Faroz Soygunu

Geçen haftaki köşe yazımda size Avrupa ve özellikle Almanya’da yaşayan gurbetçilerimizin başta kutsal din olmak üzere tüm duygularının istismar edilerek yeşil sermaye haramileri tarafından nasıl soyulduklarını bizzat mağdurlarla görüşmelerime dayanarak anlatmıştım. Bu yazımda ise yine gurbetçilerimizin bu sefer hayır ve hasenat işlemek amacıyla yaptıkları bağışların nasıl deve edildiğine değinmek istiyorum.

Alman’lar bunu yüzyılın soygunu olarak değerlendiriyorlar. Kıyısından ve köşesinden de olsa bu suça bulaşanlara sanırım bunun onuru yeter de artar bile. Bu olay Berlin İslam Cemiyeti BAŞKANI Abdurrahim Vural’ın 2006’da Alman makamlarına şikayeti ile başlıyor ve 2007 nisan ayı içinde Almanya Deniz Feneri ve Kanal 7 TV Almanya Temsilciliğine baskın ile devam ediyor. Alman’lara göre gurbetçilerimiz kandırılarak yaklaşık 41 Milyon Avro toplanmış ve paranın 18 Milyonu derneğin kuruluş amacı dışında olmak üzere kuryelerle Türkiye’ye gönderilmiştir. Bu rakamlar resmi olanlar, gizli muhasebe kayıtlarıyla miktarın 140 Milyon Avro olduğu biliniyor. Alman savcının hazırladığı iddianamede AKP’ye yakın isimler ve hatta Başbakan Erdoğan’ın adı var. Almanlar ayrıca bu işin üzerine gidilmemesi için Türkiye kaynaklı baskı bile yapıldığını ifade ediyorlar.

Almanya’da görüştüğüm mağdurlar çok üzgünler ‘’ Kandırıldık. Bizi istismar ettiler. Bunlarda Allah korkusu yok mu? Yanlarına kar kalacağını mı düşünüyorlar? ‘’ diyorlar. Az da olsa bazıları ‘’ Ben yardım amacı ile yaptım, günahı onların boynuna ‘’ diyor. Bu arada sövenler ve beddua edenlerde var. Aklıma rahmetli babaannem geldi. Bu gibi durumlarda şöyle bir beddua okurdu ‘’ Allah belalarını versin, çaldıkları onlara kanser için tedavi paraları olsun ’’ Siz ne dersiniz?

Yüzyılın soygunu nitelendirilmesi yapılarak asıl sorumlularının Türkiye’de bulunması nedeniyle Alman makamları tarafından gereği yapılmak üzere ülkemize gönderilen dosya ne yazık ki ihtiyaç duyduğu ilgiyi hükümetten, yargıdan ve basınımızdan bulamıyor.

Almanya’da Deniz Feneri ve Kanal 7’ye yapılan baskından tam bir yıl sonra Nisan 2007’de iddianame hazırlanıyor ve Eylül 2008’de dava sonuçlanıyor. Ya Türkiye’de ne oluyor? Dava hasıraltı edilmeye ve unutturulmaya çalışılıyor. Almanya’daki soruşturmanın üzerinden 3 yıl sonra dava açılıyor, sanırım iş başka yerlere gideceğinden daha sonra savcıları görevden alınıyor, basının bu konuda yazmaması için gerekli antidemokratik girişimlere devam ediliyor. Ayrıca yürütülen soruşturma gereği yapılacak arama ve dinlemeler için sanıklara bilgi uçuruluyor.

Gerek Almanya’da gerekse Türkiye’de yaygın kanaat şudur ‘’ Yeşil sermaye ve Deniz Feneri soygunundan elde edilen paraların bir bölümü AKP’nin finansmanı için kullanılmıştır. Bu nedenle bu davada ilerleme sağlanamaz ‘’

Biliyorsunuz Deniz Feneri AKP hükümetlerinin azami hoş görüsüne layık olmuş derneklerdendir. AKP 2003’de çıkardığı bir yasayla 13 dernek ve 18 vakıfa vergi muafiyeti sağladı. Bunların arasında Mehmetçik Vakfı yok, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yok. Kimsenin günahını almak istemem ama, bazı dernek ve vakıflar 100 Milyon TL bağışlayanlara 300 Milyon TL fatura kesiyormuş, vergiden düşmek için iyi oluyor diyorlar, doğru olabilir mi?

Deniz Fenerini anladıkta bu Faroz nerden mi çıktı? Biliyorsunuz Faroz Trabzon’da balıkçılıkla uğraşan, sakinleri mert insanlardan müteşekkil kolbastısı ve kesmesi ile meşhur olan ve yeni adı Yalı olan bir sahil mahallesidir. Faroz Yunanca kökenli bir kelime olup Deniz feneri veya fener anlamına gelmektedir. Bu kelimeye bu anlamı yükleyen tarihsel gelişimde ilginçtir.

Faros ( Pharos ) İskenderiye önlerinde bulunan küçük bir adadır. Şehrin kurucusu olan Büyük İskender’in ölümünden sonra MÖ 280-247 yılları arasında bu adanın üzerine denizciler için kaidesi ile birlikte 135 metre yüksekliğinde dünyanın yedi harikasından biride sayılan bir fener inşa edilmiştir. Bu adanın adı önce bu deniz fenerinin daha sonra tüm deniz fenerlerinin bu adla nitelenmesine neden olmuştur. Bugün bile deniz feneri İspanyolcada, Fransızcada, İtalyancada ve Yunancada bu adla anılmaktadır. Türkçemizdeki fener kelimesinin kökü bile buradan gelmektedir. Bu kelime dilimize Türk Denizcileri vasıtası ile kazandırılmıştır.

Deniz Fenerlerinin bir çok çeşidi vardır. Denizcilere tehlikeleri, yaklaşılmayacak mesafeleri ve kat edilemeyecek açıları gösterdikleri gibi gidilmesi istenen yönleri de belirtirler. Ancak bir şartla, doğru ve emin ellerde oldukları zaman. Yoksa ortaçağda çokça işlenen bir suçla karşılaşırız. Feneri söndür veya yalancısını yak, gemileri karaya oturtarak parçalanmasını sağla ve ganimetlerine çöreklen.

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com