Bu Ne Yaman Çelişkidir

yeni yazı kapak

Cumhurbaşkanı Erdoğan; ABD’de, Birleşmiş Milletler(BM) 71. Genel Kurulu’nda, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni anlattı. Boş Genel Kurul salonuna konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Bu kürsüden tüm dostlarımıza kendi güvenlikleri için ve ülkelerinin geleceği için, FETÖ’ye karşı gerekli önlemleri almaları çağrısında bulunuyorum. FETÖ ile mücadele etmezseniz, yarın çok geç olabilir” dedi.

Bu ne yaman çelişkidir! Bakınız; 2010’da istifa ederek meslekten ayrıldıktan sonra, diyar diyar gezerek, ekran ekran dolaşarak biz bunları anlattık. Cemaatin büyük tehlike olduğunu, Ergenekon ve Balyoz tipi kumpas davalarının arkasında emniyetteki, yargıdaki, askerdeki, medyadaki uzantıları vasıtası ile Gülen Cemaatinin olduğunu, darbeye hazırlandıklarını anlattık, gazetede ve internet sitelerindeki köşelerimizde yazdık. Ama bize kulak asmadılar, hatta düşmanlık yaptılar!

Gülen Dünya Barışı İçin Tehdit!

2013’de; Gülen Cemaati ile iktidar halvetken, işbirliğinde sınır tanınmazken, içilen su ayrı gitmiyorken ve aynı kaba yapılırken biz Pensilvanya’ya gittik. El etek öpmeye ve şefaat dilenmeye değil! Eylem koymaya ve hesap sormaya! Gülen’in Pensilvanya-Saylorsburg’da bulunan malikanesinin önünde konuşma yaptık ve ABD basınına açıklama yaptık; Gülen’in sadece Türkiye için değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda söylediği gibi, dünya barışı için tehdit olduğunu gerekçeleri ile anlattık.

Ayrıca; New Jersey’de, Türklerin ve Amerikalıların katıldığı bir panel yaptık. Burada; Gülen’in okullarında görev yapmış ve ABD yasalarının nasıl çiğnendiğine tanıklık etmiş Türk ve Amerikalı öğretmenlerle birlikte, Cemaatin ne olduğunu anlattık. Gülen’in esas amacının; TSK başta olmak üzere, devletin içine sızarak darbe yapmak, Türkiye’ye dönmek ve İslam Devleti kurmak olduğunu anlattık. Bunun karşılığında hep düşmanlık gördük, aynı şeyleri Türkiye’de anlatamayalım diye, bizim merkez akım medyaya çıkmamızı engellediler.

Gül Gibi Geçinip Gidecek miydiniz?

Bunları yaparak, risk aldık. Gülen’in malikanesinin önünde konuşurken ve eylem koyarken, Cemaatin adamları pervasızca biraz da başlarını sallayarak; “Biz sana bunun hesabını sorarız” edasıyla bakıyor ve boy boy fotoğraflarımızı çekiyordu! Türkiye’ye döndükten sonra da Cemaatin medyadaki adamları bize operasyon yaptılar! Nerelerdeydiniz?

Biz; “Gülen ülkemiz, insanlık ve dünya barışı için tehdit” derken, siz işbirliği yapmaya devam ediyordunuz. Sizin Cemaate sunduğunuz imkanlarla vatanseverler, askerler ve aydınlar içeri atılırken kıs kıs gülüyor ve seviniyordunuz. Ama Cemaat namluyu 17-25 Aralık’ta size döndürünce, kıyameti kopardınız! Bu gerçeği bütün dünya biliyor, siz biliyor musunuz? Size bir sorum var; Cemaat namluyu size çevirmeseydi, bugün hala gül gibi geçinip gidecektiniz değil mi?

Türkiye Algısı Değişiyor

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı konuşma yaparken BM Genel Kurulu salonunun boş olması, tepkinin bir ürünü. Bunu size danışmanlarınız söyledi mi? Bakın, tüm dünya ülkemizde parlamenter sistem olduğunu, bunun başının da Başbakan olduğunu biliyor! Ama sizin, Anayasamız öngörmediği halde, fiili başkanlık yetkilerini kullandığınızı da biliyor, ülkemizde basın özgürlüğünün, hukukun ve bağımsız yargının olmadığını da!

Geçenlerde, merkez akım medyadan bir köşe yazarı yalakalık olsun amacıyla; “Türkiye Algısı Değişiyor” diye yazmış. Yalan söylüyor! Ülkemiz umuruna değil. Amacı; gazetedeki yerini korumak, gündemde kalmak ve sizin uçağınıza binmek!

Bu mu İyiye Giden Algı?

Der Spiegel, bu ay içinde “Türkiye Özel Sayısı” çıkardı. Sadece kapağına bakmak bile yeter. Hedefte, Cumhurbaşkanı Erdoğan var. Dergide; 15 Temmuz Darbe Girişiminden, arkasındaki Cemaatten ve emperyalizmden tek söz yok. Türkiye’yi; “Özgürlüklerini kaybeden bir ülke” olarak niteliyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kastederek; “Diktatör, kendi şehirleri ile savaşıyor” gibi, skandal ifadelere yer veriyor. Kapak resmi ise fecaat! Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resminin altındaki Cami’nin minareleri füze şeklinde. Almanya’da, tüm medya Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye ile meşgul ama, olumsuz olarak. Tüm Avrupa, hemen hemen bu durumda. Amerika ise, malum. Soruyorum; bu mu iyiye giden Türkiye algısı?

2000-2003 arasında, görevim nedeniyle Londra’daydım. 2003 Irak müdahalesi öncesi, Saddam ve Irak için yapılan kampanyayı yakından izledim. Şu anda aynısını bize yapıyorlar, bilesiniz!

Ben size doğrusunu söyleyeyim; Türkiye algısı ve özellikle sizinki, çok kötüye gidiyor. Bakın; ben böyle yazarak kendimi riske ediyorum ama, ülkemi seviyorum. Sevmek, kuru kuruya “seviyorum” demekle olmaz. Ülkeniz için fatura ödemiyor, katma değer üretmiyor, taşın altına elinizi sokmuyor ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze almıyorsanız; “ben ülkemi çok seviyorum” sözü boş bir laftan ibarettir.

Türker Ertürk

Beğendim(7)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com