Arkasında Kim Var?

Türk Silahlı Kuvvetleri niçin bu duruma düştü? Genel Kurmay Eski Başkanı niçin tutuklandı? Başka komutanlarda tutuklanabilir mi? Eğer bunlar operasyon ise arkasında kimler var? Daha bunun gibi bir sürü sorular. Halk açık ve anlaşılır net cevaplar istiyor. Ama ne gezer.

Sayın İlker Başbuğ ‘’ terör örgütü yöneticisi olmak ‘’ suçu ile tutuklanıyor. Komutan hemen sonrasında açıklama yapıyor. Tüm Türkiye nefesini tutmuş, merak ediyor ne diyecek diye? Başbuğ ‘’…Bunu tarihe not olarak düşmekte yarar görüyorum…..’’ diyor. Sayın komutanım alınma ama bu söylediğinden Anadolu insanı, 1,5 yıl önceye kadar komuta ettiğin general ve amirallerin, subayların, astsubayların, devlet memurların, şu anda vatani hizmetlerini yapmakta olan Mehmetçikler ne anlamalı?

Bugün yaşadığımız hukuksuzluğun, polis devleti uygulamalarının, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurumlarına yönelik operasyonların, Ergenekon, Balyoz, Odatv gibi operasyonel davaların bir tek nedeni vardır. ABD ülkemizi dönüştürmek istemektedir. Çünkü ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucu felsefesi, laik, üniter yapısı ve Lozan’da tescil edilen tapusu ile sorunları vardır. Bu nitelikleri ile Türkiye ABD’nin soğuk savaş sonrası ülkemiz ve bölgemiz ile ilgili olarak belirlediği ve zaman içinde geliştirdiği Büyük Ortadoğu Projesi‘ne ( BOP ) uygun değildir.

Türkiye’nin BOP’a yönelik olarak dönüştürülmesinin önünde en büyük engel Türk Silahlı Kuvvetleri‘dir. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri‘ni itibarsızlaştırmadan ve etkisizleştirmeden bu dönüşümü yapamazsınız.

Türk Silahlı Kuvvetleri‘ne ilk operasyon 1 Mart 2003 tezkeresinin TBMM’de ret edilmesinden tam 4 ay sonra 4 Temmuz 2003’de Süleymaniye’de 11 askerimizin başına çuval geçirilerek başlamıştır. Tezkerenin meclisten geçmemesinin faturası askere kesilmiştir. ABD tarafından askere yapılan suçlama ‘’ öncü rollerini oynayamadılar ’’ şeklinde olmuştur. Demek ki ABD askerden ‘’ vesayeti sürdürmesini ‘’ istemiş, demokratik yaklaşım beklememiştir. Sonraki gelişmeleri biliyorsunuz ‘’ öküzler sarısı beneklisi birer ikişer verilerek ‘’ bu duruma gelinmiştir.

ABD bu operasyonları cemaat ve kurulmasına destek verdiği AKP’nin işbirlikçiliği sayesinde yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Eğer siz arkadaki ABD’yi görmez, değerlendiremez ve adını koymaz iseniz yanlış teşhis üzerinden tedaviye geçen bir hekimden farkınız kalmaz.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı operasyonlar yoğun biçimde sürdürülürken hatta bizzat Genel Kurmay Başkanı tarafından ‘’ asimetrik psikolojik savaşa maruzuz ‘’ değerlendirmesi yapılırken bunun arkasında kim olduğu? Komutanlar tarafından yeterince anlaşılamamış, anlayanlar da ABD’nin ismini vermekten ne yazık ki çekinmişlerdir.

Bugün ülkemizde sürdürülen antidemokratik girişimlerin, hukuksuzluğun, zindanlarda çürütülen yurtseverlerin, anayasa çalışmalarının, Genel Kurmay Eski Başkanı‘nın tutuklanmasının, CHP Genel Başkanı için fezleke gönderilmesinin, çeşitli adlar altında sürdürülen uydurma davaların, Libya’da yapılanlarla, Arap Baharıyla, Suriye ve İran’da yapılmak istenenlerle çok yakından ilgisi vardır.

Tutuklamalar daha da artabilir. Çünkü aceleleri var, hem yeni anayasa konusunda hem de Suriye ve İran’da. ABD Savunma Bakanı geliyor ve anayasa konusunda ‘’ elimizi çabuk tutmamızı ‘’ söylüyor. Sana ne! Biz ABD’nin veya başka bir ülkenin anayasası ile ilgileniyor muyuz? ABD ilgileniyor çünkü BOP kapsamında bizim anayasamızın değiştirilmesi gerekiyor. Halkın böyle bir talebi var mı? Yok. Olmadığını Meclis Başkanı da söylüyor. ABD ve AB yeni anayasa istiyor. Ayrıca bizi Suriye’de ve İran’da savaştırmak istiyorlar.

Bu tutuklamalar ve operasyonlar ne zaman mı biter? Karşı darbe hukuku yeni anayasada somutlaştırılıncaya ve her yerde emperyalizmin çıkarları için ‘’ savaş ‘’ emrine direnemeyecek hale gelininceye kadar.

CHP fezlekeden sonra tepki gösterdi ‘’ Buradan okyanus ötesine sesleniyoruz, Kılıçdaroğlu’na dokunursan yanarsın ve bu işin sonucunun nereye gideceğini tahmin edemezsiniz ‘’ dedi. Okyanus ötesinin adı ne? Kılıçdaroğlu’na dokunmasak ta bir milletvekiline dokunsak olur mu? Mesela Mustafa Balbay’a, Mehmet Haberal’a ya da bir teğmene veya E.Org. İlker Başbuğ’a. Niye aynı tepkiyi vermediniz? Bakın teğmene tepkiyi verseydiniz iş buralara gelmezdi.

Sevgili okurlar tam 114 yıl önce bugün ünlü Fransız yazar Emile François Zola yargının duyarsızlığına ve haksızlığına kurban giden Yüzbaşı Dreyfus’u tüm baskılara karşı savunan ‘’ İtham ediyorum ‘’ başlıklı makalesini Fransa Devlet Başkanı‘na hitaben yazmıştır.

Fakat üzülerek söylemek gerekirse bugün böyle bir haksızlığı ve zulmü şikayet edecek bir yönetici ülkemizde bulunmamaktadır.

Saygılar sunarım.

Türker Ertürk

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com