Bir insanın doğuştan, yani genetik olarak sahip olduğu zekâ katsayısının ve zekâ işlevselliğinin göstergesi olan IQ (Intelligence Quotient) değerinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Ama sahip olunan bu zekâ iyi kullanılamazsa veya beraberinde olması ve geliştirilmesi gerekenler yoksa; tek başına yüksek zekâ insanın başına bela bile olabilir.

Hırs da insanın yaşamda başarılı olabilmesi için sahip olması gereken özelliklerden biri olarak görülür. Ama ne kadar hırs? Hırsla ihtiras arasında çok ince bir çizgi var. Başarı için bir insanda olması gereken özelliklerden biri olarak görülen hırs iyi kontrol edilemez, aşırıya kaçar ve ihtiras halini alırsa; insanın hem çevresine hem de kendisine büyük ve onanmaz zararlar verir.

Kim Zengin Olmak İstemez?

Kim zengin olmak istemez ki! Çok para sahibi olmak, istediğini yapabilmek ve her türlü idealini gerçekleştirmek… İlk bakıldığında çok para sahibi olmak, insanı mutlu edebilir gibi görünüyor. Ama gerçekte para, tek başına mutluluk getirmiyor. Hatta, eğer iyi yönetilemezse; felakete bile neden olabilir.

Dememiz o ki; bir insan zekâ, hırs, para, yetenek, güzellik veya yakışıklılık gibi avantajlı özelliklere sahip olabilir ama bu özellikler iyi kullanılamaz ve yönetilemezse; insan için faydadan çok zarar getirir.

Bir Numaralı Güvenlik ve İç Barış Sorunumuz!

Toplumların durumu da üç aşağı, beş yukarı insanların durumu gibidir! Toplumsal avantaj iyi yönetilemezse, bu avantajı öne çıkaracak ve destekleyecek akılcı ve bilimsel hamleler yapılamazsa; avantaj olan dezavantaja döner ve o toplumun hayatını zindana çevirir.

Ülkemizin tarihinden gelen çok büyük bir zenginliği var; kültürel çeşitlilik. Çeşitli kültürlere sahip kesimlerin bu farklılıkları bir zenginlik olarak görüp, barış içinde bir arada yaşamaları pratiğini uzun yıllar içinde geliştirmişiz. Hiç sorun yaşamamış değiliz ama bu işi başarmışız. Fakat son yıllarda kültürel zenginliğimizin birleşim yerlerinden istismar amaçlarıyla zorlandığını, kaşındığını ve toplumun bir arada yaşama arzusunun ve motivasyonunun giderek zayıfladığını görüyoruz. Bu olumsuz gelişmeler çok tehlikeli ve hatta ülkemiz için geleceğe yönelik bir numaralı güvenlik ve iç barış sorunudur diyebiliriz.

Sorumlusu Siyasi İktidar

Bu olumsuz gelişmelerin başat sorumlusu ise siyasi iktidardır. Nedeni ise iktidarın 17 yıldır, hemen hemen akıllı başlı herkes tarafından bilinen ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı icraatları ile nefret içerikli söylemleridir. Bunların arkasında ise Cumhuriyetin kurucu ideolojisi ile barışık olmaması, çağdaş ulus kimliğine düşmanlık yapması ve yerine dinsel kimlik inşa etmeye çalışması vardır.

Bugün, çağdaş ülkelerin hemen hemen hepsi ulus devlet yapısına, örgütlenmesine ve yurttaşları ise ulus kimliğine sahiptir ama geçmişte, Ortaçağ’da bu böyle değildi. Ulus devlet ve ulus kimlik; insanlığın düşünsel evriminin sonucudur, insanlığın ortak ürünüdür ve asla ithal değildir! Gelecekte bu konuda farklı gelişmeler olabilir ama bugün ve yakın gelecek için ulus devlet ve ulus kimlik yapısının değişmeyeceğini söylemek mümkündür.

Toplumsal Fay Hatları

Toplumun bir arada yaşama arzusu ve motivasyonunun azalmasına ve zayıflamasına neden olan ikincil etken ise dış dinamiklerdir. Bir ülkenin üzerinde kötü emelleri olan dış güçler; o ülkenin çözemediği sorunlarını istismar eder, hassasiyetlerini kaşır ve toplumsal fay hatlarına çeşitli yollarla saldırır.

Etnik, dinsel, mezhepsel ve gelişmişlik farklılıkları ile dünya görüşü ayrımları; istismar edildiği takdirde, bir toplumun huzurunu kaçıracak, iç barışını bozacak ve istikrarını yok edecek çok önemli fay hatlarıdır. Bu kapsamda, Türkiye’nin de her ülke gibi toplumsal fay hatları vardır. Bunlardan etnik (Kürt, Arnavut, Çerkez gibi), mezhepsel (Sünni, Alevi, Caferi gibi), hatta cemaatler aracılığı Sünniliğin altında oluşturulan mikro yapılar ve dünya görüşü (laik-laik olmayan) gibi farklılıklar, ilk bakışta kolayca görülebilenlerdir.

Siyasal İslam Böler ve Parçalar

Bu fay hattı özelliklerimiz, Türkiye üzerinde karanlık emelleri olan yabancı güçler tarafından daha da ayrıntılı olarak bilinmektedir. Özellikle Soğuk Savaş’ın (1947-1990) bitiminden sonra ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeni, Türkiye için farklı bir ideolojik elbise ve yeni bir siyasi harita tasarladı. Elbiseyi giymek istemeyenlere ve siyasi haritaya itirazı olanlara 4. Nesil Savaşın “Ergenekon” ve “Balyoz” gibi kumpasları uygulandı ve bertaraf edildiler.

Bugün Türkiye, içeriden (kısmen bilinçli, kısmen bilinçsiz) ve dışarıdan, fay hatları üzerinden ayrıştırılıp kutuplaştırılabilmesi için çok ağır saldırı altındadır. İktidarın bu yanlıştan bir an önce vazgeçmesine ya da bu yanlışı yapmayacak bir iktidara ivedi olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Bilinmelidir ki; “Siyasal İslam” böler, parçalar ve un ufak eder. Bu özelliği nedeniyle emperyalizmin teveccühüne her zaman mazhar olmuştur.

Denizcilerin çeşitli maksatlarla kullandığı işaret fişeğinin en önemli görevi; bir tehlikeyi haber vermesidir. Toplumların da tehlikeye doğru gittiğini gösteren işaret fişekleri vardır. Nitelikli insanların Türkiye’yi hızla terk ediyor olması, hayali Alman vatandaşlığı olan bir çocuk, IŞİD için savaşmaya giden gençlerimiz, bir şehidimizin cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan Sivas-Madımak benzeri saldırı, insanlarımızın kendini artık alt kimlikleri üzerinden tanımlamalarındaki artış hızla felakete sürüklendiğimizin bazı işaret fişekleri değil mi?

Sosyal Medyada Paylaşın...
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •