İzmir Kurultayı

Geçtiğimiz Pazar Milli Merkez’in Balçova’da yapılan İzmir Kurultayı’na katıldım. Kurultay, gösterilen ilgi, katılım, canlılık ve organizasyon açısından gerçekten görkemliydi ve mükemmeldi. Kurultay’da çok renklilik hakimdi. Geçmişte birbirine siyasi rakip olanların hatta aralarında husumet yaşayan insanların ülkemizin halen yaşadığı ağır yaşamsal tehdit nedeni ile nasıl bir araya geldiğini görebiliyordunuz.

Salon sağcısı, solcusu, merkezde olanı, Milliyetçisi, Demokratı ve Ülkücüsü ile yan yana ve omuz omuza gelmiş Atatürk’te birleşmiş ellerinde Al Bayrağımız Mustafa Kemal’in askerleriyiz sloganı atıyorlar ve ülkenin sorunlarına çözüm üretebilmek için ter döküyorlardı.

Salonda iğne atsanız yere düşmeyecek vaziyetteydi. Sanırım İzmir’in bu mevsimde nasıl sıcak olduğunu bilirsiniz. İşte o günlerden birini yaşadık. Dev salonda iklimlendiriciler tam takat çalışıyordu ama o sıcağa ne dayanabilirdi ki ve solonu dolduran ateşli yurtseverlerin yaydığı sıcaklığı ne soğutabilirdi ki!

Buram buram terledik

İnsanlar o sıcakta ve Pazar günü denize gitmek, İzmir ve çevresinin güzelliklerini ailesi ile birlikte yaşamak varken niçin geldi ve bu kurultay salonunu doldurarak buram buram terledi ve sıkıntı çekti. Emin olun dünyanın veya ülkemizin en popüler şarkıcısının o salonda konseri olsaydı salonu dolduramazdınız.

Böyle bir il kurultayını Meclis’te grubu bulunan hiçbir muhalefet partisi bu canlılıkta ve katılım seviyesinde hele hele bu sıcakta asla yapamazdı. Zaten bugüne kadar yaptıkları bu tespiti teyit eder mahiyettedir. AKP bu tasnife dahil değildi. Elden para, kumanya, çocuğunu işe alacağız yalanı, devletin, belediyelerin ve ihale verilen müttehitlerin finansmanı ile ikna edilerek bindirilen ve taşınan kıtalarla bir de onlar yapabilirdi.

Bizi bir araya AKP getirdi

İnanır mısınız bilmem ama Balçova’daki yapılan Milli Merkez İzmir Kurultayı’nda salonunu dolduran ve geçmişte farklı siyasi eğilimleri bulunan insanları bir araya getiren güçte AKP idi esasında.

AKP’nin 11 yıllık icraatları, Cumhuriyetimize ve kurucu ideolojisine düşmanlığı, emperyalizmle işbirlikçiliği ve taşeronluğu, Milli varlıklarımızın haraç mezat satılışı ve yabancılara peşkeş çekilmesi, ülkemizin bir terör üssü haline getirilmesi, dinin referans yapılarak özgürlüklerimizin ve hayat tarzlarımızın kısıtlanması, adım adım ortaçağ karanlığına doğru yol alışımız ve diktatörlük girişimleri gerçekte bizleri bir araya getiren ana nedendi.

Kurultay’da bana da konuşma sansı verdiler. Ben de özetle şunları anlatmaya çalıştım; Artık Erdoğan meşruiyetini kaybetmiş olup derhal istifa etmelidir. Bu durumda iktidarda kalmaya çalışmak ülkemizi bir felakete doğru götürmek demektir.

Yüzde 75’i emperyalizmin projeleri

Taksim’de başlayan ve tüm ülkeye yayılan halk hareketi zaman zaman yavaşlasa bile nedensellik ortadan kaldırılmadıkça tamamen durmayacaktır. Çünkü bu isyan AKP’nin 11 yıllık icraatları sonucunda oluşan bir birikimin sonucudur. Taksim bu birikimin oluşturduğu kolektif bilinci tetiklemiştir.

