Dün (28 Ocak 2019), “Tek Kişilik Ordu” olarak haklı bir üne kavuşan Şükrü Server Aya’yı Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verdik. Daha doğru bir ifade ile; “Tek Kişilik Ordu şehit oldu!” Yaşamını kaybeden bir insanın içinden çıktığı toplum, millet veya insanlık için değerini arttıran en önemli iki kıstas; yaşamı süresince içinden çıktığı toplum, millet veya insanlık için yaptıkları ve yerinin kolayca doldurulabilecek olup olmamasıdır. İşte bu kıstaslar üzerinden duygusallığın ötesinde yapılan bilimsel bir değerlendirme ile Şükrü Server Aya, eşsiz bir insandı.

Halen üzerinde yaşadığımız toprakları bölüp parçalayabilmek için vizyona sokulan emperyalist projelerin en önemlilerinden biri olan “Ermeni Soykırımı” konusunda gerçek bir otorite ve başvuru kaynağı idi! Üçü İngilizce olmak üzere; beş büyük, iki küçük kitap yazdı. Kitaplarının bazılarının tuğla kalınlığında olması ve dünyaca meşhur tarihçilerin dikkatini çekmesine rağmen her şeyi bildiğini zanneden yetkililerimizin dikkatini çekemedi.

Babası MAH’a çalıştı!

Şükrü Server Aya, Osmanlı döneminde Tuna Nehri boyunda denizcilik yapması için 19. Yüzyılda Trabzon’dan getirilen ve Tuna Nehrinin Karadeniz’e döküldüğü yerde bulunan bir liman kenti olan Sulina’ya yerleştirilen bir ailenin evladıydı.

1930’da Romanya’nın Galati (Kuman Türkçesinde kale anlamına gelir) şehrinde dünyaya geldi. Ağustos 1939’da Sovyetler Birliği’nin bugün Moldova olarak adlandırılan Besarabya bölgesini işgal etmesi üzerine; ailesiyle Türk bayraklı bir yük gemisi ile kaçarak anavatan Türkiye’ye, İstanbul’a gelir. Ama baba Kazım Aya tekrar Romanya’ya, görevinin başına döner! Çünkü; Türkiye için, Türkiye’nin güvenliği için kurulan MAH’a (Bu teşkilat 22 Temmuz 1965’den sonra MİT adını almıştır) Romanya’dan istihbarat toplamakta ve göndermektedir.

Kahramanlık, Hainlik Gibi Biraz Kalıtımsaldır

Şükrü Server Aya, kahraman bir aileden gelmektedir. Hainlik gibi kahramanlığın da biraz kalıtımsal olduğunu biliyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918), Çanakkale Cephesi açıldığında Şükrü Server Aya’nın babası ve amcası, hiçbir talep olmadığı ve Osmanlı’nın sınırları dışında yaşadıkları halde yürüyerek Çanakkale’ye gelirler; savaşa gönüllü olarak katılmak için! Amcası şehit olur, babası Kazım ise denizci olduğu için Yavuz gemisinde görevlendirilir ve savaştan sonra tekrar Romanya’ya döner.

Şükrü Server Aya; ilk, orta ve lise öğrenimini takiben, bugünkü adı Boğaziçi Üniversitesi olan Robert Kolej’e kabul edilir. Babasının 1951’de bir deniz kazasında yaşamını kaybetmesi üzerine, Amerika’daki Ucla Üniversitesi’nden burs almasına rağmen eğitimine ara verir ve ailesini destekler. Daha sonra tekrar okuluna döner ve 1953’de mezun olur.

Yargısız İnfaz mı Söz Konusuydu?

Mezuniyetten sonra kendi şirketini kurar, uluslararası ticarete başlar ve yaklaşık 50 yıl hem dünyayı gezer hem de para kazanır. Daha sonra, yaşı ilerleyince işlerini tasfiye eder, keyfine keyif katacağına, balık tutup arkadaşlarına avcı hikayeleri anlatacağına, o yine zorlu bir mücadeleyi seçer.

Çocukluğunun geçtiği Arnavutköy’de, okul sıralarında ve iş hayatında çok fazla sayıda Ermeni ile ilişki kurmuş ve arkadaş olmuştur. Robert Kolej’de de birçok Ermeni arkadaşı olmuştur. Fakat; Ermeni iddiaları konusunda kafası karışmakta ve kuşku duymaktadır. Tarihe meraklıdır ve sonunda karar verir; 1915 olaylarının gerçek yüzünü araştıracaktır. Gerçekten ataları olan Türkler soykırım yapmış mıydı? Yoksa yargısız bir infaz mı söz konusuydu?

