Ecdadına Sahip Çıkmak

Boşuna “çocuktan al haberi” dememişler.

Niye mi?

Çünkü en saf, en duru, içinde yalan ve dolan olmayan gerçeği onlardan işitebilirsiniz. Henüz sistemle bütünleşmemiş, çıkarcı davranmayı öğrenmemişlerdir. Krala çıplak olduğu hakikatini ancak onlar söyleyebilir.

Dün bir grup çocuktan bir şey öğrendim. Devam ettikleri kursta tarih hocası “Muhteşem Yüzyıl” adlı televizyon dizisinin yayından kaldırılması için RTÜK’e ( Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ) telefon etmelerini istemiş ve telefon numarasını tahtaya yazmış.

Kursun adımı ne?

Tahmin edebileceğiniz gibi, Amerika’dan idare edilen bir menfaat ve çıkar grubunun ülkemizdeki uzantısı. Tabi ki biliyorsunuz ülkemizde sadece kurslara ve okullara sahip olmadığını, devlet adamı kılığında olanları bile var.

Neyse uzatmayalım. Çocuklardan çoğu biz diziyi seyretmedik demesine rağmen, öğretmen kılıklı beyni devşirilmiş militan ‘’ Mutlaka telefon edin ve ecdadımıza sahip çıkın’’ demiş.

Bende müsaade ederseniz bu yazımı ecdadımızın çok ufak bir bölümünün icraatlarının sorgulanmasına ayırdım. Bilirsiniz nerede olduğunu bilemeyenler nereye ve hangi rotaya gideceklerini kestiremezler. Bu nedenle geçmişimizi sorgulamalıyız ve nerede yanlış yaptıklarımızı görmeliyiz ki bir daha bunları tekerrür ettirmeyelim.

Niye mi bu diziye taktılar?

Çünkü bunlar dizinin, Osmanlı dönemini her derde deva, sütten çıkmış ak kaşık olarak gösterme çabalarına kısmen zarar verdiğini düşünüyor ve yasaklanmasını istiyorlar. Bunların demokrasi anlayışı yasakçı ve otoriterdir.

Bazılarınızın ben ‘’Bu diziden öncede Polonyalı Helga diğer adıyla Hafza Sultandan olma Kanuni Sultan Süleyman’ın saraya köle ve cariye olarak giren Hürrem’in entrikaları ile büyük ve en sevdiği oğlu Şehzade Mustafa’yı nasıl boğdurduğunu biliyordum’’ dediğini duyar gibi oluyorum.

Ama emin olun halk bunları bilmiyor. Suratımıza şamar gibi çarpan bu bilinen gerçekleri ne yazık ki okuma alışkanlığı olmayanlar ancak filmlerden ve dizilerden öğreniyor. İşte şimdi bunu engellemek istiyorlar.

Geçekten bunları bilmiyoruz. Nereden bilelim ki?

Ülkemiz insanlarının toplam öğretim süresi 4,5 yıl. Bakın kaliteden ve içerikten bahsetmiyoruz. Toplam eğitim süremiz bu kadar. Belki sonradan okuyoruz ve öğreniyor olabilir miyiz? O da hayır.

İşte rakamlar;

Bir yılda kişi başına okunan kitap sayısı; Japonya’da 25, İngiltere’de 12, Fransa’da 7.

Türkiye’de kaç biliyor musunuz?

12 bin 89 kişiye bir kitap düşüyor.

Varın siz karar verin bu gerçekler biliniyor mu? Diye.

Akşam haberlerinde Star TV’yi izlerseniz, haberlerin sonuna doğru bir muhabirin halk içinde dolaşarak sorduğu sorulara verilen cevapları dinleyin ve siz karar verin. Bu acı gerçeklerle karşılaşmak istemiyorsanız, kumandayı yandaş ve yalaka kanallara çevirin hükümetimizin, ülkemizi ne sanal başarılara gark ettiğini izleyip hayal dünyasında yaşayabilirsiniz.

Yargıtay eski Başkanı Sayın Sami Selçuk ne diyor referandum oylaması için.

“Neye oy verdiğini bilmeyenlerin verdiği oylarla yapılan değişiklik.”

Tekrar Osmanlı’ya dönelim;

Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın.

Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşadığını asla.

Düşünün, oğlunu hem de veliaht olan ve bu yüzden özel olarak yetiştirilen Şehzade Mustafa’yı boğdurarak Sarı Selim veya Sarhoş Selim’in Osmanlı Devletini yönetmesine neden oldu, belki de devletin çöküş nedenlerini hazırladı.

Kanuni’nin babası kimdi?

Namıdiğer Yavuz Sultan Selim.

Neler yapmıştı?

