Eksen Kayması

Geçtiğimiz salı günkü “Vizyon Yok, Misyon Var” başlıklı köşe yazımızda CHP’de niçin operasyon yapıldığından ve öncesinde CHP’ye karşı sürdürülen psikolojik saldırıdan bahsetmiştim. Bugün ise size “Operasyon şerrinden, CHP ve ülkemiz için bir hayır çıkar mı?” beklentisinin ve umudunun nasıl boşa çıktığını hatta gelişmelerin operasyonu tasarlayanların amaçlarına nasıl hizmet ettiğini anlatmaya çalışacağım.

Okyanus ötesinde planlanan ve yerli işbirlikçilerin katılımı ile yapılan operasyonun amacı, CHP’yi dönüştürmek ve dönüşüme direnecekleri mümkün olduğunca tasfiye etmektir. CHP’yi dönüştürmenin amacı ise AKP ve cemaat vasıtasıyla Türkiye Cumhuriyetinin dönüştürülmesine kuvvetli direnç göstermesini engellemektir. Emperyal güç tarafından CHP için böyle bir yol haritası çizilmesine rağmen gelişmeler farklı bir mecrada gelişebilirdi. Ama ne yazık ki bu böyle olmadı.

Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP yönetimi, genel seçimler öncesinde YCHP söylemleriyle, yaptığı açılımlarla ve çok farklı kesimlerden beş benzemez olarak ta adlandırılan isimleri partiye alarak çok geniş halk yığınlarını kucaklayacağını yaklaşık yüzde 40’lara varan belki de geçen bir oranda oyla iktidarı yakalamayı ya da güçlü bir muhalefet olmayı düşledi. Hiç değilse topluma verdiği algı buydu.

İktidar olması tabi ki hayaldi. Çünkü dünyadaki ve Türkiye‘de ki gelişmeler bu yönde değildi. Sanırım yeterince değerlendiremedikleri ve göremedikleri husus daha geniş halk yığınlarının desteğini alacağız gerekçesi ile geliştirilen söylemler, verilmeye çalışılan mesajlar ve bunun somut örneği olacak isimleri monte ederek partiye verdikleri zarardı. Bu icraatlar, çantada keklik görülen yığınları önce üzdü ve kısmen kaçırdı artık günümüzde iyice travmaya dönüşerek büyük kopuşlara neden olmaktadır.

Çok farklı hatta zıt görüşlere sahip insanları aynı parti çatısı altında tutmak için iktidar olmak lazım. İktidarın dağıttığı çıkar bu insanları bir arada tutmak için zamk görevi yapar. Örneğin ANAP böyle bir partidir. Bu tür partiler muhalefette kalamaz çözülürler.

Muhalefet etmek ideoloji ve inanç birlikteliği işidir. Bu gerek şarttır. Program, bilgi, deneyim, birikim ve yetenek ise yeterlilik için gereklidir. CHP’de şu andaki görünüm gerek şartın olmadığı yönündedir. Bugün CHP’de gözlenen kakofonidir (Ses uyumsuzluğu). Her kafadan bir sesin çıktığıdır. CHP başarılı bir muhalefet yapamamakta, devamlı zikzaklar çizmekte, ilkeli politikalar üretememekte, gündemi arkasından bile takip edememekte ve en üzücü olanı da tarihi sorumluluğunun gerektirdiği refleksleri gösterememektedir.

CHP’nin sayısal azlığı başarısızlığının mazereti olamaz. Alın size tarihsel örnek; 1960 öncesi genel seçimler ve milletvekili sayıları; 1950 DP 415- CHP 69, 1954 DP 502-CHP 31, 1957 DP 424-CHP 178. Görüldüğü gibi Demokrat Parti sayısal olarak ezici üstünlüğe sahiptir. Fakat CHP DP’ye muhalefette kök söktürmüştür.

CHP’ye gönül veren, oy veren, destekleyen insanlar CHP’nin bu haline çok üzülmektedirler. Adeta CHP Atatürk düşmanlarının, laiklik karşıtlarının, kuruluş felsefesinin çatırdatılmasına sessiz kalanların, sorosçuların, tarikatlara şirin bakanların, PKK’ya yakınlık duyanların ve istemeyerek te olsa AKP’ye koltuk değneği olanların yuvalandığı veya daha fazla seslerini çıkarabildiği bir yer haline gelmiştir.

Bu gelişmeleri demokrasinin çok sesliği olarak izah etmek mümkün değildir. Bu görüşlerde tabi ki mecliste temsil edilebilir ama bunun yeri CHP olmamalıdır.

“Tekke ve zaviyeler açılmalıdır, Atatürk ilkelerinin ve cumhuriyetin bekçisi ben değilim ve olmakta istemiyorum, PKK ile görüşülebilir, Öcalan dahil genel af çıkarılmalıdır, 1938’de katliam olduğu kabul edilmelidir diyen ve Atatürk’ü suçlayan” görüşleri kişisel olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu ve benzeri görüşleri açıklayan insanları Kılıçdaroğlu partiye davet etmiş ama birçok yurtseveri ve inançlı CHP’liyi partiden ya tasfiye etmiş ya da parti yönetimine almamıştır.

Bakınız Hüseyin Aygün “Ben CHP’li değilim beni Kılıçdaroğlu davet ettiği için geldim” diyor. Yani Sayın Aygün’ün ve diğerlerinin görüşleri bilinerek partiye dahil edilmiştir. Sizce esas sorumlu kimdir?

Sayın Kılıçdaroğlu liderliğinde CHP’de çok açık olarak bir eksen kayması gözlenmektedir. “Acaba umut olur mu?” beklentisi boşa çıkmıştır. Israrda fayda yoktur. Yoksa kan kaybı artarak devam edecek ve belediye seçimlerinde hüsran olacaktır. Çözüm ise, seçim başarısızlığını masaya yatıran, YCHP ifadesinde vücut bulan eksen kaymasını örgütün onayına sunan ve genel başkan seçimini de içeren kurultaya ivedi ihtiyaç olduğudur.

Aldığım bir duyum beni çok rahatsız etmiş olup sizle paylaşmak isterim. Halihazır liderliği devam ettirebilmek için mezhepsel dayanışmadan yardım ve destek istendiği, verilmediği taktirde “Dedeler vasıtası ile düşkün ilan edileceği” tehdidinin yapıldığıdır. Bilinmelidir ki CHP, etnik, dinsel ve mezhepsel köken üzerinden siyaset yapılabilecek bir yer değildir. Umarım bana iletilen bu duyum yanlıştır.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com