Fark Taktik, Stratejik Değil!

Ekmeleddin ile Erdoğan arasında esasında bir fark olmadığını son birkaç yazımla anlatmaya çalıştım. Bu okuyacağınız 10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu öncesindeki son yazım olacak.

Ekmeleddin geçtiğimiz günlerde Adnan Menderes ve Turgut Özal’a methiyeler düzdü. Yaptığı konuşmada “Onlar ve arkadaşları olmasaydı Türkiye hiçbir zaman mutlakıyetten, diktatöryadan ve totaliter rejimlerden kurtulamazdı” demiş, iç dünyasını ortaya koymuş ve nefretini kusmuş.

Özal’ın mezarını da ziyaret eden Ekmeleddin “Turgut Özal Türkiye’nin yetiştirdiği en büyük insanlardan biridir” demiş ve gözyaşlarını tutamamış. Biz ise Özal’ı 12 Eylül rejiminin ve emperyalizmin has adamı olarak karşı devrim sürecinin en önemli kilometre taşı olduğunu değerlendiriyoruz. Ayrıca Özal’ı rüşveti, hırsızlığı, arsızlığı, gayri ahlaki ve gayri etik ilişkileri normalleştiren, kanıksatan ve yasallaştıran birisi olarak anımsıyoruz.

Atatürk için gözyaşı dökmüş müdür?

Ekmeleddin’in Özal’dan esirgemediği gözyaşlarını Anıtkabir ziyareti sırasında Atatürk için dökmüş müdür? Bunu düşünmek bile sanırım saflık olur!

Arada bir Atatürk’ün adını ağzına alıyor ve bu konuda sorulan sorulara dikkatli cevaplar veriyor. Ama Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerine olumlu anlamda gönderme yaptığını duymadım. Halbuki Mustafa Kemal’i Atatürk yapan bu devrimlerdir.

İslam dünyası tam bir kepazelik içinde! En iyi bildikleri şey birbirlerini öldürmek! Ama İsrail’e fiske bile vuramıyorlar. İslam dünyasında bilgi, bilim, teknoloji, üretim, insanlık, demokrasi, kadın hakları, hoşgörü, temizlik, ilahi mesajı doğru anlamak yok ve ahlak sukut etmiş durumda.

Türkiye’yi yıldız yapan nedir?

Bu dünya içinde bir yıldız var, onun adı Türkiye. Ülkemizi her bakımdan yıldız yapan ise Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimleri ve onun kazanımlarıdır. Bugün hala kazanımlarını yaşadığımız bu devrimler ise 1920’li ve 1930’lu yıllarda yapıldı. Ama Diyarbakır konuşmasında Kılıçdaroğlu bu yıllara düşmanlık yapıyor.

Ekmeleddin ile Erdoğan arasında stratejik olarak bir fark yok. Dünya görüşleri, Osmanlı hayranlığı ve özlemi, siyasal İslamcı bakış açısı, emperyalizmle işbirliği, kazanımlarından faydalansalar da Aydınlanma Devrimlerine düşmanlık aynı. Fark sadece taktik alanda, yöntemde ve üslupta!

“O zaman kime oy vermeliyiz? Ne yapmalıyız?” sorularını duyar gibi oluyorum. Türkiye’nin halen kötüye giden gidişini durdurmak ve tersine çevirmek için Cumhurbaşkanlığı seçimler iyi bir fırsattı ama Ekmeleddin ile bu kaçırıldı.

Şimdi dikkatimizi, enerjimizi ve mücadelemizi 11 Ağustos eğer ikinci tura kalırsa 24 Ağustos sonrasına odaklamalıyız. Bu tarihten sonra yapılması gerekenler açısından kimin seçildiğinin hiç önemi yok.

Ne yapmalıyız?

  1. Birinci öncelikle emperyalist bir operasyonla ele geçirilen ve Türkiye’nin dönüştürülmesi ve başkalaştırılması projelerinde AKP’ye payandalık eden Cumhuriyetimizin kurucu partisi CHP’de ivedi olarak yönetim değişikliğine gidilmelidir. Bu değişiklikle birlikte parti içindeki niteliksizler, rantçılar, hırsızlar, Atatürk düşmanları, Cemaatçiler, İkinci Cumhuriyetçiler, Kürtçüler, bölücüler derhal temizlenmeli ve YCHP denilen hainlik yok edilmelidir.
  2. MHP daha milliyetçi bir çizgiye gelerek Türk Milliyetçiliğinin kalesi olmak zorundadır. Türk-İslam sentezi adındaki emperyal projenin yeşil kuşak izleri silinmelidir.
  3. Hesap verilebilir bir geçmişe sahip insanların önderliğinde Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine bağlı bir merkez parti kurulmalıdır.

Daha başka yapılacaklar da var ama bu üç başlık mutlaka yerine getirilmelidir. Aynı şeyleri yaparak farklı bir neticeye ulaşacağını ancak aptallar umar. Halen yapılanlarla ülkemizin gittiği yer bölünme, çözülme dönüşme ve iç savaş sürecidir.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com