Heykeli Dikilecek Adam

“Kıran vurdu memleketi – Zalimler hakan olmuştur – Yedikleri yoksul eti – İçtikleri kan olmuştur / Kula kulluk etmeyenin – Vicdanını satmayanın – Haram lokma yutmayanın – Mekanı zindan olmuştur” diyor Şair Ataol Behramoğlu, “Yunus Gibi” şiirinin ilk iki dörtlüğünde.

Kendisini tanırım, severim; geçmişiz çok eskilere gitmese de, beraberliğimiz ve mesaimiz olmuştur. Hani derler ya; “Adam gibi adamdır” diye! Bu sözü hak edebilmek demek; özüyle, sözüyle ve eylemleriyle tutarlı olmak, içinde yaşadığı toplumu için katma değer üretmiş olmak ve kişisel çakarlarını toplumsal çıkarlar üzerinde tutmamak demektir. İşte; böyle bir adam Ataol Behramoğlu! Yani; “Heykeli Dikilecek Adam”dı.

Rehberi Şeytan Olmuştur

“Yalan dolan yazıp çizen – Kudretliye övgü düzen – Dün dinsizim diye gezen – Bugün Müslüman olmuştur / Emeksiz zengin olanın – Kitapsız bilgin olanın – Sermayesi din olanın – Rehberi şeytan olmuştur” diyerek, devam ediyor Ataol Behramoğlu “Yunus Gibi” şiirine.

Geçtiğimiz Çarşamba (13 Nisan 2016); Beşiktaş Şairler Sofrası Parkı’nda yaptırılan, Ataol Behramoğlu’nun heykelinin açılış törenindeydik. “Heykeli Dikilecek Adam”ın heykelini diktikleri ve böyle güzel bir etkinliğe imza attıkları için; başta Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar olmak üzere, emeği geçenleri kutluyorum.

Bakan, Sadrazam Olmuştur

“Haramisi, soyguncusu – Uğursuzu, vurguncusu – Cellat ruhlusu, soysuzu – Bakan, sadrazam olmuştur / Korkan varsa konuşmaya – Anlam yükleyip susmaya – Gerek kalmadı korkmaya – Çünkü korkulan olmuştur” dizeleriyle ne güzel anlatıyor halen yaşadıklarımızı değil mi, şairimiz “Yunus Gibi” de!

Cumhuriyetimizin kurucusu, ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet; bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş olur” diyor. Ama bugün ve 14 yıldır, sanata ve sanatçıya katliam ve soykırım var. Halbuki sanat; hayvandan beşere geçişin en büyük ve belirleyici emaresidir. Baleye “Belden aşağı” diyen, “Vals yaptılar, milleti taciz ettiler” söylemini geliştiren zihniyeti çağdaş dünyada ahlaken bir yere koymak, gerçekten mümkün değildir.

Çaresi İsyan Olmuştur

“Sesime kulak ver gülüm – tutsaklığa yeğdir ölüm – Nerde varsa böyle zulüm – Çaresi isyan olmuştur” diyerek, bitiriyor şairimiz Ataol Behramoğlu “Yunus Gibi” şiirini. Bu şiir; Erdoğanlı AKP iktidarının zulüm ve baskısının iyice tırmanmaya başladığı, yolsuzluklarının arttığı, özgürlükleri her geçen gün yok eden ve tek adamlığa doğru evirilen ikliminin zirve yapmaya başladığı, Kasım 2012’de yazılmış.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da şiire meraklı ve konuşmalarında sıkça yer vermeye çalışıyor, ya da danışmanları böyle istiyor. Hatta; 6 Aralık 1997’de, Siirt’te düzenlenen bir açık hava toplantısında okuduğu şiir nedeniyle, hapis de yattı.

Biz Tüzüklerle Çarpışarak Büyüdük

Erdoğan Siirt’te; Ziya Gökalp’in 1912’de, yani “Yunus Gibi”den yüz yıl önce Balkan Savaşı’nın zor günlerinde, milli birliği, beraberliği ve düşmana karşı direnci artırabilmek, “ordu”nun moralini güçlendirebilmek amacıyla yazdığı şiirin, belli bölümlerini cımbızlayarak kullandı. Amacı, ülkemizin birliği ve beraberliği değildi. Zaten mahkeme de; “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle, 10 ay hapis cezasına mahkum etti.

Erdoğan, bunu hep yapıyor. 2012’de kendisiyle röportaj yapan “The Istanbul Review” dergisinin, “basın özgürlüğü” konusundaki sorusunu yanıtlarken; “Fikir özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün ne manaya geldiğini çok iyi bilen bir Başbakanım. Şair Ece Ayhan’ın şu dizesini, ben geçmişte de birkaç kez alıntılamıştım; ‘Biz, tüzüklerle çarpışarak büyüdük’. Dolaysıyla, genç nesillerin, yeni nesillerin tüzüklerle, yasaklarla, sansürle imtihan edilmesine tahammül de, rıza da göstermeyiz” demiş.

“Anam Fahişedir” Diyor

Öncelikle bir şeyin altını kalın çizgilerle çizmek isterim; yaşadığımız topraklarda, fikir ve ifade özgürlüğünden bahsedebilecek sanırım en son isimdir Erdoğan. Yine bir şiirin işine gelen yerini, anlam ve yazıldığı iklim bütünlüğünden kopararak, cımbızlamış.

Ece Ayhan’ın gerçekten kim olduğunu biliyor mu? Şiirlerini okumuş mu? Bırakın şiirlerinin tamamını; “Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük kardeşim – Emrazı Zührevi Hastanesi’ne kapatıldı anamız – Adıyla çalışan ermiş Sirkeci kadınlarındandır” diyerek başlayan, “Yalınayak Şiirdir” başlıklı şiirin dizelerinin tamamını okumuş mudur? Şair burada; “benim anam fahişedir” diyor!


Anarşist Şair

Ece Ayhan, her şeye karşıdır. Bir anlamda, anarşist bir şairdir. Yaşamını; yasalara, tüzüklere, kurallara ve devlete karşı olmakla geçirmiştir. Ece Ayhan, Osmanlı’ya da karşıdır. Osmanlıyı; “Bir despotluk devleti” olarak tanımlar. Bir röportajında; “Fatih gemileri karadan yürütmedi, yalan!” der. Erdoğan bunları biliyor mu?

Ataol Behramoğlu’nun heykelinin açılışını yaptığımız gün, aynı zamanda onun doğum günüydü. Kendisine buradan tekraren; “İyi ki doğdun!” diyoruz. Mutlu, mücadeleci, üretken, sağlıklı ve uzun bir ömür diliyoruz.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com