Capitano

Geçen hafta cuma gecesi önemli dersler alınması gereken bir deniz kazası oldu. Costa Concordia adındaki lüks yolcu gemisi İtalya ile Korsika arasında bulunan fakat İtalya sahillerine çok yakın olan Giglio Adası açıklarında kayalıklara çarparak su almaya başladı ve yan yattı. Kaza anında mürettebat dahil gemide bulunan yolcu sayısı 4229’du. Bu rakam neredeyse bir kasaba nüfusu ile eş değerdir. Örneğin kayalıklarında kaza yapılan Giglio Adasının nüfusu sadece 1500’dür.

Kazada şu ana kadar ölenlerin sayısı 7 olup 29 yolcunun akıbeti ise henüz meçhuldür. 290 metre uzunluğunda, 31 metre yüksekliğinde, 17 güvertesi ( kat ) ve 1500 kamarası bulunan dev geminin sahibi olan ve dünyanın en büyük lüks yolcu gemisi işleticisi Costa Crociere şirketinin hisseleri daha şimdiden yüzde 21 oranında değer kaybetmiştir. Görünen o ki şirket, gerek tazminatlar gerekse güven bunalımından kaynaklanan yolcu sayısındaki düşüşler nedeniyle bir süre daha zorluklara katlanmak zorunda kalacaktır.

İtalyan Sahil Güvenli Komutanlığı ile şirketin açıklamalarından ulaşılan ilk sonuç; kazaya gemi kaptanının hatasının neden olduğudur. Ayrıca gemi kaptanı kazadan sonrada hatalar zincirine devam etmiş, gemisine hakim olamamış, kendisine emanet edilen yolcuların canlarını gözetimde ihmal suçu işlemiş ve uluslararası denizcilik kuralları gereğince ‘’ gemiyi terk ‘’ talimatını verdikten sonra tüm yolcuların ve mürettebatın gemiyi terk etmesini beklemeden gemiyi terk etmiştir.

Bu kaza olayından alınabilecek çok dersler var. Ama ağırlıkla teknik olacak bu konuda sizleri ayrıntıya boğmak istemem. Bu yüzden denizde, karada, havada ve hatta uzayda olan ve olacak kazalar açısından bir ana fikri ifade etmek isterim. Tüm kazaların yüzde 99’u insan hatasıdır. Kazalar Tanrı’nın azan veya günah işleyen insanları cezalandırma yöntemi değildir. Kazaları en aza indirmenin çözümü bilim, hatalardan ders almak ve onu tedbir olarak yaşamımıza uygulamaktan geçer. Her tedbirinde bir maliyeti olduğu asla unutulmamalıdır.

Geminin sevk ve idaresi ile bunun sonucunda olabilecek her türlü olaydan sorumlu olan kişiye kaptan denir. Türkçeye 15.yüzyılda İtalyanca capitano kelimesinin dilimize uygun söylenişi ile önce kapudan, sonra değişerek kaptan olarak girmiştir. Kaptan, gemisinin tüm yaptıklarından ve yapamadıklarından sorumludur.

İtalyan Capitano Francesco Schettino, Costa Concordia adlı lüks yolcu gemisi ile Giglio Adası açıklarında kayalara çarparak kaza yapmış, can ve mal kaybına neden olmuş ve şirketini büyük zarara uğratmıştır. Kaptan yapmaması gerekeni yapmış Giglio adasında sahilde bulunanlara ve tanıdıklarına yakından selam vermek için rotasından çıkarak sığ ve tehlikeli sulara çok yaklaşmıştır.

Kaptanların çok büyük yetkileri vardır. Tabi ki sorumlulukları da büyüktür. Yüzlerce milyon avroluk gemiler ( Costa Concordia’nın maliyeti 450 milyon avro ) ve içindeki canlar onlara teslim edilmiştir. Ama yetkileri sınırsız değildir, her istediklerini yapamazlar, onları da sınırlayan birçoğu da uluslararası olmak üzere kurallar manzumesi vardır. Capitano Sechettino bu kuralların bazılarını çiğnemiş, rotadan çıkmış, mal ve can emniyetini riske etmiş ve sonunda kaza gelmiştir.

Biliyorsunuz bende denizciydim. Mesleğimin başında 20’li yaşlardayken bir gün riskli ama bir o kadar da başarılı bir gemi manevrası yapmıştım. Bunu izleyen bir büyüğüm ‘’ harp olmadığı sürece devletin malı ve sana emanet edilen can riske atılmaz ‘’ demişti, başarılı olmama rağmen. Haklıydı!

Ülkeler de gemi gibidir. Sadece büyüklüğü ve içindeki can sayısı fazladır. Ülkelerinde başları, sevk ve idare sorumluluğunu elinde tutan kaptanları vardır. Parlamenter rejimlerle yönetilen bizim gibi ülkelerde bu kaptan başbakandır. Başbakanların çok büyük yetkileri ve aynı zamanda büyük sorumlulukları vardır. Ama bu yetkileri sınırsız değildir. Başbakanı sınırlayan, anayasadır, yasalardır, yargıdır, basın özgürlüğüdür, ülkenin kuruluş felsefesidir, tarihin derinliklerinden gelen ana rotasıdır ve daha bir sürü yazılı olan veya olmayan kurallar demetidir. Yani her istediğini yapamaz ve keyfi davranamaz.

Bakalım ABD’ye ve o sistemin kaptanları sayılan başkanlarına; George Herbert Bush ( 1989-1993 Cumhuriyetçi ), William Cilinton ( 1993-2001 Demokrat ), George Walker Bush ( 2001-2009 Cumhuriyetçi ) ve Barrack Obama ( 2009-görevde Demokrat ). Bu 23 yıllık dönemde iki farklı parti 4 farklı başkan ama ana rota hep aynı.

Türkiye’de 2002’de görevi alan kaptan, ülkemizi ana rotasından çıkarmış, kural tanımaz bir biçimde sığ ve tehlikeli sularda ülkemizin geleceği ve yurttaşlarımızın canını riske atmaktadır. Bilmem ilgi alanınıza girer mi? Türkiye, ekonomisi, iç huzuru, güvenliği ve dış politikası ile karaya oturmak üzeredir.

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com