Amerikan İç Savaşında Kızılderili Olmak

12.Cumhurbaşkanımızı seçmek için, 10 Ağustos’ta sandık başına gideceğiz. Adaylardan biri eğer yüzde 51’e ulaşamaz ise, ikinci tur seçim en yüksek oyu alan adaylar arasında 24 Ağustos’ta yapılacak. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için ilk tur 31 Temmuz-3 Ağustos, ikinci tur ise 17-20 Ağustos tarihleri arasında yapılacak.

Baskı ve ceberrutlukla seçeneksiz bırakıldık. Sunulan üç adaydan ikisi Siyasal İslamcı, diğeri bölücüdür. Özetle bize “Nereden yersen ye!” denmektedir.

Okurum, dostum ve büyüğüm olan emekli bir büyükelçi bu seçimler için; “Kendimi Amerikan İç Savaşı’nda Kızılderili gibi hissediyorum” diyor. Gerçekten haklı! Nasıl Amerikan İç Savaşı’nda Kızılderililerin geleceği açısından kimin kazandığının önemi yoksa, bu seçimlerde de Cumhuriyetimizin geleceği açısından kimin kazandığının hiç önemi yok.

Bu ihaneti yapamam!

Gelelim can alıcı soruya, kime oy vereceğiz? Evet, sandık başına gideceğim ama; sunulan seçeneklerden hiçbiri diyerek oyumu boş olarak kullanacağım.

Bilim egemen kafalı, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerine, Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine yürekten inanan ve bu konuda mücadele eden birisi olarak; dindar birisine hatta başörtülü bir kadınımıza bile oy veririm ama, Siyasal İslamcı birisine asla vermem, veremem.

Eğitimim, öğretimimim, aklım, ailemden aldığım terbiye, dedemden ve babamdan aldığım Cumhuriyetçi ve Atatürkçü miras buna engel. Bu utancı yaşayamam ve bu ihaneti yapamam. Asıl utanması gerekenler ve ihaneti yapanlar, bizi seçeneksiz bırakanlardır.

Pozisyon çok mu önemli?

“O zaman sen Erdoğan’ın seçilmesini istiyorsun!” suçlamalarını duyar gibi oluyorum. İş bu kadar basit değil. Bakın, Erdoğan’a karşı olanlar bugün ikiye bölünmüş durumda. Bana gelen binlerce mesajlardan da bunu görebiliyorum. Kim yarattı bu durumu? Halkı seçeneksiz bırakarak, adeta Erdoğan’ın daha ilk turda seçilmesinin önünü açan sizce kim veya kimler?

Yok, esasında birbirlerinden farkları, ikisi de aynı zihniyetin temsilcisi. Hatta yeniliği, daha öğretimli oluşu, sakin tavırları ile emperyal iradenin bize layık gördüğü yeni oyuncu Ekmeleddin’dir. İkisi de Cumhuriyetimize ve kurucu ideolojimize tecavüz etmek isteyen dünya görüşünü temsil ediyor. Üslup veya tecavüz sırasındaki pozisyon farklılığı sizin için çok mu önemli?

Bir başka okurum “Son genel ve yerel seçimlerde Allah kahretsin diyerek oy verdik ama bu sefer Allah belanızı versin diyerek oy vermeyeceğiz” diyor. Seçeneksizliği halka dayatmak, küfür de etseler nasıl olsa bize vermek zorundalar yaklaşımı artık tükenmiştir.

Rejim değişikliğine evet mi?

Bugün Cumhuriyetimizin niteliklerini değiştirmeye çalışıyorlar. Bu bir rejim değişikliği projesidir. Arkasında emperyalizm ve onun yerli işbirlikçileri var. Rejim değişikliği savaşla ve kan dökerek olur. Dünyanın her tarafında bu böyle olmuştur. Ve tarih bunu doğrulamaktadır.

Ülkemizde ise rejim değişikliğini “Halk böyle istiyor” diye yapmaya çalışıyorlar. Halkın direncini kırmak için de bu projeye Cumhuriyetin ve rejimin kurucu partisi CHP’yi ortak etmeye ve suça bulaştırmaya gayret ediyorlar. CHP’ye bu nedenle operasyon yapıldı. Çünkü bu ülkede muhalefette bile olsa CHP’nin evet demediği bir rejim değişikliği asla yapılamaz. YCHP söylemleri ve Ekmeleddin tercihi rejim değişikliğine bir şekilde evet demenin adıdır.

Dün beraberdiler ama, bugün şartların onu getirdiği noktada Erdoğan F Tipi Örgüte karşı temizlik yapıyor. Ergenekon ve Balyoz gibi gayri hukuki davaların silahşörleri bu örgütün elemanlarıydı. Ekmeleddin ve şu andaki CHP yönetimi, açılıma ve açılımın yasal zemine oturtulmasına itirazları olmadığı gibi destek oluyorlar. Soruyorum; aynı desteği F Tipi Örgüte karşı yapılan operasyonlara niçin vermiyorlar? Yoksa işin içinde başka şeyler mi var?

Saygılar sunarım.

Beğendim(0)Beğenmedim(0)
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

, , , , , , , , , , , ,

Her hakkı saklıdır. © erturkturker@gmail.com