Bazıları Gözümüze Bakamıyor

E. Tuğamiral Şafak Yürekli, geçtiğimiz Cuma Günü (29 Ocak 2016) facebook sayfasında; “Bugün Askeri Casusluk davasından da beraat ettim. Böylece, sanık yapıldığım tüm davalardan beraat etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Cumhuriyet Donanmasına ve onun yetiştirdiği Atatürk’ün Askerlerine kurulan en büyük kumpaslardan biri olan ve sanıklarının yüzde 95’ini denizcilerin oluşturduğu, en kıdemli sanık olduğum İstanbul Askeri Casusluk davası, bugün beraatla sonuçlandı. Savcının tüm sanıkların beraatını talebinden sonra, Mahkeme Başkanı kararı açıklamadan önce; bu davanın isminin Askeri Casusluk Davası olamayacağını, olsa olsa “Dijital Terör davası” olabileceğini söyleyerek, sanıkların tamamının beraatına hükmettiklerini açıkladı.

Kendi evlatlarını koruyamayan TSK’nın bu süreçte bana göre en büyük kaybı; personelinin tasfiye edilmesinden oluşan çok değerli insan kaybından ziyade, tekrar tesisi uzun yıllar alacak güven ve itibar kaybıdır. Dik duran şerefli komutanlarımı tenzih ederek, bu süreçte astını koruma ve kollama görevini yapamayarak vebali olan komutanların yaşamları boyunca en büyük cezaları, varsa bizzat kendi vicdanları olacaktır. Saygılarımla” demiş.

Dijital Terör

Şafak Yürekli; mezuniyetinden itibaren tanıdığım, gerçekten soyadı gibi yürekli, çalışkan, nitelikli, deneyimli ve iliklerine kadar Atatürkçü bir asker ve denizciydi. Bugün görevinin başında olması gerekirdi. Ama kumpas operasyonları ile tasfiye edildi. Mahkeme Başkanı’nın söylediğini biz tam 5 yıl önce, 2011’de yazdık, televizyon ekranlarında anlattık ve Beşiktaş’ta Özel Yetkili Mahkeme’de ifade ettik. Hatta bu durumu; 15 Şubat 2011 tarihinde, aynen Mahkeme Başkanı’nın dediği gibi, “Dijital Terör” başlığı ile köşe yazımızda yazdık. Ayrıca; bu terörün arkasında ABD, AKP ve Cemaat’in olduğunu da söyledik. O zamanlar bunları söylemek, her babayiğidin harcı değildi.

Şafak Yürekli’nin bu mesajına yanıt, aynı gün E. Koramiral Kadir Sağdıç’tan geldi:

“Sevgili Şafak Amiralim, tespitlerinize noktası ve virgülüne kadar katılıyorum, duygularınızı ve acılarınızı paylaşıyorum. Ailece sizlere ve ailelerinize geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Ama sizler gibi, 3 ayrı kumpas iddianamesinden iki kere ağırlaştırılmış müebbet ve onlarca yıl ağır cezadan yargılanmış biri olarak biliyorum ki; ben dahil kimse bu çirkin kumpas davalarından yargılanan bir diğerinin acılarına ve duygularına gerçek anlamda empati yapamaz. Her birimizin ruhunda tedavisi mümkün olmayan travmalar yaratan bu hunhar mezalimi lanetliyorum. Ömrümün sonuna kadar da; her hainin, işbirlikçilerinin ve yetki/sorumlulukları dahilinde, masumiyetimizi bildikleri halde sessiz kalanların ilahi adalete vereceği hesabı gözleyeceğim. Umarım bundan sonra hepiniz ailece, esenlik içinde ömrünüzü sürdürürsünüz. Sağdıç ailesi adına, Kadir Sağdıç”

Sessiz kalanlarla hainleri aynı kefeye koyan, yakından tanıdığım ve gerçekten üstün niteliklere sahip olduğuna inandığım Kadir Sağdıç da bugün görevinin başında olmalıydı. Ama o da kumpas operasyonları nedeniyle tasfiye edildi.

Esas Kumpas Kime Kuruldu?

Balyoz, Askeri Casusluk ve Genelkurmay’a hakaret davalarında yargılanıp beraat eden E. Deniz Kurmay Albay Koray Eryaşa; “Bu davalarda Fethullahçı polisler ve hakimler açığa çıktı ama TSK içindeki Fethullahçılar açığa çıkmadı” diyerek dava açacağını söylüyor. Koray Eryaşa da bugün görevinin başında olmalıydı. Pırıl pırıl, Atatürkçü ve yetenekli bir subayımızdı ama onu da kumpas davalarıyla tasfiye ettiler.

Kumpas, gerçekte Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kurulmuştu. “Darbecileri temizliyoruz” söylemi, tam anlamıyla bir algı operasyonuydu. Esasında; bunun arkasına saklanarak fiili darbe yapılıyordu. ‘Açılım’ın önünü açabilmek, Türkiye’nin bir bölümünü Suriyeleştirmek, Cumhuriyetin kurucu ideolojisini yok edecek ‘Yeni Anayasa’ için elverişli koşulları yaratabilmek, Rusya ve İran’la bizi itiştirip kakıştırabilmek ve kırmızıçizgilerimizi yok edebilmek için bu kumpaslara ve askerlerin içeri atılmasına ihtiyaç vardı. Bunlar olmasaydı; Genelkurmay Başkanı Sünni Şer İttifakının lideri Suudi Arabistan’a gider miydi?

Koray Eryaşa haklı, TSK hala temizlik yapmadı. İşbirlikçiler, gizli belgeleri çalanlar ve silah arkadaşlarını arkadan vuranlar hala sistemin içinde. Nereye gitsek, özel ilgi görüyoruz. Sanırım bu kumral saçlarımız, kaşlarımız ve ela gözlerimiz için değil; zamanında mücadele ettiğimiz, emrimizdekilere sahibiyet gösterdiğimiz ve hala mücadele ediyor olduğumuz içindir. Bizden büyük olduğu halde elimizi öpmeye tevessül edenler çok oldu. Sımsıkı sarılıp bırakmayanlar, çocuklarına adımızı veren ve vermeye çalışan genç subaylar da. Ama böyle olmasına rağmen; bazı general ve amiraller gözümüze bakamıyor, göz teması kuramıyor, göz kaçırıyor ve yerlere bakıyorlar. Acep nedendir sizce?

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com