Diasporanın Korkulu Rüyası Oldu!

Karaköy’ün çok iyi tanınan başarılı bir iş adamı iken, 2004 yılında National Geographic’te yayımlanan “Ermeni Soykırımı” kapağını gördükten sonra ilan vermek ve gerçekleri anlatmak ister. İlanı kabul edilmeyince, mücadelesini yoğunlaştırır. Sadece kendi gücü ve kendisine destek olan sevdikleri sayesinde araştırmalar yapan, yabancı arşivlerde bulunan belgeleri ortaya çıkaran ve gerçekleri dünyanın görmesi için kitaplarını öncelikle İngilizce bastıran Şükrü Server Aya, ölüm tarihinin bir hafta öncesine kadar zehir gibi çalışan aklı ile inanılmaz bir mücadele gösterdi ve Ermeni Diasporasının korkulu rüyası oldu.

Şükrü Server Aya, “Ermeni Soykırımı” iddiasının emperyalist bir yalan olduğunu -hem de yabancı arşivlerden çıkardığı belgelerle- ispatladığı kitaplarının yanında, Ermeni Diasporasının iddialarını tek tek çürüttüğü yaklaşık 7000 belgelik arşivini miras olarak bıraktı bize. Arkasında devlet desteği olmadan Ermeni Diasporası ile savaşıyordu ve soykırım iddialarının bir arka planının olmadığını gösteriyordu! Sanırım, ölümüne en çok Ermeni Diasporası sevinmiştir.

50 Yıl Sonra Bile Referans Yapılacak!

Şükrü Server Aya, hiçbir zaman Ermenilere karşı bir husumet içinde olmadı. Ermenilerin de Anadolu’nun kadim halklarından biri olduğunu hep söylerdi. Evet, Ermeniler acı çekmişti ama bunun nedeni emperyalizmin yalanlarına inanmaları ve peşine takılmalarıydı. Tabii ki bu, tüm Ermenilere şamil edilemezdi! Ama bilinmeliydi ki; Türkler de en az Ermeniler kadar acı çekmişti! Şükrü Server Aya şöyle derdi; “İyi veya kötü millet yoktur, iyi veya kötü insan vardır!”

Ne yazık ki basınımız, bazı istisnaları saymazsanız genel olarak Şükrü Server Aya gibi bir değerimizi kaybedişimizi haber bile yapmadı! Ne anlama geldiğinin takdirini okuyucularıma bırakıyorum. Bugün çok satılan popüler kitapların neredeyse büyük çoğunluğu, beş yıl sonra çöp olacak ve bilimsel bir değerinin olmadığı anlaşılacak. Ama Şükrü Server Aya’nın bugün popüler olmayan kitapları ise 30 yıl, 40 yıl ve hatta 50 yıl sonra bile yüksek lisans ve doktora tezlerinin kaynakçalarına dahil edilen, referans gösterilen ve alıntı yapılan kitaplar olmaya devam edecek.

Asıl Sen Bize Hakkını Helal Et!

Çağdaş toplumlarda, bir insanın saygıdeğer olup olmadığı biyolojik yaşıyla, ak sakallı olup olmamasıyla, dindar ve çok ibadet edip etmemesiyle değil, içinden çıktığı toplum ve insanlık için katma değer üretip üretmemesiyle ilgilidir. İşte bu nedenle; Şükrü Server Aya ilerlemiş yaşı nedeniyle değil, gelecek nesiller de dahil Türk Milleti ve insanlık adına ürettiği ve sağladığı katma değerler nedeniyle saygıdeğerdir.

Dün, Levent Camii’ndeki cenaze töreninde imam Şükrü Server Aya için “Nasıl bilirdiniz?” diye sordu ve “Haklarınızı helal edin” dedi. Esasında formalite bir soruydu! Çünkü hırsızların, uğursuzların, kul hakkı yiyenlerin ve ihalelerden komisyon alanların da arkasından “İyi biliriz” deniyor ve helal edilmeyecek haklar helal ediliyordu! Dün ben sizin de adınıza “Asıl sen bize hakkını helal et” dedim.

Satırlarımı Veysel gibi bitirmek isterim:

Ben giderim adım kalır
Dostlar beni hatırlasın
Şükrü gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın…

Sosyal Medyada Paylaşın...
  • 39
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    39
    Shares