Dinci Kalkışma

Gazetelerde; “Hükümet, 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından askeri okulları kapamak için düğmeye bastı” haberini okuyunca, gözlerime inanamadım. Sanırsınız ki, darbe girişiminin müsebbibi askeri okullardır! Askeri okulları kapatma niyetinin yanlış olduğu kadar; gerçek sorumluluğu örtme, halkın gözünden kaçırma ve günah keçisi bulma operasyonu olduğundan asla şüphem bile yoktur.

Öncelikle; toplumsal mühendislik ve iktidarın gemi azıya almış gücü ile örtülmeye çalışılan bazı gerçeklerin altını kalın çizgilerle çizelim: Darbe girişimi, gerçekte bir dinci kalkışmasıdır. Dinci kalkışma; Cumhuriyetimizin kurucusu ve Aydınlanma Devrimlerinin önderi Atatürk’ü “deccal” olarak gören “Siyasal İslamcıların” işidir. Bu kalkışma; küçük yaşta akılları Cemaatin lideri ve tarikat şeyhi tarafından ipotek altına alınmış ve askeri okullara sokulmuş ama tasfiye edilmeleri engellenmiş kanserli hücrelerin işidir.

Arkasında Emperyalizm Var!

Darbe; 17 yıldır Amerika’da “Hicrette” yaşayan, Humeyni gibi dönmeyi ve halife olmayı bekleyen, bunun için yanıp tutuşan, müritleri tarafından mehdi olarak görülen bir meczubun işidir. Tabii ki bu girişimin arkasında, emperyalizmin ülkemiz ve bölgemize ait planlarının realizasyonuna yönelik gücü ve desteği vardır.

Cemaatin kalkışma yapacak güce gelmesinde en büyük vebal; 14 yıldır iktidarda bulunan, “Ne istediniz de vermedik?” yaklaşımı içinde olan AKP İktidarlarınındır. Cemaatin, başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmak üzere; devletin içindeki yapılanması ve yuvalanması, AKP’nin iktidara gelişi ile birlikte geometrik dizi şeklinde artmıştır. Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki kumpas operasyonları ile TSK’ya karşı yapılan itibarsızlaştırma saldırılarının arkasında, hep AKP İktidarları olmuştur.

Aldatıldık ve Kandırıldık!

AKP İktidarlarının en tepesinde bulunmuş ve hala bulunmaya devam eden yetkili ağızları; “Aldatıldık ve kandırıldık” diyorlar. Hukukçular daha iyi bilir ama, bana sorarsanız böyle demek sorumluluktan kurtarmaz. Eğer kurtarıyorsa, yargılanmaları sırasında darbeciler de; “Fethullah Gülen bizi aldattı ve kandırdı” der ve kurtulurlar.

Pensilvanya’ya gidip el etek öpenler, şefaat dilenenler, Orta Asya, Kuzey Irak ve Afrika gibi yerlerde yapmak istedikleri ticari girişimler için destek isteyenler, siyasi ikbal için yardım alanlar ve para yardımı yapanlar darbecilerin yargılanması sırasında yardım ve yataklıktan sorgulanmayacaklar mı?

Biz de Pensilvanya’ya gittik ama; eylem koymaya, hesap sormaya, ülkemiz, bölgemiz ve dünya barışı için ne kadar büyük tehdit olduğunu anlatmaya ve darbeci olduklarını söylemeye! Niçin bize kulak asmadınız zamanında? Hatta; Cemaatin düşmanlığını kazandık ve bize saldırıp hedef gösterdiler, niçin bizi korumadınız?

Kalkışmanın İklimini Kim Yarattı?

Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır” sözleri tarihsel tecrübenin ürünüdür. Osmanlı’nın enkaz ve yarı sömürge haline gelişinin esas nedeni; Ortaçağ düşüncesinden akılcı ve bilimsel düşünceye geçememiş olmaktır!

Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimleri; toplumu çağdaşlaştırmak ve akılcı ve bilimsel düşünce sistemine geçirmek için yapılmıştır. Ama 14 yıllık AKP İktidarları döneminde bu kazanımlar, başta demokrasinin olmaz ise olmazı laiklik olmak üzere, bir bir aşındırılmıştır. İşte bu iklim, 15 Temmuz’da yapılan “Siyasal İslamcı” kalkışmaya zemin hazırlamıştır.

Ne Yapmak Lazım?

Bu kalkışma girişimini yapanların üzerlerindeki üniformalar ve ellerindeki modern silahlar sizi yanıltmasın. Esasında; bunların kafa yapısı ve zihniyetinin, Kubilay’ın kafasını kesenlerden farkı yoktur. Kalkışmaya yönelik emirleri asker olan amirlerinden değil, imamın ordusundaki hiyerarşik yapıdan almışlardır. Özetle söylemek gerekirse; 15 Temmuz’daki dinci kalkışmayı “İmamın Ordusu” planlamış ve yapmış, “Kemal’in Ordusu” engellemiştir.

Gelecekte benzer kalkışmaları engellemek, Harp Okulları’nı tartışmaktan ve Askeri Liseleri (Deniz Lisesi, Kuleli, Bursa Işıklar ve Maltepe Askeri Liseleri) kapatmaktan değil; çağdaş düşünmeyi gerçekleştirecek, bilim egemen kafalı ve eleştirel akla sahip nesiller yetiştirecek akılcı, bilimsel ve laik eğitimin önünü açmaktan, ihtiyaç fazlası İmam Hatip Okulları’nı kapatmaktan geçer!

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com