Toplumun Erdoğan’a kızgınlığının arkasını dolduran kişisel nefret değildir. Erdoğan ve AKP’ye kızgınlığın gerçek nedeni icraatlarının yüzde 75’ini oluşturan emperyalizmin onun önüne uygulaması için koyduğu ve dayattığı projelerdir. Bugün Erdoğan’ı tek başına günah keçisi olarak gösterme gayretleri bir emperyalist operasyondur.

Emperyalizm, yıpranan, son olaylara iyice kontrolünü kaybeden ve ne yapacağı kestirilemez davranışları nedeniyle güvenilmez bulduğu Erdoğan’ı başka bir birisi ile değiştirerek aynı projeleri gerçekleştirmek ve yoluna devam etmek istemektedir. Halen tüm operasyonlar bunun üzerine geliştirilmektedir.

Bu nedenle yalnız Erdoğan’ın gitmesi yetmez. Emperyalizmin projelerine taşeronluk eden zihniyet tamamen gitmeli ve bu toprakların, üzerinde yaşayan bizlerin çıkarlarını esas alan bir iktidar gelmelidir.

Erdoğan’ın yerine Abdullah Bey

Diyelim ki Erdoğan gitti ve yerine Abdullah Bey geldi, ne değişecek? Eğer komşumuz Suriye’ye aynen terör ihraç edeceksek, 4+4+4 adındaki ortaçağ karanlığının eğitim sistemiyle yola devam edilecekse, özgürlüklerimiz ve yaşam tercihlerimiz tehdit altında kalacaksa, Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisini ve Türk kimliğimizi hedef olan yeni anayasa ve dolayısı ile rejim değişikliği peşinde koşulacaksa bırakın “Kötü polisle” devam edelim daha iyi. Çünkü “İyi polis” savunma reflekslerimizi narkozlar ve daha tehlikelidir.

Emperyalizm güçlüdür. Yakında yok olacağı iyi niyetli temenni içeren ama ayağı yere basmayan bir öngörüdür! Emperyalizm ülkemizin de içinde olduğu Büyük Ortadoğu Projesi’ni adım adım gerçekleştirmektedir. Bu proje ülkemizin bekasını ve çıkarlarını çok ağır şekilde tehdit etmektedir.

Eskinin refleksleri ile olmaz!

Bu tehditle eskinin refleksleri, davranış biçimleri, söylemleri ve problem çözme teknikleri ile başa çıkamayız. Düşman veya rakip nasıl adlandırırsanız adlandırın bunla başa çıkabilmek için birleşmemiz gereklidir. Gel bizde birleşelim artık geldiğimiz noktada birleşmeyi istememenin nazik bir ifadesidir.

Birleşmenin fikri adresinin Atatürk olduğu çok doğru bir tespittir. Peki, örgütsel adresi neresi olmalıdır? Bu konuda çeşitli görüşler var!

Milli Merkez bugüne kadar yaptığı çalışmalarla halkta büyük bir umut uyandırmıştır. Kamuoyu yoklamalarında AKP büyük oranda oy kaybetmesine rağmen bu oylar muhalefet partilerine akmamakta hatta CHP’de oy kaybetmektedir. Acaba Milli Merkez partileşirse sandıkta halkın teveccühüne mazhar olabilir mi? Bunları zaman içinde göreceğiz. Bu arada zaman baskısı da olduğu unutulmamalıdır.

İzmir düşmana ilk ateş açtığımız yerdir. İzmir Kurultayı Milli Merkezin ilk il kurultayı olarak aynı ruh içinde olunduğunu göstermiştir. Milli Merkezin İzmir Yürütme Kurulu Başkanı Avukat Erdoğan Özer’i ve arkadaşlarını bu başarı nedeniyle kutlarız.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com