Babası 2.Beyazıt’a karşı darbe yaptı ve padişah olan babasını devirdi ve daha sonra öldürdü.

Nasıl ecdada karşı saygı böyle olur değil mi?

Osmanlı tarihini iyi incelerseniz, bir darbeler tarihini de görebilirsiniz. Sanırım Fatih Sultan Mehmet’in ilk tahta çıkışını anımsarsınız. Rum asıllı Zağnos paşa darbe yapar ve Sultan 2. Mehmet’i 12 yasındayken iktidara getirir ve babası 2.Murat iktidardan uzaklaştırılır. Daha sonra babasına yakın Çandarlı Halil Paşa ile karşı darbe ve 2.Mehmet iktidardan uzaklaştırılır.

Fakat siz bu darbeyi ve karşı darbeyi resmi Osmanlı tarihinden nasıl öğrendiniz. Önce baba 2.Murat doğuda ve batıda barışı sağlar ve tahttan 12 yaşındaki oğlu lehine çekilir. Daha sonra savaşın baş göstermesi üzerine 12 yaşındaki çocuk babasına şu meşhur sözü söyler.

“Eğer sen padişahsan geç ordunun başına, yok ben padişahsam emrediyorum ordunun başına geçeceksin”

Buna ancak saf insanlar inanır.

Siz 39 yaşında padişahsınız, iktidardan çekilip 12 yaşındaki çocuğa devleti veya herhangi bir şirketi teslim eder misiniz?

Evet derseniz bende size buna aymazlık sorumsuzluk derim. Tabi ki 2.Murat’ta teslim etmedi. Karşılıklı darbeler oldu. Rum asıllı Zoğnos ve çevresindeki devşirmelerle Türk soylu Çandarlı Halil Paşa arasında. Sonunu biliyorsunuz. İstanbul’un fethinden sonra Çandarlı boğduruldu ve onun gibi Türk soylular yönetimden tamamen uzaklaştırıldı.

Cumhuriyetin kurumlarını, kurucusu Atatürk’ü yok etmek ve Türk Halkının gözünden düşürmek için elinizden geleni yaptınız. Çevirdiğiniz filmlerle onu içkici ve kadınlara düşkün olarak tanıtmaya gayret ettiniz.

Siz Osmanlı sarayındaki haremi, kadınları ve başbakanımızın ifadesi ile tıksırıncaya kadar içilen içkileri bilir misiniz?

Siz Ulu Hakan Abdulhamid Han’ın Karayip Adalarının içkisi olan ve şeker kamışından yapılan Rom içtiğini bilir misiniz?

Bunlar belgelerle sabittir. Bunların yanında Atamız Yeşilaycı kalır.

Cumhuriyetimiz, Osmanlının acılarla ve bin bir güçlüklerle geçen deneyimleri üzerine kuruldu. Hep kötü şeyler mi miras aldık, kesinlikle hayır. İyisi ile kötüsü ile yaşanan tecrübelerin üzerine inşa edildi Türkiye Cumhuriyeti. Esasında Cumhuriyet, bir adam olma, ahlaklı ve erdemli olma, çağdaş olma, uygar olma, Türk kadınını toplumsal yaşama sokma ve kutsal dinimiz İslam’ı hak ettiği yere ulaştırma projesidir.

İşte bunların bilinmesi istenmez. Çünkü özlem Osmanlı’yadır. Size düşen görev ise etrafınızı aydınlatmaktır.

Son söz olarak Galatasaray stadının açılış töreninde Sayın başbakanımız ve diğer hükümet üyeleri seyirciler tarafından protesto edilmiş ondan bahsetmek istiyorum.

Ne bekliyordunuz?

Uyguladığınız politikalara, demokrasiyi hiç sayan davranışlarınıza, Cumhuriyetimizin kurumlarına yapılan saldırılara sessiz kalmanıza ve hatta memnun olur tavır ve hareketlerinize, devletin gücünü hoyratça kullanmanıza kızan o kadar çok insan var ki!

Biliyorum hazırlıksız yakalandınız, devletin gücünü kullanarak, bindirilmiş kıtaları stada getirip organize etseydiniz, şak şakçılarınız sizi alkışlardı. Erzurum’da da öyle yaptınız ve Dadaş’ları aldatarak elin Yorgo’suna!

“Erzurum seninle gurur duyuyor” sloganı attırdınız.

Bu akşam izledim medya sizin korkunuzdan olayı yok saydı adeta geçiştirdi. Sayın Başbakanım sizi sevmiyorlar gerçekten korkuyorlar. Sakın etrafınızdakilere aldanmayın sizi ilk terk edecek onlar olacaktır.

Bugün güzel bir şey duydum katılır mısınız?

“Güdümlü şakşakçılar yerine onurlu ıslıkçılar”

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(2)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com