Fantezi

Geçen hafta Sayın Başbakan aylardır konuşulan ve büyük beklenti yaratan “Çılgın Projesini” açıkladı. Ne diyorsunuz? Dağ fare doğurdu değil mi?

Bakınız proje nedir?

Bir probleme çözüm bulmaya yönelik olarak, bir ekibin sınırlı süre ve sınırlı mali kaynak ile belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda olgun bir planı başlatma, kontrol etme ve sonuca bağlama sürecidir. Belli ki bu proje değil. Peki, hayal olabilir mi?

O zaman hayal nedir?

Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen ve beklenen şeylerdir. Burada dikkatinizi çekmek istiyorum. Eğer hayalin arkasında bilgi, bilim, kaynak ve deneyim yok ise buna fantezi denir. Şöyle tarif ediliyor fantezi; Gerçekleşmesi imkansız boş hayallerdir. Bir problemin veya sorunun çözümü için tasarlanmamış, ayağı yere basmayan ve umut üzerine inşa edilmemiştir.

Mısır Piramitlerini bilir misiniz?

O da Firavunların boş hayali yani fantezisiydi. Hangi sorunun çözümü için yapılmışlardı? Neye mi mal oldu? Milyonlarca insanın ölümüne, gözyaşına ve sefaletine.

Bir kere şunu söylemek isterim. Ayağı yere basan hayaller kurabilmek için okumak, bilgi ile dolu olmak lazım. Soruyorum? Son bir yıl içinde kitap okudunuz mu? Son 10 yıl içinde? Bugüne kadar yaşamınız süresince kaç tane kitap okudunuz? Dünya ve Türk edebiyatının klasiklerini, ya bilim kurgu, Jules Verne’in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah? O zaman nasıl hayal edeceksiniz?

Fakat şu olabilir. Başkasının hayalini çalabilirsiniz. Gelelim Kanal İstanbul’un teknik olabilirliğine. Hangi sorunun çözümü olacağı, finansmanı, yaratacağı çevre sorunları gibi daha bir sürü başlıkta oluşan problem alanlarını uzmanlarına bırakmak istiyorum.

Müsaade ederseniz sadece uzmanlığım olan konuda birkaç söz. Niye gemiler hiçbir ücret ödemeden geçtikleri İstanbul Boğazı yerine bu kanaldan tonla para vererek geçmek istesin? 1936 Montrö sözleşmesine göre Türkiye hiçbir yabancı gemiyi bu kanala zorla yönlendiremez, biliyor musunuz? Fiziksel özellikleri nedeniyle bu kanal alınacak tüm tedbirlere rağmen İstanbul Boğazından çok çok dar olduğu için seyrüsefer emniyeti açısından daha güvensiz olacağını idrak ediyor musunuz?

Bu fantezinizin 75 yıldır yürürlükte olan Türkiye’ye ve Karadeniz’e kıyıdaş ülkelere avantaj sağlayan ve yürürlükte kalması ülkemizin çıkarına olan Montrö Boğazlar sözleşmesinin tartışılmasına ve emperyal kurtlar masasına gelmesine neden olabileceği yönünü hiç düşündünüz mü?

ABD’nin Karadeniz’e sınırsız girebilmek ve Montrö’yü bir şekilde değiştirmek peşinde olduğunu fark ettiniz mi? Bu konu hakkında Dışişleri Bakanlığının, Genel Kurmay Başkanlığının, Türk Deniz Kuvvetlerinin görüşünü aldınız mı? Montrö’nün dolanılmasına ve değiştirilmesine ulusal çıkarlarımız nedeniyle büyük direnç göstereceği şüphesiz olan Türk Ordusuna ve Türk Bahriyesine yapılan Balyoz Baskınının nedenlerinden biri bu mudur?

Sayın Başbakanım tuttuğunuz yol iyi yol değildir. Yalakalar, işbirlikçiler ve hainler doğruyu söylemiyorlar. 74 milyon nüfusu ile Türkiye Gemisi çatışma rotasındadır. Eğer ciddi rota değişiklikleri yapmaz iseniz ülkemiz için hayırlı şeyler olmayacaktır.

Sevgili yurttaşlar demokratik sürece katılarak halen hızla felakete müncer olma noktasına doğru ilerleyen ülkemizin gidişatını değiştirecek duyarlılığı gösteriniz.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com