Hastalıklı Sizsiniz

“Siyasetçinin bütün dünyası siyaset olursa siyasette yenildi mi veya siyasetten ayrılmak zorunda kaldı mı, dünyasının yıkılacağını sanabilir. O yüzden de siyasete sımsıkı sarılır. Topluma veya insanlığa yararlı olabilmek için değil, kendini ayak tutabilmek için sarılır siyasete.

Oysa siyaseti bırakınca veya siyaset onu bırakınca seve seve gidebileceği bir başka dünyası varsa ve siyasete en çok gömüldüğü dönemlerde bile kafasının ve yüreğinin bir köşesinde o dünyasını da yaşatabiliyor ve o dünyasının özlemini duyabiliyorsa, gözünü hırs bürümez. Hırsı uğruna topluma ve insanlığa kıymaz.

Ama gerektiğinde toplum uğruna, insanlık uğruna kendi siyasal yaşamına kıymayı göze alabilir. Ancak o durumdaki bir siyaset adamı, siyasetin tutsaklığından ve sınırlandırmalarından kurtulup özgür olabilir ve ancak özgür olan siyaset adamı topluma ve insanlığa katkıda bulunabilir.”

Yukardaki sözler 1976 yılında zamanın CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit tarafından söylenmiş. Ülkemizde siyaset yapanlara bakınca Ecevit’in ne kadar doğru bir tespit yaptığının görüyorsunuz değil mi?

Hayalinize gelmeyen melanetleri yapabilirler

Siyaset ne yazık ki ülkemizde eğitimli, öğretimli, nitelikli, öngörü sahibi ve hesap verebilir ekonomik geçmişe sahip insanların uğraşısı haline gelememiş. Tabi ki iyi örnekler var ama çok çok azınlıkta. Öyle insanlar var ki, halen sürdürdüğü milletvekilliğini ve/veya parti yöneticiliğini bırakmamak için sizin aklınıza ve hayalinize bile gelmeyen melanetleri yapabilirler. Çünkü bu insanlar, milletvekilliği veya parti yöneticiliği etiketleri ortadan kalktığı zaman toplumda tekrar bir hiç olacaklarını bilirler.

Kemal Kılıçdaroğlu 12 Haziran 2011’de yapılan genel seçimlerde önce Beyaz TV’ye çıkar, sorulan sorular üzerine yüzde 40 oy oranına ulaşma beklentisinde içinde olduğunu söyler ve “Başarısız olursak sadece ben değil yönetim olarak gideriz, götüremediğimizi söyleriz, ne yapalım beklediğimiz oyu alamadık, başarısız olduk diyerek eyvallah ederiz. Başka insanların genel başkan seçilmesi için imkan sağlarız. CHP’de bunu yapacak başka kadrolar vardır” diyor. Bu sözlerini youtube video paylaşım sitesinden hala izleyebilmeniz ve doğrulayabilmeniz mümkün.

Kılıçdaroğlu böyle söylemesine, o günden beri girdiği tüm siyasi yarışları kaybetmesine ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kelimenin tam anlamıyla hezimet yaşamasına rağmen istifa etmemekte ve gitmek istememektedir.

Siz de Baykal’ı istifaya davet ettiniz

2002 Genel Seçimlerinde AKP 34,28, CHP yüzde 19,41 oy oranına ulaşır. Tam iki yıl sonra 2004 Yerel Seçimlerinde AKP 40,1 CHP ise 20,6 sonuçlarını elde ederler. O zaman CHP Milletvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu 2004 yerel seçimlerinden sonra 30 arkadaşı ile birlikte zamanın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı istifaya davet eder.

2004’de CHP az da olsa oyunu yükseltmesine rağmen zamanın Genel Başkanı’nı istifaya davet eden zihniyet bugün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çok ağır bir yenilgi alınmasına ve tabanda CHP’nin gidişatı hakkında çok büyük endişeler ve rahatsızlık olmasına karşın kendisini istifaya davet eden milletvekillerine “Hastalıklı zihniyet, düşün CHP’nin yakasından” diyebiliyor.

Esas hastalıklı olan CHP’deki kötü gidişi durdurabilmek ve halkta umut yaratabilmek için girişim başlatan ve kendisini istifaya davet eden milletvekillerini suçlayan zihniyettir. Artık Kılıçdaroğlu ve yakın çevresinin ülkemize yapabileceği son hizmet istifa etmek, köşeye çekilmek, kurultayın toplanmasını sağlamak, delegeler üzerinde baskı kurmamak ve dalavere çevirmemektir.

Şimdi soruyorum CHP Milletvekillerine ve örgütüne; 2015’de genel seçimler var. CHP bu haliyle ve yönetimiyle umut değil. Ülkemiz çözülüyor, parçalanıyor ve Ortaçağ karanlığına doğru sürükleniyor. Hala kişisel çıkarlarınız ve seçimlerde sizi aday yapmazlar diye sessiz kalacak ve bu gidişe dur diyecek girişimi ve isyanı göstermeyecek misiniz?

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com