceğini düşündüğüm bazı bilgiler vermek isterim.

Tarihte Germen İmparatorluğu’nun bir parçası olarak kurulan, daha sonra Habsburg Hanedanı’nın başa geçmesi ile büyüyen ve 15. Yüzyılda Avrupa’nın ve Hıristiyanların en güçlü devleti haline gelen Avusturya, Osmanlılara karşı ardı arkası kesilmeyen saldırılara liderlik etmiştir.

Osmanlı Devleti’nin batı komşusu olan Avusturya 1867’de Macaristan ile birleşerek Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu kurdu. I. Dünya Savaşı’nda müttefikimiz olan Avusturya-Macaristan savaş sonunda yenilgi üzerine parçalandı. Savaştan Macaristan’ı kaybederek ve küçülerek çıkan ve Cumhuriyet haline gelen Avusturya, Almanya ile birleşmek istemesine rağmen galip devletler buna müsaade etmediler.

Avusturya II. Dünya Savaşı’nda Hitler tarafından Almanya’ya katıldı. Savaş sonunda Almanya’nın yenilmesi üzerine Avusturya, ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa tarafından işgal edildi. 1955’de bu ülkelerle bir antlaşma yapıldı. Buna göre; Avusturya hiçbir devletle birlik kuramayacak ve bir siyasi bir bloka dahil olamayacaktı. Bu şartlarda bugünkü Avusturya Cumhuriyeti kurulmuştur.

Resmi dili Almanca olan Avusturya’nın nüfusu 8,3 milyon, yüzölçümü ise 83.858 km²’dir. Bugün bu ülkede 300 bin Türk yaşamaktadır. Türkler Avusturya’da yaşayan yabancılar içinde en büyük grubu oluşturmaktır. Özellikle Viyana’da nereye giderseniz gidiniz mutlaka bir Türk’e rastlamanız mümkündür.

Avrupa’da Irkçılık tırmanışta

Avrupa’daki ekonomik daralmadan ve artan işsizlikten Avusturya’da yaşayan Türkler epeyce etkilenmişler. Türkler arasındaki işsizlik her geçen gün daha fazla artmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri insanlarımızın eğitimsiz olması ve yeterince vasıflı olmaması.

Avusturya’da artan işsizlik yabancı düşmanlığını beraberinde getirmiş. Yabancı düşmanlığının en fazla hedef aldığı grup Türkler! Irkçılık Avrupa’da tarihsel kökeni olan eski bir hastalık. Yaşanan ekonomik zorluklar ve işsizlik bu hastalığın yeniden nüksetmesine neden olmuş. Yabancılar içinde en fazla nefret edilen ve horlanan kesimin Türkler olmasının birçok nedeni var ama en başta geleni hiç şüphesiz tarihi geçmişimizdir.

Viyana’ya gidip de geçmişte atalarımızın burada bıraktıkları izleri sürmemek ve onları görmemek yanlış olurdu. Biliyorsunuz Türkler Viyana’yı iki defa kuşatırlar ama ikisinde de başarısız olurlar. Birincisi 1529’da Kanuni Sultan Süleyman tarafından ikincisi ise 1683’de Padişah IV. Mehmet zamanında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından. Özellikle ikicisinde bazı hatalar yüzünden başarının ucundan dönülmüştür.

II. Viyana kuşatmasını yenilgiye dönüştüren 12 Eylül 1683’de yapılan Kahlenberg diğer adıyla Almandağı savaşının yapıldığı araziyi gezme fırsatını buldum. Türklerin kuşatma sırasında Kahlenberg tepesi yamacına kurduğu garnizonun yerini inceledim. Daha sonra Viyana Askeri Tarih Müzesi’nde kuşatmadan geriye kalanları görmek şansını yakaladım. Ayrıca müzede Lehistan ( Polonya ) Kralı Sobieski’nin Leh, Alman ve Avusturya birliklerinden oluşan 25 bin kişilik orduyla Kahlenberg tepesine arkadan çıkarak yamaçlarda tertiplenen Türkleri arkadan nasıl baskına uğrattığının savaş planlarını inceledim.

Sevgili okurlar Kırım Hanı Murat Giray’ın Tuna nehri kuzeyinden Sobieski komutasında gelen yardımı önlemekte yetersiz kalmasını yenilginin nedeni olarak göstermenin başarısızlığa ve yapılan hatalara mazeret aramak olduğunu düşünüyorum.

Osmanlı değil Türk

Kahlenberg tepesi yamaçlarına konuşlandırılan ordunun baskına uğramaması ve iki ateş altında kalmaması için yeterince emniyet tedbiri alınmamıştır. Başarı ayrıntıda gizlidir. Başarısızlığın diğer bir nedeni de kuşatmanın komutanı olan Merzifonlu’nun şahsi ihtirasları, ganimet paylaşımı nedeni ile Viyana’yı teslime zorlamak istemi ve kesin sonuçlu öldürücü darbeyi vurmakta gecikmesidir.

Osmanlı yerine hep Türk ifadesini kullanmam mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Bu benim seçimim değil, Avusturyalı tarihçilerin tercihi. Buradaki kayıtlar hep bu şekilde. Avusturyalıya göre Osmanlı ordusundaki Boşnak, Rum, Arnavut, Arap, Makedon, Karadağlı Türk’tür. Ve karşılarında Türk ordusu vardır.

Viyana’da en çok horlanan yabancı Türk’tür ama çok sevilen yabancı ise Polonyalıdır. Bunun tarihsel derinliği vardır. Viyana kuşatmasında tam 300 yıl sonra 12 Eylül 1983’de Polonyalı Papa II. Jean Poul Kahlenberg’e gelir burada bulunan kilisenin duvarına Türkleri buradan nasıl kovduklarının nişanesini çakar.

Hiç unutmam 1999’da Polonya Dışişleri Bakanı Roma’da bulunan NATO Savunma Koleji’nde ülkesini tanıtmaya çalıştığı brifingde “ Bizi NATO’ya almak zorundasınız sizi Türklerden biz kurtardık “ demişti. Aynı argüman Avrupa Birliği’ne girmek için de kullanıldı.

Gerçekten de Avrupalıları birleştiren ve bugünkü Avrupa Birliği’nin kurulmasına kadar giden gelişmelerde Türklere karşı verilen mücadelenin ve bunun tabii sonucu olan Türk düşmanlığının çok önemli bir yeri vardır.

Şimdi siz bu birliğe girmek için kapıda beklemeyi, meleşmeyi, yalvarmayı ve çıkarlarımızla çelişen nasihatleri dinlemeyi içinize sindirebiliyor musunuz?

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com