Bunları Kalbi Fesat

Gerçekten bunlar, peynir ekmek yer gibi yalan söyleyen, en yakınlarına bile tuzak kurmaktan korkmayan, daima öküzün altında buzağı arayan, hedefe ulaşmak için her yolu mubah sayıp ve her bulduğu konuyu istismar eden kalpleri fesat insanlar. Nereden mi çıkardım bu sonucu? Son zamanlarda yaşadığımız üç konuyu irdeleyip takdiri sizlere bırakacağım.

  1. DÜŞEN POLİS HELİKOPTERİ

26 Mayıs 2011 tarihinde malum çevrenin internet sitesinde “Helikopter kazasında ilginç soru” başlıklı haberde şöyle diyor. “Atatürk Havalimanından kalkan bir polis helikopteri 20 Mayıs 2011 tarihinde saat 16:20’de İstanbul Boğazı’nda denize düşmüş ve dört kişi hayatını kaybetmiştir. Helikopteri kaza yerine 35 metre uzaklıkta SAT komandolarının değil, Balat’tan bölgeye gelen Deniz Polisinin bulduğu ve asıl görevi sualtı arama kurtarma operasyonları olan SAT komandolarının kazaya anında müdahale etmediğinin merak konusu olduğu belirtilmiştir.”

Bu haber külliyen yalandır ve TSK, Deniz Kuvvetleri ve SAT’ları Türk Halkının gözünde itibarını düşürmeye yöneliktir. Normal bir ülkede yaşıyor olsaydık Savunma Bakanlığı suç duyurusu yapar ve işlem başlatırdı. Sizce yapar mı?

Doğrusu nedir?

Kazazede İstanbul Emniyet Md. Yardımcısı Kemal Özdemir saat 16:30’da yani 10 dakika sonra Deniz Kuvvetleri K.lığına ait bir deniz aracı ile denizden alınarak İstanbul Boğaz K.lığı revirinde ilk müdahalesi yapılmış. Diğer kazazedelerin aranması maksadıyla Deniz Kuvvetleri K.lığına ait iki karakol botu, bir kurtarma gemisi ve iki dalgıç timi saat 16:40’da olay yerine intikal ederek arama kurtarma faaliyetlerine başlamış. Saat 1900’da Tuzla adlı karakol gemisinin sonarı ile helikopterin enkazı tespit edilmiş. Saat 20:00’de Deniz Kuvvetleri K.lığı unsurlarına destek veren Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti ve Deniz Polisi ile birlikte enkazda bulunan dört cenaze denizden çıkarılmış. Ertesi günü (21 mayıs 2011) Deniz Kuvvetlerinin AG-5 kurtarma gemisi ve dalgıçları tarafından helikopter enkazı denizden çıkarılarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkililerine teslim edilmiştir.

Esasında haberin ana ruhu şuydu. Biz denizcilere ve SAT’lara tuzak kurduk onlarda bize misilleme yaptılar. Çünkü o zihniyet yalancıdır ve gerçekten öyle yapardı. O nedenle inanamıyorlar. Biliyor musunuz? Yalancının en kötü huyu söylediklerini başkalarına inandıramaması değil başkalarının söylediklerine bir türlü inanamamasıdır.

  1. ORAMİRAL NEJAT TÜMER’İN ÖLÜM İLANI.

10’uncu Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer’in vefatı üzerine Genelkurmay Başkanlığı her zaman yaptığı gibi olağan bir ölüm ilanı veriyor. Fakat kötü niyetin, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın, saldırının, istismarın, sonu olmadığını değerlendiremiyor.

Yine malum çevrenin gazetesinde bir haber! Ölüm ilanı içindeki komutanın ne zaman mezun olduğunu ve sırasını gösterir 1944-1980 numaralarını şöyle yorumluyor. “Tümer’in üniformasını 1980’de değil 1983’de çıkardığını Genelkurmay Başkanlığının 1944-1980 yazarak Tümer’in 12 Eylül darbesinden sonraki yılları askerlikten saymadığı”

Hoppala! Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı. Güler misin ağlar mısın? Ne kadar trajikomik değil mi?

Tabi ki Genelkurmay Başkanlığı açıklama yapıyor, bunlar sus pus. Allahtan komutanın sicilinin son dört numarası 1997 ile bitmiyor. O zaman 28 Şubat ile ilgi kurarlardı. Gülmeyin, muhtemel 1997 numaralı komutan da var. Yaşıyorsa uzun ömürler, yaşamıyorsa Allahtan Rahmet dilerim.

  1. TÜRKİYE HAZIR HEDEF 2023

Para bol, gazeteler sayfa sayfa bu ilanlarla dolu. Geçenlerde bir arkadaşımı beklerken elime geçen bir gazetede görüp içeriğini okumak imkanını buldum. Bir kere hedefin olabilmesi için temelin olması lazım. Fakat sen 1923’e, onun arkasındaki mücadeleye ve felsefesine inanmamışsan bunun üzerine inşa edilecek 2023 hedefin olamaz ki.

Tam sayfa bu ilanda içi boş büyük laflar edilmiş. Amaç az eğitimli insanları kandırmaya yönelik. Hepsini okudum içinde doğru bir şey bulamadım dersem abartı etmemiş olurum.

Alt başlıklarda bir tanesine bakalım acaba söyledikleri doğru mu?

“Türkiye’nin ilk savaş gemisi MİLGEM ülkemizde tasarlanarak inşa edildi ve hizmete girdi” deniyor reklamda. Bir kere bu hükümetin zerre kadar katkısı yoktur bu projede. Bu arada adı Heybeliada olan bu geminin daha hizmete girmediğini de söylemek isterim. Harp gemisi dizayn edip yapmak uzun soluklu bir iş olup çalışmalarına 1993’de başlandığını biliyor musunuz? Bu harika, dünyada bile eşi bulunmayan savaş makinesini kim yaptı biliyor musunuz?

Aşağılanmaya, itibarsızlaştırılmaya çalışılan ve yürütülen operasyonlarla fuhuşçu, darbeci, ahlaksız ve casus olarak yaftalanmaya gayret edilen ve ortaçağ medresesinden değil bu topraklardaki aydınlanmanın ilk kalesi olan Deniz Harp Okulundan mezun olan denizciler yapmıştır.

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com