Cumhurbaşkanı Kim Olmalı?

Sevgili okurlarım merak ediyorum, ne olursa Erdoğan liderliğindeki AKP hükümeti kendini utanma, arlanma ve sorumluluk duygusu içinde hissederek istifa eder veya böyle onurlu bir davranışı düşünebilir?

Sizde bir düşünün beraber tahlil edelim! Hırsızlık, uğursuzluk ve yalancılık yapmak, rüşvet olarak hediye kol saati almak, “Memurun ve hayat kadınının bahşişini önceden vereceksin” diyen birinden çikolata kutusundan avanta aldığı açığa çıkmak, kutsal kitabımızın olan Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ile makara yaptığı anlaşılmak, ülkenin çıkarlarını yabancılara peşkeş çekmek, İstanbul’un kupon arazilerinden yüzde 10 alındığı dedikodusu olmak, sorumsuzluk örneği hükümet tasarrufları nedeniyle yüzlerce insanımızın hayatını kaybetmiş olmak, gibi şeyler AKP hükümetini istifa ettirir mi?

Bence hiç kafanızı boşuna yormayın! Ülkemizin her tarafı cayır cayır yansa, Türkiye bin parçaya bölünse, yüzbinlerce insan ölse de söyleyecek bir yalan bulurlar ve kılları bile kıpırdamaz.

Soma’da olanları görüyorsunuz. Tam bir rezillik ve kepazelik! Siz Meclis’te Soma hakkında verilen araştırma önergesini reddedeceksiniz, arkasından burada önergenin gerekçesi nedeniyle kaza olacak ve yüzlerce insanımız yaşamını bir hiç uğruna kaybedecek ve siz hala koltuklarınızda oturmaya devam edeceksiniz. Böyle bir olay Afrika’nın Muz Cumhuriyetleri’nde bile olamaz!

Soma’da hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabırlar ve baş sağlığı diliyorum. Bu satırları kaleme aldığımda kayıplarımızın tam sayısını bilmiyordum. Çünkü gerçeği saklıyorlar, sayıları alıştıra alıştıra ve yavaş yavaş arttırıyorlar. Ama dışarıda 76 milyon yaralının olduğunu söylemek en doğrusu.

Bu bir cinayettir

Soma’da yaşadıklarımız bir kader veya Takdir-i İlahi değildir. Bu olay sorumluluğu su götürmez bir biçimde açık olarak Erdoğan liderliğindeki AKP hükümetine ait olan bir cinayettir. Böyle olmasına rağmen devletin gücünü kullanarak, sansürleyerek, yandaş ve sindirilmiş medya aracılığı ile Soma’da olanları daha önceki hainlikler ve rezillikler gibi halka yutturmaya çalışacaklar.

Yeri gelmişken bir tavsiyede bulunmak isterim. E. Büyükelçi ve CHP eski Milletvekili Onur Öymen’in yeni çıkan “Bir Propaganda silahı olarak Basın” kitabını okumalısınız. İşte Erdoğan bu silahla halkımızı vurmakta, “Alo Fatih” gibi emirlerle tetiğe bastırmaktadır.

Lafı dolaştırmadan söylemek isteriz. Bu yaşadıklarımız bile ileride ülkece yaşayacaklarımızın yanında hiç kalacaktır. Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarının Türkiye’ye getirdiği kan, kin ve gözyaşından başka bir şey değildir. Halen sürdürdüğümüz bu rotanın bizi götüreceği yer bölünme, parçalanma, etnik ve mezhepsel ayrışma ve çatışma, faşizm ve Ortaçağın karanlığıdır.

Bu kötü gidişi durdurabilmek için tek gücümüz birleşmektir. Bugüne kadar yaptıklarımızı tekrar ederek bu durumdan çıkabilmek mümkün değildir. Eski koşullanmalarımızı, husumetlerimizi, fikir ayrılıklarımızı ve geçmiş bakış açılarımızı toptan değiştirmek zorundayız. Çünkü tehlike ülkemiz çok büyüktür.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu kötüye gidişin durdurulabileceği ilk kilometre taşıdır. Bu konuda hinlik yapmadan işbirliği yapmak vatanseverliğin gereğidir hatta adeta farzdır.

Mükemmel iyinin düşmanıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Çatı Aday” teklifi ile çok samimi ve yurtseverce bir hamle yapmıştır. CHP tarafından ipe un sermeden mutlaka desteklenmelidir. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin Genel Başkanlığı’na gelişinin bir emperyalist proje olmadığını, olsa bile bu projenin artık bir parçası olmayacağını ispat etmek zorundadır.

Yapılması gereken çok açıktır. İşbirliği ilk turda yapılmalıdır. Kendi adaylarımızı gösterelim ikinci turda bakarız yaklaşımı Cumhuriyet düşmanlarının ekmeğine yağ sürmektir. “Çatı Aday” CHP ve MHP Milletvekillerinin ortak imzalarıyla çıkmalıdır.

Nobel’e aday seçmiyoruz. Gönül ister ama her bakımdan mükemmel aday arama lüksümüz de yoktur. Ayıca bilinmelidir ki, mükemmel iyinin düşmanıdır. “Çatı Aday”ın gerek şartı seçilebilir olmasıdır. Seçilebilir olmanın anlamı ise halk tarafından halen bilinen bir isim olmak, CHP ve MHP tabanına ters gelmemek, oylarını alabilmek ve sağdan sola geniş kitleleri, mütedeyyinlerimiz de dahil olmak üzere kucaklayabileceği algısını yaratabilmektir. Yeter şart ise Cumhuriyetçi olmak, Cumhuriyetin ideolojisine ve devrimlerine yürekten inanmak ve savunmaktır. Böyle bir aday TBMM’de de, dışarıda da var. Yeter ki, bulmak isteyin.

Atatürk’ün oturduğu o makamda, edepsizlik yapan, vatandaşına “al ananını git diyen” ve yumruk atan, hoşgörüden nasibini almamış, geçmişinin ve servetinin hesabını veremeyen, kurucu ideolojimizle barışık olmayan, kahramanlarımıza karşı husumet içinde olan, ilahi mesajı doğru anlamamış, Türk Ulusal kimliğine düşmanlık eden, padişahlık özlemi içinde olan ve demokrasiyi istediği durakta inebileceği tramvay olarak değerlendiren birisi görülmek istenmiyorsa CHP ve MHP “Çatı Aday” da birleşmelidir. Gerisi lafı güzaftır!

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com